YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/36973
KARAR NO : 2023/5371
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/155 E., 2020/361 K.
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2013 tarihli ve 2012/186 Esas, 2013/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
b. Dolandırıcılık suçundan;
1. Şikâyetçi …’ya karşı; 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 45.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezası yönünden hak yoksunluklarına,
2. Katılan …’a karşı; 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 60.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezası yönünden hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2013 tarihli ve 2012/186 Esas, 2013/105 Karar sayılı kararının katılanlar … … ve … vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 30.03.2017 tarihli ve 2017/2660 Esas, 2017/8453 Karar sayılı ilâmıyla;
“Sanığın katılanlar … ve … …’e ait Mersin Altın Döviz adlı döviz bürosunda muhasebe elemanı olarak çalıştığı, çalıştığı işyerinde 01.07.2011 günü katılan …’ı arayarak 250.000,00 TL para istediği ve aldığı, sanığın ayrıca şikâyetçi …’i de arayarak nakit para talep ederek 92.000 $ ABD Dolarını aldığı, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği, sanığın ayrıca bu dönemde çalıştığı işyerinden 60.000 $ ABD Dolarını almak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Sanığın soruşturma aşaması ifadesinde, ‘2010 yılı içerisinde işyerinden bir müşteriye 230.000,00 TL parayı verdiğini’ ifade etmesi, kovuşturma aşamasında da ‘…’a 230.000,00 TL para verdiğini, bu durumu patronlarına söylemediğini, borç parayı geri alamayınca diğer katılanlar … ve …’ten para alarak açığı kapatmaya çalıştığını’ beyan etmesi ve 09.07.2011 tarihli kolluk tutanağında da bu iddiaya yönelik sanığın kabulü bulunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için, sanığın borç para verdiğini ifade ettiği tanıklar … ve …isimli kişilerin açık kimlik ve adres bilgileri temin edilerek beyanları alınıp 09.07.2011 tarihli yakalama tutanağında ismi geçen görevlilerinin bilgi ve görgülerinin alınması, sanığın çalıştığı Mersin Döviz Bürosunun muhasebe kayıt ve belgeleri ile kasa defteri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak işyerinde suç tarihinde kasa açığı bulunup bulunmadığı, şikâyetçi ve katılandan alınan para ile açığın kapatılıp kapatılmadığı ayrıca suç tarihinde ne kadar kasa açığı bulunduğu belirlendikten sonra sanığın işyerinden aldığı parayı kapatmak için şikâyetçi … ve katılan …’ten para alması eylemlerinin güveni kötüye kullanma suçu ile birlikte işlenip işlenmediğinin değerlendirilmesine göre sanığın dolandırıcılık suçunu diğer suç ile birlikte işlememiş olması hâlinde, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun 253 ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini zorunluluğu,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2020 tarihli ve 2017/155 Esas, 2020/361 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 37.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezası yönünden hak yoksunluklarına,
b. Dolandırıcılık suçundan;
1. Şikâyetçi …’ya karşı; 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 45.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezası yönünden hak yoksunluklarına,
2. Katılan …’a karşı; 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 60.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezası yönünden hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi
Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Dolandırıcılık suçunda olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine,
2. Dolandırıcılık suçunun kanunî unsurlarının oluşmaması sebebiyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda, eksik inceleme neticesinde mahkûmiyet hükmü kurulması sebebiyle sanığın suçu işlediği sabit olmadığından hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın katılanlar … … ve …’nin ortak olarak işlettikleri döviz bürosunun 11 yıllık çalışanı olduğu, taraflar arasında süreç içinde gelişen … ilişkisi nedeniyle büronun kasa işlemlerinin sanık tarafından yapıldığı, bölgede mevcut ticari teamül gereği acil ödeme gereken durumlarda aynı sektör çalışanları arasında … ilişkisi ve ticarî itibara istinaden gün içinde iade edilmek ya da ertesi günü ödenmek suretiyle elden borç para ve döviz alışverişlerinin yapıldığı, sanığın, sigortalı olarak çalıştığı büro adına bu işlemleri de zaman zaman yaptığı ve sektörde sanığın çalıştığı büro adına bu işlemleri yaptığının bilindiği, sanığın, işverenlerinde ve iş çevresinde bu konuda yarattığı güvene istinaden, 09.07.2011 tarihli kolluk beyanında ifade ettiği üzere iş verenlerinin bilgisi dışında, 01.07.2011 tarihinde katılan …’dan iş yeri adına ve hesabına 250.000,00 TL ve şikâyetçi …’den yine iş yeri adına ve hesabına 92.000 $ ABD Dolar aldığı ve aynı tarihli Cumhuriyet savcısı huzurundaki savunmasında ikrar ettiği üzere iş yeri kasasından, iş verenleri olan katılanlar … ve … …’in bilgisi dışında 60.000 $ ABD Dolarını aldığı, akabinde cep telefonunu kapattığı ve ortadan kaybolduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık, üzerine atılı suçlamaları ikrar etmiştir.
3. Şikâyetçi, katılanlar ve tanıkların beyanları dava dosyasında mevcuttur.
4. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek isimleri zikredilen tanıkların dinlenildiği ancak iş yerinin 2012 yılında devredildiği, bu nedenle suç tarihine ait defter ve kayıtların mevcut olmadığının bildirilmesi sebebiyle bu konuda araştırma ve inceleme yapılamadığı tespit edilmiştir.
5. Sanığın güncel adlî sicil kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Dolandırıcılık Suçu Yönünden Zamanaşımına İlişkin Temyiz Sebebi
1. Sanığın, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen dolandırıcılık suçunu, 05.07.2011 tarihinde işlediği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümüne göre;
“Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
(e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.”
3. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin ikinci fıkrası;
“(2) Bir suçla ilgili olarak;
a. Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya
çekilmesi,
b. Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c. Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d. Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.” şeklinde düzenlemeye haizdir.
4. Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde Hukukî Süreç başlığı altında (1-b.) paragrafında ayrıntılarına ve içeriğine yer verilen ilâm ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu, inceleme konusu hüküm tarihinin 07.12.2020 tarihi olduğu, bu itibarla eylemin olağanüstü zamanaşımına tabi olduğu ve inceleme tarihi itibarıyla henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı belirlendiğinden, dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde, bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Dolandırıcılık Suçundan Beraat Talebine İlişkin Temyiz Sebebi
Katılan … ile şikâyetçi …’in aşamalardaki istikrarlı anlatımları ve katılan … …’in de sanık tarafından, adı geçenlerden borç para alınması sebebiyle katılan ve şikâyetçinin kendisini arayıp paralarının ne zaman iade edileceği hususunu sorduklarına ve kendisinin durumdan ancak bu şekilde haberdar olduğuna dair anlatımları ile sanığın soruşturma aşamasında 09.07.2011 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından tespit olunan savunmasında; “Benim …’ya doksan bin dolar, …’a yüzelli bin dolar borcum vardır. … Ben iş yerimden ve diğer şahıslardan aldığım parayı inkar etmiyorum.” şeklindeki ikrarı karşısında sanığın, dolandırıcılık suçunun kanuni unsurlarını tamamladığı anlaşılmakla, sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Dolandırıcılık Suçunda Re’sen Dikkate Alınan Hususlar Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
D. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden
1. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
a. Her ne kadar Yargıtay bozma ilâmında belirtilen, iş yerine ait kasa hesap ve defterlerinin temini ile incelenmesine yönelik bozma sebebi, iş yerinin 2012 yılında devredilmiş olması ve aradan geçen süre sebebiyle kayıt ve belgelerin bulunmadığı yönündeki cevabi yazıya istinaden yerine getirilememiş ise de sanığın, 09.07.2011 tarihli Cumhuriyet savcısı huzurundaki savunmasında çalışmakta olduğu iş yerinin kasasından, iş verenlerinin bilgisi dışında 60.000 $ ABD Doları alıp kendi borçları sebebiyle alacaklılarına ödeme yaptığını ikrar ettiği anlaşılmakla, sanığın suçu sübuta ermiş olup Mahkemece yargılama konusu suçtan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi
Sanığın çalışmakta olduğu iş yerinin, katılanlar … ve … … tarafından ortak olarak işletilen Mersin Altın Döviz Bürosu işletmesi olduğu, sanık tarafından kasadan 60.000 $ ABD Dolar alınması eyleminin ticari işletmeye yönelik bir eylem olduğu bu itibarla işletmenin ortaklarının sayısı dikkate alınarak hükümde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulama alanının bulunmayacağı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2020 tarihli ve 2017/155 Esas, 2020/361 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.