YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/36129
KARAR NO : 2023/5686
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/438 E., 2020/759 K.
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2013 tarihli ve 2012/294 Esas, 2013/598 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2013 tarihli ve 2012/294 Esas, 2013/598 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 16.04.2019 tarihli ve 2017/8399 Esas, 2019/3830 Karar sayılı kararı ile :”… yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda sanığın katılan işyerinde çalıştığı dönemde yaptığı iptal işlemleri ve tutarının belirlendiği ancak söz konusu iptal işlemlerinin bedellerinin mal edinip edinmediğinin belirlenmediğinin anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer olmayacak şekilde belirlenmesi açısından yeniden katılan kuruma ait kayıt, belge ve defterler getirtilip sanığın suça konu bedeli mal edinip edinmediğine iptal edilen işlem kadar mal stoğu bulunup bulunmadığına dair bilirkişi raporu alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2019/438 Esas, 2020/759 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis ve 4.160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suç şikayete tabi olduğu ve şikayetin 6 aylık yasal şikayet süresinden sonra yapıldığına, suçun sübut bulmadığına, bozma sonrası alınan raporun kendi içinde çelişkili olması nedeniyle yeniden rapor alınması gerektiğine ve fazla ceza tayinine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılan şirkette kasiyer olarak çalışırken birden fazla satış işlemini iptal edip satılan malları tekrar kasadan geçirmeden ve fiş düzenlemeden satışını iptal ettiği ürünleri müşterilere verip tahsil ettiği nakit paraları mal edinerek 16.437,75 TL çıkar sağladığı, bu surette hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, 2009 yılı Ocak ayından 2011 yılı 28 temmuza kadar katılan şirkette kasiyer olarak çalıştığını, ancak hamile kalınca yedi aylıkken doğum iznine ayrıldığını, bu süreçte iş akdine son verildiğini, işe başlarken beş ana kasiyer için birinci kasa üzerinde daha önceden belirlenmiş beş adet şifre listelendiğini, her kasiyerin bu şifreleri bildiğini ve istediği bir tanesini rahatlıkla kullanabildiğini, hastalık sebebiyle 6 kez işten mazeretli olarak ayrıldığını, 16.751 TL yi kimin mal edindiğini bilmediğini, iddianamede sözü edilen Z raporlarının düzenlendiği tarihler itibarıyla doğum izninde olduğunu, ayrıca iddiaya konu olayların meydana geldiği bazı tarihlerde de gebelik kontrölü için birçok kez doktora gittiğini savunmuştur.
3. Bozma öncesi 07.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda; “sanığın çalıştığı günlere isabet eden 03.01.2011 tarihinden başlayarak 27.07.2011 tarihine kadar toplam 16.437,75.TL fiş iptal işlemi gerçekleştirildiğinin ” rapor edildiği; bozma sonrası alınan 04.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise, çalınan mallara ait şüpheli alacak satış muhasebe kaydı ile stok çıkışları yapıldığı, sanığın suça konu bedeli mal edindiği, iptal edilen fişlere ait stok kayıtlarının incelenmesi neticesinde, iptal edilen işlem kadar mal stokunun bulunduğu” şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır.
4. 27.11.2019 tarihli uzlaştırma raporunda, uzlaşma teklifi reddedildiğinden uzlaşmanın sağlanamadığının bildirildiği tespit edilmiştir.
5. Mahkemesince; toplanan deliller, tanıklar H.Y. ve N. K’nın anlatımları, satış fişi kopyaları, güvenlik kamerası kayıtları ve bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın aksi yöndeki savunmasına itibar edilmediği, hüküm kurmaya ve kurulacak hükmü izleyip denetlemeye elverişli ve yeterli görülen bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler sanık aleyhinde değerlendirilerek sanığın üzerine atılı eylemin sübut bulduğu gerekçesiyle temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın, katılan şirkette kasiyer olarak çalışırken birden fazla satış işlemini iptal edip satılan malları tekrar kasadan geçirmeden ve fiş düzenlemeden satışını iptal ettiği ürünleri müşterilere verip tahsil ettiği nakit paraları mal edinerek 16.437,75 TL çıkar sağladığı iddia edilen olayda; yargılama sırasında alınan 07.05.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda, sanığın katılan işyerinde çalıştığı dönemde yaptığı iptal işlemleri ve tutarının belirlendiği, ancak söz konusu iptal işlemlerinin bedellerinin mal edinip edinmediğinin belirlenmediği; 04.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise sanığın suça konu bedeli mal edindiğinin, bununla birlikte bu sonuçla çelişecek şekilde iptal edilen işlem kadar mal stoğunun bulunduğunun da bildirilmesi karşısında, suçun oluşumu bakımından rapordaki çelişki açıklatılıp giderildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereği indirim yapılırken sonuç cezanın 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine 1 yıl 13 ay olarak eksik ceza tayini,
b.Gerekçeli karar başlığında “03.01.2011- 27.07.2011” olarak yazılması gereken suç tarihinin “2012” şeklinde yanlış yazılmış olması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2019/438 Esas, 2020/759 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.