YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/35204
KARAR NO : 2022/20131
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, mühürde sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma
HÜKÜMLER : Beraat, düşme, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan … vekili, sanık … sanık …, sanık … müdafisi, sanık … müdafisi, sanıklar …, …, … ve … müdafisi
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Ret, düşme, düzeltilerek onama
Sanık …’nın duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü;
I – Katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde:
Sanıklara yüklenen, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma, mühürde sahtecilik, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi kurumun kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı; usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşıldığından, şikâyetçi kurum adına vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II – Sanık … hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2011 tarih ve 2011/6966 Esas sayılı iddianamesi ile nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişiklik ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
5237 sayılı TCK’nin 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezası belirlenirken, tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nin 158/1-f-son maddesi gereğince doğrudan suçtan elde olunan haksız menfaat miktarının iki katı adli para cezası belirlenmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına mahkumiyete ilişkin uygulamanın çıkartılarak yerine, “Sanığın, 5237 sayılı TCK’nin 158/1-f, son maddesi gereğince 230 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 191 gün, 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den hesap edilmek üzere sonuç olarak 3.820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III – Sanık … hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2011 tarih ve 2011/6966 Esas sayılı iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 30/08/2006 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
IV – Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2006 tarih ve 2006/18164 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında mühürde sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık …, sanık …, sanık … müdafisi, sanık … müdafisi, sanıklar …, …, … ve … müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
1)Sanıklar …, …, …, …, … ve … yönünden;
a) Suça konu mühürlerin sahteliği ve aldatıcılık niteliğine sahip olup olmadığı ile ilgili olarak mühürleri üreten T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden rapor alınıp sonucuna göre aldatıcılık niteliğine sahip olup olmadıkları Mahkemece tespit edilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gözetilmeden, Kriminal Polis Laboratuvarından alınan uzmanlık raporları ile yetinilerek eksik araştırma ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
b) Sanıklara isnat edilen suçlardan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi kurum hakkında mahkemece usulsüz katılma kararı verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yasaya aykırı,
2)Sanıklar … ve …’ya yönünden ise;
Sanıkların UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kayıtlarına göre hükümden sonra sanık …’in 15.05.2020, sanık …’nun 17.10.2020 tarihinde öldükleri belirlendiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK’nin 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davalarının düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …, sanık …, sanık … müdafisi, sanık … müdafisi, sanıklar …, …, … ve … müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanıklar … ve … yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.