YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/36418
KARAR NO : 2021/9834
KARAR TARİHİ : 04.11.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veye kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2011 tarihli ve 2011/3648 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Elazığ 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.03.2012 tarihli, 2011/277 Esas ve 2012/61 Karar sayılı ilamı ile sanığın cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu, hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 27.10.2016 tarih ve 2016/3489 Esas ve 2016/8103 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet hükümlerinin onanmasına dair karar verilerek kararın kesinleştiği, sanık müdafisinin 17.11.2016 havale tarihli yargılamanın yenilenmesi talebinin Mahkemenin 22.11.2016 tarihli ve 2011/277 Esas ve 2012/61 Karar sayılı ek kararı ile reddine karar verildiği ek karara itiraz üzerine Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/1022 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabul edildiği, bunun üzerine Mahkemece duruşma açılarak yeniden yapılan yargılama sonucunda 20.10.2020 tarihinde verilen hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla;
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesinin, “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” şeklinde düzenlenme karşısında; incelemeye konu hükmün bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş bulunması nedeniyle istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşıldığından, istinaf talebinin merciince incelenmesi için dosyanın mahalline İADESİNE, 04.11.2021 tarihinde üye … ve üye …’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 04.11.2021 tarih, 2021/36418 Esas, 2021/9834 Karar sayılı İade yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
A) UYUŞMAZLIĞIN KONUSU:
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu daha önce Temyiz Kanun Yolu ile Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen hükümden sonra (20.07.2016 tarihinden sonraki dönemde) yargılamanın yenilenmesi yoluyla kurulan yeni hükmün temyiz mi yoksa istinaf kanun yoluna mı tabi olduğuna ilişkindir.
B) SOMUT OLAYDAKİ YARGISAL SÜREÇ:
İlk olarak Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2012 tarih 2011/277 Es., 2012/61 Kr. sayılı kararı ile sanığın TCK’nin 204/1, 53 ve aynı Yasanın 158/1-f, son, 52/2, 4 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, kapatılan Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 27.10.2016 tarih 2016/3489 Es, 2016/8103 Kr sayılı ilamı ile Onanarak kesinleşmiştir.
Anılan kararın kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine aynı mahkemece 20/10/2020 tarih, 2017/288 Es, 2020/217 Kr sayı ile yeniden hüküm kurulduğu, bu hükmünde temyiz talebi ile Dairemize intikal ettiği görülmektedir.
C)YASAL DÜZENLEME:
Bölge Adliye Mahkemelerinin zaman itibarıyla yetkisini belirleyen 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesinde “Bölge adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326 ncı maddeleri uygulanır” denilmektedir.
D) DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtildiği üzere sanığa atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin deliller yerel mahkemece takdir edilmiş ayrıca temyiz kanun yoluyla üst mahkeme olan Yargıtayca denetlenmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile yeniden hüküm kurulması halinde bu hükmünde Temyiz Kanun Yoluna tabi olması gerekir.
Dikkat edilirse maddede bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurmuş olan hükümler hakkında temyiz kanun yolunun uygulanacağı açıkca belirtilmiştir. Diğer bir deyişle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından sonra verilen hükümlerle ilgili olarak -öncesinde temyiz incelemesine tabi olmamak koşuluyla- öncelikle istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir. Yani Yargıtay Ceza Daireleri ve Ceza Genel Kurulu tarafından karara bağlanmış olan dava dosyaları bakımından hiçbir şekilde Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen istinaf kanun yoluna ilişkin hükümlerin uygulanması mümkün değildir. Bu dava dosyaları hakkında ilk derece mahkemelerince direnme veya yeniden hüküm kurmak suretiyle verilen kararlar hakkında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununca yalnızca temyiz kanun yoluna başvurulması mümkündür.
Çünkü; daha önceden temyiz kanun yoluyla Yargıtay incelemesinden geçen hüküm ile 20.07.2016 tarihinden sonra yargılanmanın yenilenmesi yoluyla yeniden hüküm kurulsa dahi her iki hüküm aynı fiil ve faile ilişkin yargısal değerlendirmeleri içermektedir. Diğer bir deyişle hüküm tarihleri farklı olsa dahi hükümlerin konusu fiil ve fail olarak aynıdır. Yani aynı kamu davasında verilmiş farklı tarihli hükümlerdir.
Yargılamanın yenilenmesi suretiyle yeniden kurulan hüküm daha önceden verilen kesin hükmün ortadan kaldırılması sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla Yargıtay denetiminden geçen hükme yönelik yeniden yargılanma sonucu kurulan hükmün daha güvenceli olan yüksek mahkemece incelenmesi zorunludur. Nitekim emsal nitelikteki Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18.07.2017 tarih 2017/867 Es, 2017/4799 Kr sayılı içtihadında da 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesine doğru anlam verilmek suretiyle yargılamanın yenilenmesinde yeni bir hüküm verilinceye kadar önceki hükmün geçerliliğini koruduğuna işaret edilmiş, şüpheden kesin hüküm faydalanır (in dubio pro res judicata) denilerek ilk verilen kesin hükmün -yargılamanın yenilenmesi suretiyle verilen yeni hüküm kesinleşinceye kadar- üstünlüğünü koruduğu belirtilmiştir. Bu görüş teoride de doğru bir uygulama olarak değerlendirilmektedir. (Prof. Dr. Ersan Şen- Av. Mehmet Vedat Ervan, Ceza Muhakemesinde Yargılamanın Yenilenmesi, 19.10.2020 tarih, sen. av. tr/tr/makale)
Aksi görüşün kabulü halinde Yüksek Mahkemenin denetiminden geçerek Onanmak suretiyle kesinleşen hükmü ortadan kaldıran ve yargılamanın yenilenmesi yoluyla verilen yeni hükmün denetlenmesi daha az güvenceli olan istinaf kanun yoluna bırakılmış olacaktır. Bu durum muhakeme hiyerarşisine de aykırıdır. (Prof. Dr. Ersan Şen Ceza Muhakemesinde Yargılamanın Yenilenmesi ve Yeni Kararın Denetimi 09.12.2021 tarih, www.hukukihaber.net) Özellikle bölge adliye mahkemesince kesin olarak sonuçlandırılan hükümler bakımından sanığın adil yargılanma hakkı da ihlal edilmiş olacağı gibi ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin Yargıtay iradesine aykırı davranmasının yolunu açacak içtihat birliğine de zarar verecektir.
Bu sebeplerle sayın çoğunluğun İade yönündeki görüşüne katılmıyorum. 04.11.2021
KARŞI OY
A)UYUŞMAZLIK KONUSU:
Uyuşmazlığın konusu mahkumiyet hükmünün temyizi üzerine Yargıtay ilgili dairesinin Onama Kararı ile kesinleştiği tarihten ve Böllge Adliye Mahkemelerinin faaliyet başladığı 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra “Yeniden Yargılanma” yoluyla iptali sonrası verilen yeni hükmün yasa yolunun istinaf mı yoksa temyiz yasa yolu mu olduğudur.
B)SOMUT OLAYDAKİ AŞAMALAR
Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.09.2011 tarih ve 2011/3648 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2012 tarihli, 2011/277 Esas ve 2012/61 Karar Sayılı ilamı ile sanığın cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu, hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 27.10.2016 gün ve 2016/3489 Esas ve 2016/8103 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet hükümlerinin onanmasına dair karar verilerek kararın kesinleştiği, sanık müdafisinin 17.11.2016 havale tarihli yargılanmanın yenilenmesi talebinin Mahkemenin 22.11.2016 tarih ve 2011/277 Esas ve 2012/61 Karar sayılı ek kararı ile reddine karar verildiği, ek karara itiraz üzerine Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/1022 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabul edildiği, bunun üzerine Mahkemece duruşma açılarak yeniden yapılan yargılama sonucunda 20.10.2020 tarihinde verilen hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
C)YASAL DÜZENLEME
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altınca fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 01.07.2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” şeklindedir.
D) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ:
Yürürlükte bulunan yargılama sistemimizde Yargıtay hukuksal uyuşmazlıkların çözümünde en üst dereceli inceleme mercii olup kararları içtihat niteliğindedir. Yargılama sonucunda veriln bir hüküm maddi ve hukuksal denetimi Yargıtay tarafından yapılarak kesinleşmesinden sonra özellikle ortaya çıkan yeni delil nedeniyle yargılanmanın yenilenmesi sonucu verilen hükmün ikinci derece inceleme ve yargılama makamı olan bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenmesi, temyize açık olan kararlarını da denetleyen Yargıtay’ın kararını değerlendirmek sonucunu doğruacağı gibi bu durum hukuksal karışıklığa da neden olur. İlk ve ikinci derece mahkeme kararlarının en üst dereceli inceleme makamı olan Yargıtay tarafından denetime tabi tutulması uyuşmazlığın tarafları açısından bir güvencedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil Yargılanma hakkı” nı düzenleyen 6. maddesi ile aynı sözleşmeye ek 7. Protokolün “Cezai Konularda İki Dereceli Yargılanma Hakkı’nı düzenleyen 2. maddesi, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi, “in dubio pro res judicata” (şüpheden kesin hüküm faydalanır) ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesinde yeni bir hüküm verilip kesinleşinceye kadar önceki hüküm varlıgını ve üstünlüğünü koruyor olmasına, yeni hüküm kesinleşmedikçe hukuki sonuç doğurmayacak olmasına göre Yargıtay tarafından geçerek kesinleşen bir hükmü ortadan kaldıracak yeni hükmün denetiminin de aynı inceleme makamı olan Yargıtay tarafından yapılması gerektiği görüş ve kanaatinde olduğundan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.