YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28676
KARAR NO : 2021/6561
KARAR TARİHİ : 15.09.2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.04.2021 tarih ve 2021/16640 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.06.2021 tarih ve KYB-2021/52527 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle tahsil edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçlarından sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 158/1-d,j (2’şer kez) ve 62/1.(3 kez) maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, 2 yıl 6 ay hapis (2’şer kez), 21.660,00 Türk lirası adli para ve 11.660,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2008 tarihli ve 2014/59 esas, 2018/56 sayılı kararının;
Aynı mahkemenin bir başka 09.11.2017 tarihli ve 2014/48 esas, 2017/280 sayılı kararı, … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 05.06.2018 tarihli ve 2018/722 esas, 2018/1621 sayılı kararı ile bozulduktan sonra anılan mahkemenin 2018/466 esas sayılı sırasına kayıtla derdest olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
… 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/59 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 24.04.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 07.04.2014 olduğu, … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/466 esas sayılı dosyasında ise suç tarihilerinin 20.03.2013, 22.03.2013, 24.05.2013 ve 29.03.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin ise 19.03.2014 olduğu, suçların 19.03.2014 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dava dosyaları birleştirilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Gerekçeli kararı içeren tebligatın sanığın sorguda beyan ettiği adresine tebliğe çıkarıldığı 10.03.2018 tarihinde bila tebliğ iade edilmesi üzerine, mernis adresinin de tespit edilememesi nedeniyle, aynı adrese bu kez 7201 sayılı Tebligat Kanunu‘nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı, ancak tebliğ yapılan bu adrese daha önce duruşma davetiyesi çıkarılmış ise de, tebligat parçasındaki adres çizilerek yerine sanığın iş yeri adresi yazılıp tebligat memuru tarafından tebliğin buraya yapıldığı ve dolayısıyla Tebligat Kanunu 35. maddeye göre tebligat yapılan adrese daha önce adlî mercilerce usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olması nedeniyle bu tebligat işleminin usulsüz olduğu ve hükmün henüz kesinleşmediği incelenen dosya kapsamından anlaşılmakla, hükmün, sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, istinaf yoluna başvurması halinde dosyanın görevli ve yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesi, aksi takdirde kesinleştirme işleminin yapılmasından sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün görülmekle, … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/02/2008 tarihli ve 2014/59 Esas, 2018/56 sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 15.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.