YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28119
KARAR NO : 2023/8087
KARAR TARİHİ : 07.11.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/113 E., 2015/360 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
1. Şikâyetçi …’ın sanığa yüklenen suçlardan resmi belge kendisine karşı kullanılmaması keza dolandırıcılık fiilininde Ali Kendirçi’ye karşı işlenmiş olması nedeniyle doğrudan zarar görmediği ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davalarına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/113 Esas, 2015/360 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
1.Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın bir şekilde ele geçirdiği katılan … kimlik bilgileriyle düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu sürücü belgesi ile araç kiraladığı ve kira bedelini ödemediği, bu isimle araç kiralama sözleşmesi ve bono düzenleyen sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; … adına sahte sürücü belgesi yaptırdığını, araç kiraladığını, bedel olarak da suça konu bonoyu düzenlediğini beyan etmiştir.
3. Mahkemece sanığın eylemlerinin dolandıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun’un 43 ncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak, sanığın suç tarihinde ele geçmeyen sahte sürücü belgesi ile … adıyla araç kiralama sözleşmesi düzenlendiği, daha sonra yine … adına bono düzenlediğinin sabit olduğunun anlaşılması karşısında; eylemlerin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden tek resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanığın, tekerrüre esas alınan ilamına konu 5237 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hırsızlık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.Dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
1. Sanığın kamu kurumu olan Emniyet Müdürlüğünün maddi varlıklarından olan sahte sürücü belgesi kullanmak suretiyle müşteki …’den araç kiraladığı ve aracı geç teslim ederek kiralama bedelini de ödememesi şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasınının (d) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşünülerek aynı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a.Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma işlemleri yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekliliği,
b.Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hırsızlık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekliliği,
c.Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Şikayetçi … vekilinin temyiz talebi yönünden;
Ön inceleme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenle suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği anlaşılan şikâyetçi …’ın, 06.05.2015 tarihli oturumda sanıktan şikâyetçi olduğunu, ancak davaya katılmak istemediğini beyan ettiği, davaya katılma, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/113 Esas, 2015/360 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
3. Dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/113 Esas, 2015/360 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.11.2023 tarihinde karar verildi.