Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/3574 E. 2021/5474 K. 17.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3574
KARAR NO : 2021/5474
KARAR TARİHİ : 17.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık …’ün yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın, sorgusunda bildirdiği adresine yapılan tebligatın iadesi üzerine, aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak bu adrese daha önceden usulüne uygun herhangi bir tebligat yapılmadığından sanığın hükmü öğrenme ile yasal süresi içinde temyiz ettiği kabul edilerek; yapılan incelemede:
I-Sanık … hakkında defter ve belgeleri gizleme suçundan verilen beraat kararına yönelik katılan vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde:
Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek Mahkemece kabul ve takdir kılınmış; katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan hükmün ONANMASINA,
II-Sanıklar hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen hükümlere yönelik sanık … müdafii ve sanık …’ün temyiz nedenlerinin incelenmesinde:
Sanıklara yüklenen “2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçunun gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle, TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık … müdafii, sanık … ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun‘un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun‘un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
III-Sanıklar … ve … hakkında 2009 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık … müdafii ve sanık …’ün temyiz nedenlerinin incelenmesine gelince;
1-Sanıklar hakkında 2009 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, her ne kadar sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; şirket ortağı …’ın beyanlarında, Soner isimli bir arkadaşının yönlendirmesi ile şirketi sanık … ile birlikte devraldıklarını, sanık …’ı daha önce tanımadığını, aynı zamanda vekaletname imzalatıldığını, hatırladığı kadarı ile vekaletnamenin … adına verildiğini, bu dönemde işsiz olduğunu, temizliğe gittiğini, amacının şirketi devralmak değil şirkette çalışmak olduğunu, cahilliğinden faydalanıldığını, noterden sonra bu kişileri bir daha görmediğini beyan etmesi, sanık …’ün savunmasında, şirketi 2007 yılında devraldığını, … isimli muhasebecinin şirketin birkaç ay üzerinde kalmasını, daha sonra şirketin devralacağını söylediğini, şirketin nerede olduğunu dahi bilmediğini ifade etmesi, sanık …’ın ise, suçlamayı kabul etmeyerek 2007 yılında hisselerini sanık …’a devrettiğini, kendisinin yetkili olduğu dönemde kesinlikle sahte fatura düzenlemediğini beyan etmesi, yapılan incelemede, sanık …’in 01.03.2006 tarihinde şirket hisselerini sanık …’a devrettiği, ancak hisselerini devretmesine rağmen sanık …’in ilk beş yıl için şirket müdürü olarak seçildiği ve 07.03.2010 tarihine kadar müdürlük görevinin devam ettiği, sanık … ise, şirketin ortağı olup temsil ve imza yetkisinin bulunmadığı ve suç tarihlerinde beyannamelerin matrahsız olarak boş beyanname şeklinde verildiğinin anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, şirketin kuruluşundan itibaren düzenlenen belgelerin ticaret sicil müdürlüğünden ve tarh dosyasından temin edilerek belgeler üzerinde yer alan imzaların kime ait olduğunun sanıklara sorulması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, faturaları kullanan mükellef şahıs/yetkililerinin CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması, … tarafından sanık … adına verilmiş bir vekaletnamenin olup olmadığının araştırılması, bu şekilde toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip, sanık …’ın 07.03.2010 tarihinde müdürlük görevinin sona erdiği ve şirket ile herhangi bir bağının kalmadığı da gözetilerek 2011 takvim yılında işlenen sahte fatura düzenleme suçundan ne şekilde sorumlu tutulduğu da karar yerinde tartışıldıktan sonra, sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler verilmesi,
2-Kabule göre; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’ün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.