Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/30207 E. 2021/6891 K. 21.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30207
KARAR NO : 2021/6891
KARAR TARİHİ : 21.09.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Sanığa gerekçeli kararın usulüne uygun olarak 17.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği sanığın mahkumiyet hükümlerini yasal süre içerisinde 22.03.2016 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği, temyizin süresinde yapıldığı saptanarak yapılan incelemede;
1- Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
2- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesine gelince;
5271 sayılı CMK’nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı yönündeki düzenleme karşısında, 29.06.2015 tarihli iddianamede “sanığın müşteki…’nın nüfus cüzdanına kendi fotoğrafının yapıştırılması sureti ile oluşturulmuş aslı ele geçirilemeyen sahte kimlik kartını kullanarak katılan … Bankasından kredi çektiği” iddiası ile dava açılması ancak sanığın suçta kullandığı nüfus cüzdanı aslının ele geçirilememiş olması sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yönünden beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine hükmedilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 21.09.2021 tarihinde 1. hüküm yönünden oybirliği, 2. hüküm yönünden oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY

Sanık … hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyizi üzerine yapılan incelemede mahkemece verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair görüşüne katılıyorum,
Ancak
Sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyizi üzerine yapılan incelemesinde; sanığın suçta kullandığı nüfus cüzdanı aslının ele geçirilememiş olması karşısında hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yönünden beraat kararı verilmesi gerektiğine dair çoğunluğun görüşüne iştirak etmekle birlikte özel belgede sahtecilik suçu yönünden CMK.nın 225. maddesi uyarınca açılmış bir dava bulunmadığı yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Şöyle ki;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin duraksamaya yer vermeyen kararlarına göre; bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi, o olay hakkında dava açıldığının kabul edilemeyeceği mutlak ve tartışmasızdır. İddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerekir.
CMK’nın 225. maddesi uyarınca ise; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde gereğince hangi fail ve/veya fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve/veya fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Diğer taraftan CMK’nın 226. maddesinde ise; “Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez hükmünü de amirdir.
CMK’nun 226. maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını “yargılamanın sınırlılığı” ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hallerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak mahkeme, eylemin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. İddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir fail ve/veya fiilin yargılanması söz konusu olduğunda ise, suç duyurusunda bulunulması ve iddianame ile dava açılması hâlinde gerekli görülürse her iki iddianame ile açılan davaların birleştirilmesi yoluna gidilebilecektir.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu somut olay değerlendirildiğinde;
Bilecik Cumhuryet Başsavcılığının 29.06.2015 tarih, 2014/3843 soruşturma, 2015/85 iddianame nosu ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı TCK 158/1-j, TCK 204/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davasının açıldığı, iddianamedeki anlatımın ise; “Şüphelinin müşteki …’ya ait kimlik bilgilerini içeren elde edilemeyen nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını monte ederek suç tarihinde … ismi ile … Bank şubesine kredi kullanmak için başvuru yapmak üzere geldiği, kendisiyle ilgilenen banka görevlisi …’un kendisinin Muzaffer CİGA olmadığını fark etmeyerek şubedeki işlemleri tamamladığı, kredisi onaylanarak aynı gün 25,000 TL paranın şüpheliye şubeden verildiği, kredinin ilk iki taksiti ödenmeyince şubeden bu defa …’nın kendisi arandığında kredi kullanmadığını söylediğinde üç gün önce de … şubesinden aynı kimlik bilgilerine sahip ancak fotoğrafta başka biri olan bir kimliğin fakslanmasıyla sahte kimlik kullanılarak Bankadan kredi çekildiğinin anlaşıldığı, başlatılan soruşturma kapsamında kamera kayıtları incelendiğinde ve diğer şubelerle bilgi alışverişi yapıldığında şüphelinin aynı bankanın … ve… şubelerinde yüklü miktarlarda sehte kimliklerle ve sahte miktarlarda kredi aldığı, kamera kayıtlarının tespit olunan kişinin … olduğunun banka görevlisi…tarafından tam ve kesin olarak teşhis edildiği, şüphelinin elde edilemeyen sahte kimlik kullanarak … ismiyle tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği…” şeklinde olduğu, iddianame anlatıma göre ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanı kullanılarak kredi çekme eyleminden bahsedildiği, kredi çekilirken sahte kredi sözleşmesi imzalanmasının kaçınılmaz olduğu, … Bankasının yazı cevabına göre sahte kredi sözleşmesinin dosya arasında bulunduğu dikkate alındığında sanığın eyleminin TCK.nun 207/1 maddesiinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçuna vücut vereceği, CMK.nun 225 . maddesi uyarınca açılmış dava bulunması karşısında sanığın değişen suç vasfına göre TCK.nun 207/1 maddesi uyarınca cezalandırılması yönünde bozma yapılması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun düşüncesine iştirak etmiyorum.