YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2832
KARAR NO : 2023/3651
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/166 E., 2016/75 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2016 tarihli ve 2014/166 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; beraat etmesi gerektiğine, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in, daha önceden yanında çalışan katılanın kendisine teminat maksatlı boş olarak verdiği bonoyu başkasına doldurtarak temyiz dışı sanık …’e ciro yoluyla verdiği, onun da sadece katılan aleyhine icra takibine koyduğu, bu suretle sanığın bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Sanık …, katılanın şirketlerinde sigortalı olarak çalıştığını, ayrıca şirketlerine motorin ürünleri sattığını, aralarındaki güvene binaen katılana zaman içinde traktör alması için verdiği borçlara karşılık suça konu bonoyu keşide tarihi kısmını boş bırakıp teminat amaçlı aldığını, borç zamanında ödenmeyince kendi borcuna mahsuben temyiz dışı sanığa ciro edip verdiğini beyanla suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılan, sanık …’nin kendi arazisi üzerinde kurduğu yakıt istasyonunda çalıştığını, aynı zamanda şirkete petrol, türevleri ve yem sattığından, çıkacak açık miktarını garanti maksatlı teminat senetleri aldığını, bu şekilde başkalarından da imzalı boş senet aldıklarını, sanığın aralarındaki husumetten dolayı intikam amacıyla diğer sanıkla iş birliği ile başkalarına doldurtarak icra takibi yaptıklarını, sanığa bu miktarda borçlanmasının ve sanığın da bu miktarda borç vermesinin mümkün olmadığını beyanla şikayetçi olmuştur.
4. Katılanın çocukları olan tanıklar O.K., ve Ş.A., katılanın çalıştığı iş yerinin işçilerinden teminat senedi aldıklarını, daha sonra aralarında husumet oluşması nedeniyle bu şekilde katılanın borçlanmasının mümkün olmayacağını, sanığın babası olan tanık H.Ç., sanığın katılana borç verip vermediğini bilmediğini, tanıklar H.Ç., H.Ü., N.Ö. ve Ş.K., katılanın Leasing ile traktör aldığını beyan etmişlerdir.
5. Suça konu bonoya dayalı katılan aleyhine temyiz dışı sanık tarafından 25.06.2013 tarihinde Hayrabolu İcra Müdürlüğünün 2013/711 Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, davacı katılanın imzaya itiraz ederek Hayrabolu İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/30 Esas ve 2015/3 Karar sayılı dosyasında dava açtığı, davanın ispatlanamaması nedeni ile reddine karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarihli ve 2015/17791 Esas, 2015/29537 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
6. Uzmanlık raporuna göre; bono üzerinde bulunan isimler altındaki imzaların şahısların kendi el ürünü olduğu, sahte imzanın bulunmadığı, ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazıları ile katılan ve sanıkların mevcut mukayese el yazıları arasında kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirlenmiştir.
7. Sanığın katılana zaman içerisinde verdiği borca karşılık suça konu senedi aldığını savunmuş ise de, senedin düzenlendiği tarihten yıllar önce işçi olarak çalışan katılana dönemin şartlarına göre çok yüksek sayılabilecek meblağlarda borç verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi sanığın katılana borç verdiğine ilişkin her hangi bir delil sunamadığından savunmasına itibar edilmemiş, sanıkla katılan arasında mal veya hizmet alım satımı karşılığında verilen senedin ödendikten sonra kullanılması durumu olmadığından eylemin bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturmayacağı anlaşılmış, sanığın katılandan her hangi bir mal satımı veya hizmet sunumu olmadan güvence amaçlı 2003 yılında imzalı, diğer kısımları boş olan senedi aldıktan sonra katılana iade etmemek şeklinde hukuka aykırı olarak elinde bulundurduğu bu senedi 2011 yılında boş kısımlarını doldurduktan sonra diğer sanığa ciro ederek verdiği, diğer sanığın da aleyhine icra takibi ile katılanın haksız yere zarar görmesine neden olduğundan eylemin 5237 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suça konu bonodaki borçlu imzasının imza incelemesi ve katılanın da kabulünde olduğu üzere katılana ait olduğu, katılanın aleyhine başlatılan icra takibine karşı yaptığı imza itirazının mahkemece reddedildiği ve bu karara karşı yapılan temyiz talebi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından kararın onamasına karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından; sanığın eyleminin uzlaştırma ve basit yargılama kapsamında kalan 5237 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 24.03.1989 tarihli ve 1988/1-1989/2 sayılı ilamında açıklandığı üzere, belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispatı zorunlu olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun cevaz verdiği haller dışında iddianın yazılı delille ispatının gerekeceği nazara alınarak, katılana suça konu çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı delili olup olmadığı sorularak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yargılamaya devamla suç vasfında hataya düşülerek resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2016 tarihli ve 2014/166 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’den farklı gerekçe ile, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı kanunun 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.05.2023 tarihinde karar verildi.