YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/35126
KARAR NO : 2021/7208
KARAR TARİHİ : 27.09.2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 25.05.2021 tarih ve 2021/4854 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23.06.2021 tarih ve KYB-2021/72932 sayılı ihbarname ile;
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.11.2020 tarihli ve 2019/180105 soruşturma, 2020/89136 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2021 tarihli ve 2021/78 değişik iş sayılı kararının “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüpheliye noter aracılığıyla verilen vekaletnamelerin onaylı suretlerinin ilgili noterliklerden istenildiği, inceleme sonucunda usulüne uygun verilmiş vekaletnameler olduğunun görüldüğü, şüphelinin alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, bu itibarla şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, olayın hukuki ihtilaf olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Müştekinin iddiasının, şüpheliye verilen vekaletnameler aracılığıyla müşteki adına suç işlendiği olduğu, şüphelinin vekalet aracılığıyla gerçekleştiği iddia olunan usulsüz işlemleri müştekinin itiraz dilekçesinde ayrıntılı olarak belirttiği, müşteki adına çıkarılan pos cihazının pos tefeciliği yapmak ve gerçeğe aykırı belge düzenleme suçlarının işlenmesinde kullanıldığı, bu konuda dosya arasında 01/04/2019 tarihli vergi tekniği raporunun bulunduğu, bu rapora istinaden müşteki hakkında İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/470 esas sayılı dosyasında açılan kamu davasının derdest olduğu, şüpheli tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan usulsüz işlemler konusunda müştekinin tanıklarını bildirdiği anlaşılmakla; şüphelinin temsil yetkisine sahip olduğu vekaletnameler aracılığıyla bahsi geçen şirkete ait işlemlerin incelenerek, şüphelinin kendi menfaati mukabili, müşteki zararına ve kanuna aykırı işlem yapması şeklinde gerçekleştirdiği eylemler hususunda araştırma yapılması gerektiği, aynı mesele ile ilgili olarak müşteki hakkında açılan İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/470 esasında kayden devam eden dosyanın getirtilerek değerlendirilmesi ile gerek görülmesi halinde iddia olunan hususlara dair adı geçen şirketlerin hesapları üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınması ve tanıkların dinlenilmesi sonucu şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilerek, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Şüphelinin; eski iş yerinden tanıştığı şikayetçiden aldığı vekaletname ile beyaz eşya satışı üzerine bir şirket kurup, temsil yetkisini kötüye kullanarak şikayetçiden habersiz şirket üzerinden hukuksuz işlemler yaparak zarara uğrattığı iddiasıyla başlayan soruşturmada, tarafların aralarındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış olup;
Dosya kapsamına göre; söz konusu şirketin defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeyle oluşturulan vergi müfettişi raporuna istinaden İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/470 Esas sayılı dosyasında müştekinin TCK’nin 241. maddesinde düzenlenen ”tefecilik” ve ve 5464 sayılı Kanun’un 36. maddesinde düzenlenen ”gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme” suçlarından yargılandığı ve savunma olarak öne sürülebilecek hususları dilekçesiyle bu dosyada şikayete konu ettiği, talebin kabulü halinde soruşturma genişletilerek sonucunda kamu davası açılsa dahi şikayetçinin bahsedilen yargılamasının akıbeti belli olmadığı için tezat bir durumun ortaya çıkacağı, iddia edilen suçların re’sen soruşturmaya tabi suçlardan olması nedeniyle İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/470 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilecek hükmün şikayetçi Zafer lehine olması ihtimalinde mahkemenin ya da şikayetçinin suç duyurusunda bulunabileceği, bu sebeplerle gerekçesi hukuken yerinde olmasa da verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının ve buna yönelik itirazı inceleyen mercinin ret kararının sonucu itibarıyla yerinde olduğu değerlendirilmekle İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2021 tarihli ve 2021/78 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 27.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.