Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/28823 E. 2023/6941 K. 10.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28823
KARAR NO : 2023/6941
KARAR TARİHİ : 10.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
KARAR TARİHİ
SAYISI : 2014/242 Esas, 2015/163 Karar
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik (değişen suç vasfına göre özel belgede sahtecilik), bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca oy birliğiyle reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2014/242 Esas, 2015/163 Karar sayılı kararı ile;
1.Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Her iki sanık hakkında banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3’er yıl 4’er ay hapis ve 58.320,00’şer TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz isteği, sanığın çekin sahte olduğunu bilmediğine, suç işleme kastının olmadığına, mesleki özrünün kabul edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verildiğine ve gözetilecek sair nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık … müdafiinin temyiz isteği, dosyada sanığın mahkûmiyetine yeter derecede sanık …’nin hiç bir delil ile desteklenmeyen aleyhe beyanı dışında bir delilin bulunmadığı bu nedenle kararın sübut yönünden bozulması gerektiğine, eksik soruşturma ile karar verildiğine, suça konu çekin keşide yerinin bulunmaması nedeniyle özel belge sayılmasına rağmen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle suç vasfında hataya düşüldüğüne, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesindeki kriterlere uyulmadan alt sınırdan ceza tayin edilmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın kendisine ait iş makinesini satmak için internette ilan verdiği, sanık …’ın aracı satın almak için katılana telefon ederek irtibata geçtiği, sanık …’in sanık …’in vekili olarak katılanın yanına İznik’e gittiği ve katılan ile aracın satışı konusunda 65.000,00 TL’ye anlaşmaya varıldığı, katılanın satış bedelinin 32.000,00 TL’sini peşin olarak aldığı kalan 33.000,00 TL için ise, suça konu sahte çekin sanık … tarafından katılana verildiği, aracın kısa bir süre sonra sanıklar tarafından tanık …’a satıldığı, katılan tarafından bankaya ibraz edilen çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine her iki sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.

2. Sanık … savunmasında, katılanın aracını diğer sanık … adına aldığını, olaya konu çeki kendisine sanık …’in boş bir şekilde verdiğini, çekin ön yüzündeki yazıların kendisine ait olduğunu, çeki doldurup katılana verdiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini, yaptığı bu iş karşılığı sanık …’ten 1.000,00 TL para aldığını belirterek sanık …’in şirketi adına kendisine verdiği 19/12/2013 tarihli … 5. Noterliğince düzenlenen vekaletnameyi delil olarak dosyaya sunduğu; sanık …’ın ise, diğer sanık …’nin İznik’te bir kepçe bulduğunu ve ortak olarak alma konusunda teklifte bulunduğunu, satış bedelinin 32.0000 TL’sini kendisinin nakit olarak katılana verdiğini, suça konu çeki kendisinin sanık … ‘ye vermediğini, çekle ilgisinin bulunmadığını, bir süre sonra kepçeyi sanık …’nin sattığını savunduğu görülmüştür.
3. Katılan beyanında, suç konusu çeki sanık …’nin kendisine getirdiğini, pazarlığı …ile yaptıklarını, pazarlık öncesi ve pazarlık aşamasında kendisinin sanık … ile herhangi bir görüşme yapmadığını, zararının karşılanmadığını beyan etmiştir.
4. Tanık …’ın beyanında bahse konu aracı tanıdığı olan ve ticareti bulunan sanık …’ten aldığını, …in vekili sanık …’nin vekâletle noterde satışı kendisine yaptığını beyan etmiştir.
5. … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 14.01.2014 tarihli uzmanlık raporunda, suça konu çekin orijinal olduğu, çekin matbu bölümlerinde fiziksel silme ve kazıma emarelerinin bulunduğu, bu yerlere yazılan yazı ve rakamların sonradan tahrifen yazılmış oldukları, yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, 10.11.2014 tarihli raporunda ise; çekin ön yüzünde bulunan yazılar ile arka yüzündeki ikinci ciro yazı ve imzasının sanık …’in eli ürünü olduğu, keşideci imzasının sanıklar ve katılanın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
6. Çek aslı üzerinde Mahkemece yapılan gözlemde; yasal unsurlarından keşide yerinin bulunmadığı bu nedenle çek vasfını haiz olmadığı, görüntü itibarıyla sahte olduğunun ilk bakışta anlaşılamadığı belirtilmiştir.
7. Mahkemece toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, olaya konu aracın sanık …’in şirketi adına sanık …’ye verilen vekaletle alınması, çekin ön yüzündeki yazıların sanık …’nin eli ürünü olması, sanıkların birbirlerini suçlaması, alınan aracın kısa bir süre sonra yine sanıklar tarafından birlikte satılması hususları dikkate alındığında, sanıkların inkara yönelik savunmalara itibar edilmediği, sanıkların suçu işlemek için birlikte hareket ettikleri ve eylemler üzerinde ortak hakimiyet kurarak suça konu çeki düzenledikleri ve hileli davranışlarla katılanın aracını çek karşılığında satın aldıkları ve çek bedeli kadar katılanı dolandırdıkları, çekin yasal unsurlarından olan keşide yerinin bulunmaması nedeniyle özel belge olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Olay ve olgular bölümünde açıklandığı üzere, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde, suça konu sahte çeki, katılandan aldıkları iş makinesinin bedeli olarak verdikleri ve bu şekilde haksız menfaat temin etmeye çalıştıkları tüm dosya kapsamından anlaşılmakla suçların sübutuna yönelik; dolandırıcılık eyleminde bankanın maddi varlığı olan çek kullanılması nedeniyle dolandırıcılık suçu yönünden suç vasfına yönelik; yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşılmış olması nedeniyle de uygulamaya yönelik mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2014/242 Esas, 2015/163 Karar sayılı kararlarında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.10.2023 tarihinde karar verildi.