YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/27098
KARAR NO : 2022/357
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
A) Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz incelemesinde:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık hakkında kurulan 19.12.2011 tarihli ilk mahkumiyet hükmünde sanık hakkında TCK’nin 207/1 ve 43. maddelerinin uygulanmasıyla 1 yıl 13 ay hapis cezası verildiği, bu hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilip, sanık aleyhine bir temyiz bulunmadığı, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 02.05.2016 tarihli, 2013/30474 Esas ve 2016/4166 Karar sayılı ilamında da ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması gerektiğinin belirtildiği, buna karşın Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda CMUK’nin 326/son maddesinde düzenlenen aleyhe bozma yasağı gereğince sanığın kazanılmış hakkının korunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 1 yıl 15 ay hapis cezası verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ceza miktarının belirlendiği paragraftan sonra gelmek üzere “CMUK’nin 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:
1) Sanığın katılan şirkette muhasebe şefi olarak görev yaptığı, şirket yetkililerinin bilgi ve rızası dışında sahte olarak düzenlediği talimatlar ile şirketin Türkiye İş Bankası Bornova Ticari Şubesi nezdinde bulunan 12761 ve 12791 numaralı hesaplarından 26.08.2010 ile 24.09.2010 tarihler arasında toplam 147.300 TL para çektiği ve uhdesine geçirdiği iddia edilen somut olayda; sanığın eylemleri sırasında Türkiye İş Bankası …. …. Şubesi’ni aracı kılmak suretiyle katılan şirketten haksız menfaat temin etmiş olması karşısında eyleminin TCK’nin 158/1-f maddesinde düzenlenen banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Kabule göre de; sanık hakkında kurulan 19.12.2011 tarihli ilk mahkumiyet hükmünde sanık hakkında TCK’nin 157/1 ve 43. maddelerinin uygulanmasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, bu hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilip, sanık aleyhine bir temyiz bulunmadığı, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 02.05.2016 tarihli, 2013/30474 Esas ve 2016/4166 Karar sayılı ilamında da ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması gerektiğinin belirtildiği, buna karşın Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda CMUK’nin 326/son maddesinde düzenlenen aleyhe bozma yasağı gereğince sanığın kazanılmış hakkının korunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 3 yıl hapis cezası verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 12.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.