YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/29369
KARAR NO : 2023/5378
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2014 tarihli ve 2014/2558 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, 204 üncü ve 207 nci maddelerinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2015 tarihli ve 2014/515 Esas, 2015/383 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında;
a. Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine,
b. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
3. Tebliğnamede, suça konu vekaletname aslının mevcut olmaması ve yalnızca hizmet sözleşmesi aslının bulunması nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği, banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçunun mağdurunun banka olduğu ve sanığın icra hareketlerini tamamlayarak kredi başvurusunda bulunmasına rağmen banka tarafından yapılan araştırma neticesinde vekaletnamenin sahte olduğunun tespit edilmesi üzerine suçun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilerek nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği, kabule göre de noter vekaletnamenin ”kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge” olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının tatbik edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi nedenleriyle bozma yönünde görüş belirtilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının tatbik edilmesi gerekirken uygulanmayarak usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğuna ilişkindir.
2. Katılan banka vekilinin temyizi; nitelikli dolandırıcılık suçunun asıl mağdurunun banka olması nedeniyle beraat hükmünün ve gerekçesinin hatalı olduğuna, sanığın anılan suçtan mahkum olması gerektiğine ilişkindir.
3. Sanığın temyiz isteği; suça konu vekaletnamenin aslının mevcut olmaması nedeniyle sahtecilik suçunun aldatıcılık niteliğine ilişkin unsurunun bulunmadığına, Mahkemece yeterince araştırma yapılmadan ve lehe hususlar değerlendirilmeden mahkumiyet hükmü kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın 08.07.2011 tarihinde katılan ….’ye müracaat ederek annesi … tarafından vekil tayin edilmiş gibi sahte noter vekaletnamesi sureti ile annesi adına temel bankacılık hizmet sözleşmesini doldurup imzalayarak hesap açtırdığı, bankaca vekaletname aslı istenmesine karşın ibraz edilmemesi üzerine yapılan araştırmada bu vekaletnamenin sahte olduğunun anlaşıldığı, bu tespit nedeniyle hesapta hareket olmaması ve vekaletnamenin kredi çekme gibi geniş yetkiler içermesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılığıa teşebbüs, resmi ve özel belgede sahtecilik suçlarının işlendiği iddia edilmiştir.
2. Notelikte yapılan araştırmada, aynı yevmiye numarasında sanığın eşi adına verdiği aynı içerikte vekaletnamenin bulunduğu, suça konu vekaletname suretinin eşi yerine annesinin adı yazılmak ve vekil eden kısımları değiştirilmek suretiyle oluşturulduğu anlaşılmıştır.
3. Bilirkişi raporuna göre; vekaletnamenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, hizmet sözleşmesindeki imzaların ise sanığa ait olduğu belirlenmiştir.
4. Sanığın savunmasında 2010 yılında annesi adına firma kurduğunu, katılan bankadan pos cihazı almak için sözleşme yaptığını ancak pos cihazının gelmediğini, isteği dışında 30.000,00 TL kredi açıldığını ancak hiç kullanmadığını belirterek suçlamayı inkar ettiği belirlenmiştir.
5. Mağdur …, yıllar önce oğluna firma açması ve banka işlemlerini yürütmesi için vekaletname verdiğini beyan etmiştir.
6. Mahkeme tarafından sanığın suça konu vekaletname sureti ve hizmet sözleşmesini sahte olarak tanzim edip katılan bankaya vermesi nedeniyle zincirleme surette resmi belgede sahtecilik suçundan oy çokluğuyla mahkumiyetine, nitelikli dolandırıcılık suçundan ise mağdurun sanığın annesi olması ve eylemin akraba zararına eylemi gerçekleştirilmesi nedeniyle oy birliğiyle beraatine hükmedilmiştir.
7. Muhalif olan Mahkeme başkanı ise zincirleme surette resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden noter vekaletnamesinin suret olması ve aslının mevcut bulunmaması nedeniyle sanığın özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden Katılan Vekilinin Temyizinin İncelenmesinde;
Her ne kadar Mahkeme tarafından şahsi cezasızlık sebeplerinin düzenlendiği 5237 sayılı Kanun’un 167 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gözetilerek sanığın annesi adına hesap açtırarak kredi çekmeye teşebbüs etmesi nedeniyle beraatine hükmedilmiş ise de iddia konusu suçun mağdurunun katılan banka olduğu ve bu gerekçeyle kurulan beraat hükmü hatalı olmakla birlikte, katılan bankaya yönelik eylemde suçun sübutu bakımından sanığın savunmasında annesi adına olan işletmesine pos cihazı almak için katılan bankaya başvurduğunu ve bankaca talebi olmaksızın 30.000,00 TL kredi açıldığını belirtmesi ve hesap açma sözleşmesinin krediye dair herhangi bir ibare içermemesi karşısında sanıkla katılan banka arasında gerçekleşen ve sanığın annesi adına açılan hesabın ne tür bir hesap olduğu, sanığın müracaatının pos cihazı almaya yönelik olup olmadığı, özellikle hesap açtırdığında kredi müracaatında bulunup bulunmadığı katılan bankadan sorularak bu eksiklikler giderildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yanlış gerekçe ve eksik inceleme ile beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Cumhuriyet Savcısının ve Sanığın Temyizlerinin İncelenmesinde
1. Sanığın bankaya sahte vekaletname sureti ibraz ettiği, fotokopiden ibaret belgenin sahtecilik suçlarına konu olamayacağı ve aslı olmayan belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının objektif olarak tespitinin yapılamayacağı ancak sanığın imzaladığı bankacılık hizmet sözleşmesinin sahte olduğu ve bu sözleşme ile kredi çekmeye teşebbüs etmesi halinde eylemin 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasına temas edeceği, sadece hesap açtırarak banka kartı alması halinde ise 5464 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki suçu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle zincirleme surette resmi belgede sahtecik suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayin edilmesi,
2. Kabule göre de; noter vekaletnamesinin “kamu hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge” olduğu ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi,
Hususları hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2015 tarihli ve 2014/515 Esas, 2015/383 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının, katılan vekilinin ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.