Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/35392 E. 2023/5175 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/35392
KARAR NO : 2023/5175
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR :Resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etmek veya gizlemek, görevi kötüye kullanma, değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

1. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etmek ve gizlemek, değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler yönünden, … Tarım Ürünleri A.Ş.’nin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçlardan açılan kamu davalarına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden … Tarım Ürünleri A.Ş.’nin görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmü; temyiz eden Cumhuriyet savcısının değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümleri ve sanık müdafiinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
3. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2012/149 Esas, 2015/230 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 5 yıl süreyle yasaklanmasına,
2. Resmi belgeyi gizleme veya yok etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 205 … maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 6 yıl süreyle yasaklanmasına,
3. Görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 1 yıl süreyle yasaklanmasına,
4. Nitelikli dolandırıcılık suçundan;
a)…’e yönelik 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 168 … maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 5 ay süreyle yasaklanmasına,
b) …, …, …, …, …, … ve …’a yönelik ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi,168 … maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 4 ay süreyle yasaklanmasına,
c)…, …, …, …, …, …’ya yönelik ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 168 … maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 6 ay süreyle yasaklanmasına,
d)…, …, …’ya yönelik 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 168 … maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 5 ay süreyle yasaklanmasına,
e)…’na yönelik 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 1 yıl süreyle yasaklanmasına,
5. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan;
a)…, …, …, …’ya yönelik ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin ikinci fıkrası, 168 … maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 2 ay süreyle yasaklanmasına,
b)…, …, …, …, …, …’e yönelik ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin ikinci fıkrası, 168 … maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 3 ay süreyle yasaklanmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanığın …, … ve …’ya yönelik para alma eylemi açısından 5237 sayılı Kanun’un 250 … maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve birinci fıkrası; sanığın …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’na yönelik para alma eylemleri açısından 5237 sayılı Kanun’un 250 … maddesinin ikinci fıkrası gereğince mağdur/müşteki sayısınca ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan vekili, kararı süre tutum dilekçesiyle temyiz etmiştir.
C. Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın suç kastının olmadığına, delil yetersizliği olduğuna cezanın teşdiden verilmesinin haksız ve hakkaniyetsiz olduğuna, takdiri indirim nedeni uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Alaşehir … infaz bürosuna gönderilen ilam evraklarına ilişkin yazılara ve tekitlere uzun süre cevap verilmediğinin bildirilmesi ve tespiti üzerine sanık hakkında soruşturmaya başlanılıp, sanığın görev ve sorumluluğunda bulunan kabahat evraklarına ilişkin denetim sırasında trafik zabıtasından gönderilen bir çok suç tutanağının kayda girilmediğinin, gizlendiğinin, imha edildiğinin, 2009 yılından 2011 yılına kadar kesinleşmiş(infaz edilmemiş) tüm idari yaptırım kararlarının infazı için Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilmediğinin tespiti üzerine soruşturmanın genişletildiği, sanığın, 1997 yılından beri Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığında zabıt katibi olarak görev yaptığı, suç tarihleri itibariyle izinli veya raporlu olmadığı ve son olarak 2011 yılı iznini kullanmak üzere 23.08.2011 tarihinde görevinden ayrıldığı, sanığın göreve başladığı 1997 yılından 2011 yılı Haziran ayına kadar işbölümü cetveline göre genel olarak infaz evrakının(ilam, tazyik hapsi, hapsen tazyik, disiplin hapsi, denetimli serbestlik evrakı) ve kabahat evrakının kaydından, evraklarının hazırlanmasından, ilgili yerlere gönderilmesinden ve evrakın takibinden sorumlu olduğu, 07.06.2011 tarihli işbölüm cetveline göre sanığın ilamat/infaz bürosundan muhabere bürosuna alındığı, ancak yerine görevlendirilen personeller … … ve Birgül …’ın görevlerinde yeni olmaları ve infaz evrak işini tam olarak öğrenememiş olmaları sebebiyle sanığın izne ayrıldığı 23.08.2011 tarihine kadar fiilen infaz bürosunda çalışmaya devam ettiği, yapılan soruşturmada; sanığın ilam ve kabahat bürosuna ait çok sayıda evrakın kayıtlarını yapmadığı, çok sayıda kabahat ve ilamın fiziki evraklarını yok ettiği, taşradan gelen ilam evraklarını kabahat bürosu ekranına aktararak ilamın infazını engellediği, çok sayıda ilam ve tazyik hapsi ilamı infaz edilmeden veya mahkemesinden bir karar olmadan “ortadan kaldırma”,”infazen iade” gibi gerekçelerle uyap sistemi üzerinden ilam kayıtlarını kasten kapattığı, ilam ve kabahat evraklarına ilişkin yaptığı usulsüzlükleri gizlemek maksadıyla Alaşehir Vergi Dairesi Müdürlüğünce yazılmış gibi gösterilen 05.08.2011 tarih 18768 sayılı yazı ile 5 sayfadan ibaret ek listesini gerçeğe aykırı bir şekilde sahte olarak tanzim ettiği, adli emanetin 2011/419 sırasında ek olarak kayıtlı toplam 722 adet (404 adedi 2009 yılına, 318 adedi 2010 yılına ait) Vergi Dairesine hitaplı idari yaptırım kararlarının tahsiline ilişkin müzekkereleri Cumhuriyet savcısı yerine imzalayıp, gerçeğe aykırı olarak oluşturup kabahat fiziki evrak klasörüne takmak suretiyle kullandığı, ilam evraklarına ilişkin yazı ve tekitlere cevap vermediği, ceza ve tali karar fişlerini adli sicil bürosuna göndermediği, kabahat evrakına ilişkin suç tutanaklarında üçüncü kez alkollü araç kullanmaya ilişkin olanlardan büyük çoğunluğuna özellikle işlem yapmayıp, ilgililerin … belgesini beş yıl süreyle geri alınmasını engellediği, bir kısım kabahat ve ilam evrak sahipleri olan katılan, mağdur ve şikayetçilerden hileli yollarla para alıp menfaat temin ettiği, sanığın para alırken ”sana güzellik yapacağım”, “para cezanı (idari para cezası için) yatırman halinde sabıka kaydına işlenmeyecek”, “parayı getir yukarıda yatıralım, parayı peşin yatırırsan 450 yatırırsın”, “sen burada bekle ben geliyorum, savcının yanına gidip geleceğim, savcı ile bu konuyu görüşüp geleyim, ben hallederim”, “parayı bana ver ben halledeyim, iki gün içerisinde bu para cezasını ödersen 450,00 TL ödersin, bu işi büyütmeyelim, savcıya vermeyeceğim, yalnız iki gün içinde 450,00 TL öde”, “ödeyeceksen ver bana ben yatırayım”, “bu paranın normalde Mal Müdürlüğüne yatması gerekiyor, sen yaralısın, ben bir personel gönderip Mal Müdürlüğüne ödetirim” şeklinde sözler sarfettiği, genel olarak katılan, mağdur ve şikayetçilerden para almasını müteakip, para yatırıyormuş havası ve imajı vermek için savcılık katından icra Müdürlüğü katına çıkıp, belirli bir süre burada bekledikten sonra katılan, mağdur ve şikayetçilerin yanına dönerek kendilerine tahsilat fişi adı altında imzalı belgeler verdiği,
Sanığın bu suretle farklı zamanlarda her bir katılan, mağdur ve şikayetçiye karşı gerçekleşen eylemlerinin ayrı ayrı ikna suretiyle irtikap suçunu; ilam, kabahat ve diğer birimlere ilişkin evrakları işlemsiz bırakması, işlemlerini geciktirmesi, kayıtlarını yapmaması, infaz edilmeden kayıtlarını kapatması, evrakları zamanaşımına uğratması, ceza ve tali karar fişlerinin adli sicil bürosuna göndermemesi ve işlemsiz bırakması eylemlerininin bir bütün olarak zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçunu; ilam evrakları, kabahat evrakları ve diğer birimlere ait evrakları asıllarını arşiv odalarını gizleyip, saklaması, bir kısım ilam ve kabahat evrakını imha edip, yok etmesi eylemlerinin bir bütün olarak zincirleme resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunu; Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan resmi yazıya cevaben gerçeğe aykırı olarak sahte belge hazırlaması ve adli emanette kayıtlı Vergi Dairesi Müdürlüğüne hitaplı müzekkereleri sahte olarak oluşturup kullanması eylemlerinin zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu iddia edilmiştir.
2. Sanık, 1997 yılından 2011 yılına kadar Alaşehir adliyesinde infaz bürosunda zabıt katibi olarak çalıştığını, tek katip olarak çalıştığını ve iş yükünün çok fazla olduğunu, 2009 yılının başından 2011 yılı Temmuz – Ağustos ayına kadar genelde trafik zabıtasından gelen suç tutanaklarını zimmetle kendisinin teslim aldığını, iş yoğunluğu ve iş yükü sebebi ile 579 adet trafik zabıtası suç tutanaklarını deftere ve sisteme kayıt yapmamış olabileceğini, suç tutanaklarının bir kısmını gereği yapılır düşüncesi ile arşive kaldırdığını, ancak diğer suç tutanaklarını nereye koyduuğunu ve ne yaptığını hatırlamadığını, aynı kabahat ve karar numarasının birden fazla evraka verilmesinin hata ile oluştuğunu, iş yoğunluğu ve iş yükü sebebi ile bir kısım idari yaptırım kararları tebliğe çıkmamış olabileceğini, ayrıca yine kesinleşen ve ödenmemiş idari yaptırım kararlarının da iş yoğunluğu ve iş yükü sebebi ile Vergi Dairesine gönderilmediğini, idari yaptırım kararlarının Vergi Dairesine gönderilmesine ilişkin müzekkereleri hazırlayıp kabahat evraklarının üzerine iliştirdiğini, bu müzekkerelerden 50-60 kadarını da Cumhuriyet savcısı kısmına ilgili savcı imzasını taklit ederek imzaladığını, Alaşehir Vergi Dairesi Müdürlüğünün Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 05.08.2011 tarihli idari para cezaları hakkındaki konulu Vergi Dairesi müdürü … isim ve imzalı yazıyı kendisinin hazırladığını, … adına atılı imzayı kendisini atmadığını, kimin attığını bilmediğini, vergi dairesi yazısını ve bir kısım müzekkereleri gerçeğe aykırı oluşturma nedeninin arkadaşlarına ve amirlerine mahcup olmamak ve süreci biraz uzatıp bu sürede de yapamadığı işlemleri yapabilmek olduğunu, savcılıkta görev yaptığı süre zarfında hakkında suç tutanağı tanzim edilen sakat, yaralı, yaşlı olan kişilerin Mal Müdürlüğüne gidip gelmelerinin zor olacağını düşünerek Mal Müdürlüğüne yatırmak koşulu ile kendilerinden idari para cezası miktarı kadar olan parayı aldığını, ancak bu parayı aldıktan sonrada parayı Mal Müdürlüğüne yatırdığını, kesinlikle menfaat temin etmediğini savunmuştur.
3. Katılanlar/ Şikayetçiler/Mağdurlar, haklarındaki adli/idari para cezaları düzenlendiğini, bu cezaları ödemek için adliyeye geldiklerini, adliyede zabıt katibi olan sanığın parayı kendisine vermesi konusunda kendilerini ikna ettiğini, sanığın parayı Mal Müdürlüğüne yatıracağını düşünerek parayı verdiklerini beyan etmişlerdir.
Katılan … Tarım Ürünleri A.Ş., vekili, sanığın şirketin müştekisi olduğu dosyalar ait ilam evraklarının infaz kayıtlarını yapmadığını, bazılarının da infaz kaydı yapıp işlem görmeden kapattığını, şirketin mağduriyetine sebep olduğunu beyan etmiştir.

4. Adli Tıp Kurumu, Fizik İhtisas Dairesi-Adli Belge İnceleme Şubesi’nin 19.11.2014 tarihli raporuyla 05.08.2011 tarihli “idari para cezaları hk” konulu belgedeki Vergi Dairesi Müdürlü … adına atılı imzanın … eli ürünü olmadığı görüşü bildirilmiştir.
5. Mahkemece, sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi gizleme ve yok etme, görevi kötüye kullanma, değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık suçlarından temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

III.GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden
1. Gerekçeli karar başlığında “2009-2010-2011 yılı çeşitli zamanlarda (23.08.2011 tarihine kadar)” şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin, “05.08.2011” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın yapmış olduğu usulsüzlükleri gizlemek ve ortaya çıkmasını engellemek maksadıyla Alaşehir Vergi Dairesi Müdürlüğünce yazılmış gibi gösterilen 05.08.2011 tarih 18768 sayılı yazı ile 5 sayfadan ibaret ek listesini gerçeğe aykırı bir şekilde sahte olarak tanzim ettiği, sayrıca 01.01.2009 ile 2011 tarihleri arasındaki kesinleşip infaz edilmeyen idari yaptırım kararlarının tahsili için Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilmesine ilişkin yazılan müzekkerelerden bir çoğunun Cumhuriyet savcısı kısmının sanık tarafından imzalanıp gerçeğe aykırı olarak oluşturduğu, sanığın Vergi Dairesine tahsil için gönderdiği il müzekkerelerden tahminen 60 tanesinde Cumhuriyet savcısı yerine imza attığını, ancak bunların hangi müzekkereler olduğunu bilmediğini beyan etmek suretiyle suçu dolaylı olarak kabul ettiği, sanığın yapmış olduğu usulsüzlüklerin ortaya çıkmasnı engellemek için adli emanetin 2011/419 sırasında ek olarak kayıtlı toplam 722 adet (404 adedi 2009 yılına, 318 adedi 2010 yılına ait) Vergi Dairesine hitaplı müzekkereleri imzalayıp, gerçeğe aykırı olarak oluşturup kabahat fiziki evrak klasörüne takmak suretiyle kullandığı, sanığın yaptığı usulsüzlükleri gizlemek amacıyla Vergi Dairesi Müdürü … tarafından yazılan 05.08.2011 tarih ve 18768 sayılı yazı ile 01.01.2010 tarihi ile 01.08.2011 tarihleri arasındaki 478 adet idari yaptırım kararının Vergi Dairesi Müdürlüğüne intikal ettiğine dair ekindeki 5 sayfadan ibaret liste ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen belgeyi sahte olarak düzenlendiği, bu durumun sanığın diğer eylemleri ortaya çıktıktan sonra yeniden müzekkere yazıldığında ortaya çıktığı, sanığın ayrıca 722 adet idari yaptırım kararının tahsili için Vergi Dairesine gönderildiğine dair ıslak imzalı belgeleri sahte olarak oluşturduğu, soruşturma aşamasında yapılan kriminal incelemede söz konusu belgeleri de atılan imzaların sanığın elinden çıktıklarını gösterir nitelikte teşhis ve tespite elverişli, yeterli kaligrafik ve karakteristlik uyarlılıklar tespit olunamadığının bildirildiği anlaşılmış ise de, sanığın savunmasında tahminen 60 civarındaki müzekkereye Cumhuriyet savcısı yerine imza attığını bildirmesi ayrıca sanığın infaz bürosunda tek katip olarak çalışması dikkate alındığında sahte belgelerin sanık tarafından oluşturulduğu, 5271 sayılı Kanun’un “elektronik işlemler” başlık “38/A maddesinin suç tarihinden sonra 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle sanığın, infaz evraklarını Uyap sistemine kaydettikten sonra Mahkemesinden bir karar olmadan “ortadan kaldırma”,”infazen iade” gibi gerekçelerle Uyap sistemi üzerinden ilam kayıtlarını kasten kapatması şeklinde gerçeklen eyleminin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturmadığı anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Resmi Belgeyi Yok Etme veya Gizleme Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 205 … maddesindeki “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek yok edilmesi ya da belgenin bütünlüğüne dokunmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Diğer bir anlatımla anılan suç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Alaşehir Adliyesi İnfaz Bürosunda zabıt katibi olarak görev yapan sanığın iddianame ekinde bulunan 22 nolu listede belirtilen 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait toplam 265 adet suç tutanağını savcılık ve mahkemelere ait arşiv odasında çuval içerisine gizleyip sakladığı, iddianame ekinde bulunan 23 nolu listede belirtilen 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait toplam 244 adet suç tutanağını yok ettiği, iddianame ekinde bulunan 26 nolu tutanak ve listede ayrıntısı belirtilen 2009 yılına ait 24 adet ve 2010 yılına ait 12 adet olmak üzere toplam 36 adet fiziki kabahat evrakını yok ettiği, 06.06.20111 tarihli tutanakta geçen … …, … …, … …, …, … …, … …, … …’a ait 2011/35, 36, 38, 39, 40, 41 ve 56 sayılı fiziki kabahat evraklarını yok ettiği, İzmir … tarafından şikayetçi …’e ait 2008/7 DS sayılı denetimli serbestlik ilamı 02.03.2010 tarihinde Alaşehir …’na gönderilmesine rağmen söz konusu kayıtların ve ilamın aslının bulunamadığı, sanığın bu şekilde infaz evrakının asıllarını yok ettiği, zincirleme şekilde resmi belgeyi yok ettiği veya gizlediği iddia ve kabul edilen olayda, suça konu gizlendiği veya yok edildiği iddia edilen ilam ve kabahat evraklarının başka bir nüshasının kurumlarda bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğunun anlaşılması halinde sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile resmi belgeyi yok etme veya gizleme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Gerekçeli karar başlığında “2009-2010-2011 yılı çeşitli zamanlarda (23.08.2011 tarihine kadar)” şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin, “22.09.2011” olarak gösterilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan … Tarım Ürünleri A.Ş. ve Sanık Müdafiinin Temyiz Talepleri Yönünden
1. Sanığın, ilam, kabahat ve diğer birimlere ilişkin evrakları işlemsiz bırakması, işlemlerini geciktirmesi, kayıtlarını yapmaması, infaz edilmeden kayıtlarını kapatması, evrakları zamanaşımına uğratması, ceza ve tali karar fişlerinin adli sicil bürosuna göndermemesi ve işlemsiz bırakması eylemlerininin zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır. Ancak;
2. Olay ve olgular bölümünün (B-2) bendinde açıklandığı üzere suça konu gizlenen veya yok edilen ilam ve kabahat evraklarının başka bir nüshasının kurumlarda bulunması halinde eylemin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı, araştırma sonucuna göre kurumlarda bulunmaları halinde bu hususun 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç kapsamında nazara alınabileceğinin gözetilmemesi,
3. Sanık hakkında birleşen Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2012 tarihli ve 2012/224 Esas, 2012/279 Karar sayılı dosyası ile de 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açıldığı, anılan dava dosyası yönünden sanığın sorgusu yapılmadan savunma hakkının kısıtlanması,
4. Gerekçeli karar başlığında “2009-2010-2011 yılı çeşitli zamanlarda (23.08.2011 tarihine kadar)” şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin, “23.08.2011” olarak gösterilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

D. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükme Yönelik Cumhuriyet Savcısı ve Sanık Müdafiinin Temyiz Talepleri Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
2. 5237 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ikna suretiyle irtikap suçunun; kamu görevlisinin görevine giren bir hususta görev ve sıfatını kötüye kullanması sonucu kandırıldığı için sağladığı çıkarın haksız olduğunu bilemeyecek olan mağduru yasa dışı çıkar sağlamaya ikna etmesi ile oluşacağı, aynı Kanun’un 250 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise, ikinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halini düzenlendiği, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, kamu görevlisi olan sanığın, kendisine başvuran mağdurlara suça konu paraların kendisine ödenmesi gerektiğini söylemesi eylemlerinin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu, sanığın bir kısım mağdurların da paranın kendisine verilmesi konusundaki hatalarından faydalandığı, bu haliyle eylemlerinin ayrıca 5237 sayılı Kanun’un üçüncü fıkrasında düzenlenen hata suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118-2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, irtikap suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun millete ve devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı nazara alınarak, fiilin mağdurlara yönelik zincirleme suç olarak kabulüyle tek suçtan hüküm kurulup, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 61 … maddeleri de dikkate alınarak, ilgili kanun maddesindeki hapis cezası ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımlarda alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması suretiyle sonuç cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek mağdur sayısınca hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması,
3. Gerekçeli karar başlığında “2009-2010-2011 yılı çeşitli zamanlarda (23.08.2011 tarihine kadar)” şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin, “02.08.2010” olarak gösterilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik, Resmi Belgeyi Yok Etmek ve Gizlemek, Değişen Suç Vasfına Göre Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ve Değişen Suç Vasfına Göre Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Katılan … Tarım Ürünleri A.Ş.’nin Temyiz Talebi Yönünden
Ön inceleme bölümünün birinci bendinde açıklanan nedenle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2012/149 Esas, 2015/230 Karar sayılı kararına yönelik katılan … Tarım Ürünleri A.Ş. vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz Talepleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2012/149 Esas, 2015/230 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Sanık Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçu Yönünden Katılan … Tarım Ürünleri A.Ş.’nin; Değişen Suç Vasfına Göre Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Cumhuriyet Savcısının; Resmi Belgeyi Yok Etmek veya Gizlemek, Değişen Suç Vasfına Göre Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ve Değişen Suç Vasfına Göre Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz Talepleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B, C, D) bentlerinde açıklanan nedenlerle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2012/149 Esas, 2015/230 Karar sayılı kararına yönelik katılan … Tarım Ürünleri A.Ş. vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden Tebliğname’ye uygun olarak, resmi belgeyi yok etmek veya gizlemek ile görevi kötüye kullanma suçları yönünden Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle, değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık suçları yönünden Tebliğname’ye aykırı olarak Yargıtay Üyesi …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.

Karşı Oy

Sanık hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere ilişkin sayın çoğunluğun kamu görevlisi olan sanığın kendisine başvuran mağdurlara suça konu paraların kendisine ödenmesi gerektiğini söylemesi eylemlerinin ikna suretiyle irtikap suçunu; bir kısım mağdurlarında paranın kendisine verilmesi konusundaki hatalarından faydalandığı bu haliyle eylemlerinin hata suretiyle irtikap suçunu oluşturduğundan TCK’nin 61 maddesi dikkate alınmak ve yine TCK’nin 43 üncü maddesi hükümleri de uygulanmak suretiyle hukuki durumunun tayini gerektiğine ilişkin suç vasfından bozulması düşüncesine iştirak edilmemiştir, zira;
Sanık hakkında eylemleri nedeniyle toplam 16 kez TCK’ nin 158/1-d ve 10 kez de TCK’nin 155/2 nci maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmü kurulmuş olup, hükmün gerekçesinde sanığın bu eylemlerinin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmış ve irtikap suçunun kanunen ödenmesi gerekmeyen bir paranın ödenmesi lüzumunu memurluk sıfatı ve görevini suistimal eden memurun … ikna etmesi ile teşekkül edeceği, Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları gözetildiğinde sanığın şikayetçilere karşı gerçekleştirdiği eylemlerde ödenmemesi gereken bir paranın ödenmesi hususunda sanığın iknası söz konusu olmayıp, şikayetçilerin haklarında tesis edilen adli ve idari para cezalarını ödemek şartıyla belli bir meblağda parayı sanığa verdiklerini bu nedenle sanığın eylemlerinde irtikap suçunun oluşmadığı ve yine sanığın eylemlerinin adli ve idari para cezasının maliyeye yatırılmasını bilenler yönünden hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma; maliyeye yatması gerektiğini bilmeyenler yönünden ise kamu kurumu aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabulüne yer verilmiştir.
Uzun yıllara sari Yargıtay yüksek 5. Ceza Dairesinin istikrar kazanmış uygulamaları, yerel mahkemenin gerekçeli kararında tartıştığı gerekçe ve kabulüne uygun olup, gerek suçun unsurlarına ilişkin değerlendirme ve gerekse hukuki güvenlik ve istikrar yönünden mahkemenin suç vasfının tayinine yönelik gerekçe ve kabulünün hukuka uygun olduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine konu eylemlerinin zincirleme olarak irtikap suçunu oluşturduğu yönündeki kararına katılmak mümkün bulunmamıştır. 14.06.2023