Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/34678 E. 2021/6693 K. 16.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/34678
KARAR NO : 2021/6693
KARAR TARİHİ : 16.09.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik

5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, sanığın 11.11.2016 tarihli temyiz başvuru dilekçesi eski hale getirme talepli olduğundan, mahkemenin 28.11.2016 tarih, 2016/78 Esas ve 2016/167 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararının yok hükmünde olduğunun kabulü ile, gerekçeli kararın öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre sanığa tebliğinin yapılarak, sanığın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim ederek ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerekirken; öncelikle sanığın sorgusunda beyan ettiği adresi yerine 29.06.2016 tarihinde sanığın MERNİS adresine doğrudan tebligat çıkartıldığı, çıkarılan tebligatın aynı Kanun’un 21/2. maddesine göre 14.07.2016 tarihinde muhtara teslim edildiği, daha sonradan 25.07.2016 tarihinde sanığın sorgusunda beyan ettiği adrese tebligat çıkartıldığı ve tanınmadığından bila tebliğ döndüğü, ilk olarak sanığın sorgusunda beyan ettiği adresine tebligat çıkartılmadığından mernis adresine doğrudan yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, öğrenme üzerine hükümlerin süresinde temyiz edildiğinin kabulü ile tebliğnamedeki aksi yöndeki görüşe iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 8. fıkrasının son cümlesi hükmü uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 10.12.2013 tarihinden itibaren deneme süresi içinde işlenen ikinci suç tarihi olan 05.12.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1-) Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbar üzerine yapılan yargılamada duruşmaya gelmeyen sanık hakkındaki hüküm açıklanmış ise de; denetim süresi içinde suç işlediğine ilişkin ihbar yazısının örneği de eklenip, “dosyanın yeniden ele alındığı ve duruşmaya gelmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı” uyarısı da yazılarak, sanığa duruşma tarihi ve saatiyle birlikte usulüne uygun olarak tebligat yapılması, sanık geldiğinde diyeceklerinin sorulması, daha sonra hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, ihbar üzerine yapılan yargılamada duruşma tarihi ve saati usulüne uygun şekilde kendisine bildirilmeyen sanığın yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-) Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK’nin 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçu olduğu, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve bu maddeye eklenen fıkraya göre, uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek “tehdit” suçunun uzlaşma kapsamına alınması, bu nedenle 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ve 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında; tehdit suçu yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı da tespit edildikten sonra hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.