YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/36457
KARAR NO : 2023/2295
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/428 E., 2018/146 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanığın duruşmalı inceleme isteminin, koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2013 tarihli ve 2012/234 Esas ve 2013/95 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve dördüncü fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2013 tarihli ve 2012/234 Esas ve 2013/95 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 08.05.2017 tarihli ve 2015/5801 Esas, 2017/10294 Karar sayılı ilâmıyla; “29.03.2012 tarihli iddianamede, müştekiye ait cep telefonunun aranarak, kendisini polis olarak tanıtarak emniyetten aradığını belirten bir şahsın müştekinin kimlik bilgilerinin terör örgütü tarafından kullanıldığını, bunun tespiti için para göndermesi gerektiğini belirttiği, bunun üzerine müştekinin 29.510,81 TL parasını şahsın belirttiği şekilde sanık …’ın Türkiye İş Bankası Gaziantep Şubesi’nde bulunan hesabına gönderdiği, bu şekilde sanığın menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; sanığın eyleminin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu;” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2017 tarihli ve 2017/482 Esas Esas, 2017/506 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
4. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2017/428 Esas, 2018/146 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; almış olduğu cezanın bozularak hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde katılan …’nu arayan şahsın kendisinin emniyetten aradığını, kimlik bilgilerinin terör örgütü tarafından kullanıldığını, bunun tespiti için para göndermesi gerektiğini belirttiği, katılanın da kendisine bildirilen ve sanık …’a ait hesap numarasına 29.510,81 TL parayı gönderdiği, paranın sanık tarafından çekildiği, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın, hesabına gelen parayı çektiğini ve 1.000,00 TL’lik kısmı alıp kalanı çalıştığı şirkete verdiğini ancak şirketin ismini bilmediğini savunmuş olduğu belirlenmiştir.
3. Katılanın, kendisini arayan şahısların kimlik bilgilerinin terör örgütü tarafından kullanıldığını ve yakalayabilmeleri için hesabına para havale etmesi gerektiğini söylediklerini, kendisinin de sanığın hesabına parayı gönderdiğini belirtmiş olduğu anlaşılmıştır.
4. Mahkemesince, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.
5. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
6. Mahkemesince sanık hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2017/428 Esas, 2018/146 Karar sayılı kararında; katılanın beyanı, sanığın tevilli ikrarı, uzlaşmanın sağlanamadığına dair rapor, banka yazıları ile dosya kapsamından sanığa atılı suçun sübut bulduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 08.05.2017 tarihli ve 2015/5801 Esas, 2017/10294 Karar sayılı bozma kararına konu olan Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2013 tarihli ve 2012/234 Esas ve 2013/95 Karar sayılı kararındaki adli para cezasının 24 taksitte ödenmesine karar verildiği halde, anılan bozma kararı sonrası verilen temyize konu hükümde, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca halen uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bozmadan önce verilen hükümler yalnız sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle söz konusu taksit sayısının kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, adli para cezasının 20 taksitte ödenmesine karar verilmesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2017/428 Esas, 2018/146 Karar sayılı kararında sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca hüküm fıkrasında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin “20” ibaresinin çıkartılarak yerinde “24” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.