Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/37867 E. 2023/1582 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/37867
KARAR NO : 2023/1582
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/513 E., 2020/194 K.
SUÇLAR :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre;
1. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2013 tarihli ve 2012/247 Esas, 2013/220 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında;
i) Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43, 62, 52 ve 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
ii) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43, 62, 52 ve 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2015/13806 Esas, 2018/6814 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek sahtecilik suçu yönünden, suça konu çekin aldatıcılık niteliği ile sanık … tarafından çek düzenlenmesinde zımni rızanın bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, güveni kötüye kullanma suçu yönünden ise, katılanların şirketine ait tüm banka hesapları ve şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak zararın ne şekilde oluştuğu ve miktarının tespit edilmesi, gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2020 tarihli ve 2018/513 Esas, 2020/194 Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında bozma öncesindeki karar gibi hüküm kurulmuştur.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.09.2021 tarihli ve 2015/3019 sayılı, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlerin onanması, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz isteği; eksik araştırma ile karar verildiğine, suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, sanık …’nın çek keşide etme konusunda katılan tarafça yetkilendirildiğine, beraate karar verilmesi gerektiğine ve kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’nın katılanlara ait şirketin iç muhasebe işlerini yaptığı, diğer sanık …’nın ise eşi olduğu, sanık …’nın katılanlara ait şirket adına kayıtlı banka hesabından diğer sanık …’ya ait Derince Garanti Bankasında bulunan hesabına 2010 ve 2011 yılları içerisinde toplam 66.635,00 TL havale gönderdiği, ayrıca katılan … tarafından kendisine teslim edilen çek yapraklarından iki tanesini rıza haricine sahte imzalar ile 45.000,00 TL ve 30.690,00 TL tutarlarında tanzim edip eşi sanık …’ya verdiği, onun da çekleri başka firmaya verdiği, çeklerin karşılıksız çıkması ve katılan …’in de sahteciliği sonradan fark etmesi üzerine çek yapraklarının katılan …’e iade edildiği, sanık …’nın katılanların kendisine duydukları güveni kötüye kullanarak hizmet ilişkisi içinde bulunduğu şirketin parasını eşiyle birlikte mal edindikleri, katılanların zararlarını gidermedikleri, bu eylemler haricinde sanık …’nın katılan … tarafından kendisine teslim edilen çek yapraklarından iki tanesini katılanın bilgisi ve rızası olmaksızın sahte imzalar tanzim edip eşi diğer sanık …’ya verdiği, bu suretle sanıkların hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu ve sanık …’nın ayrıca resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … aşamalarda özetle; on yıldır katılanlara ait şirkette yönetici asistanı olarak çalıştığını, para havalesi işlemlerinden katılanların haberdar olduklarını, havalelerin katılanların bilgisi dahilinde yapıldığını, havalelerin bir kısmının şirket çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için yapıldığını, şirket adına kayıtlı hesaptan katılanların bilgisi dahilinde ve verdikleri sözlü imza yetkisi ile çek keşide etme yetkisinin bulunduğunu, üç dört yıldır şirket adına tüm çekleri kendisinin keşide ettiğini, suça konu çeklerin de hatır çeki olarak katılan …’in bilgisi dahilinde keşide edilip eşine verildiğini beyanla suçlamaları reddetmiştir.
3. Sanık … aşamalarda özetle; hesabına gelen paraların şirketin işçilere ödeyeceği paralar olduğunu, hesabına gelen paraları çekerek şirkete geri götürdüğünü, suça konu çeklerin de eşi tarafından hatır çeki olarak kendisine verildiğini beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Katılan … aşamalarda özetle; sanık …’nın uzun süre kendilerinin şirketinde çalıştığını, güven duydukları için hem şahsi hem de şirketin borçları için kendisine çek keşide etme yetkisi verildiğini, diğer taraftan sanık … tarafından çeşitli tarihlerde şirket hesabından başka hesaplara yapılan havalelerden bilgisi ve rızasının olmadığını, zararının giderilmediğini, şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
5. Katılan …’in beyanlarının katılan … ile aynı doğrultuda olduğu anlaşılmıştır.
6. Katılan şirkete ait hesap hareketlerini gösterir kayıtlar, havalelere ilişkin dekont örnekleri, sanık …’ya ait banka hesap hareketleri, suça konu çeklerin örnekleri, şirkete ait kayıtlar, 03.05.2012 tarihli ekspertiz raporu, 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporu ve sair deliller dosya arasındadır.
7. Suça konu çek asıllarının Adli emanette olduğu anlaşılmıştır.
8. Sanıklara ait güncel adli sicil ve nüfus kayıtları UYAP üzerinden dosya arasına alınmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanıkların üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
1. Katılanlara ait şirkette muhasebeci olarak çalışan sanık …’nın, katılan … tarafından kendisine teslim edilen çek yapraklarından iki tanesini katılanın bilgi ve rızası dışında şirket adına keşide etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda; sanık …’nın aşamalarda istikrarlı olarak, katılan … tarafından kendisine çek keşide etmek için sözlü olarak yetki verildiğini, şirket adına tüm çeklerin kendisi tarafından keşide edildiğini savunması, katılan …’in, sanığa çek keşide etmesi için yetki verdiğini beyan etmesi, beyan ve savunmanın diğer katılan … tarafından da doğrulanması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarihli ve 80/98 ile 19.04.2005 tarihli ve 221/38 sayılı kararlarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun adına imza atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği nazara alınarak sanığın yasal unsurları itibarıyla oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi,
2. Sanık …’nın şirkete ait hesaptan katılanların bilgisi dışında çeşitli tarihlerde eşi olan sanık … ve başka hesaplara para göndermesi eylemi nedeniyle, sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında; uyulmasına karar verilen bozma ilamında, katılanların şirketine ait tüm banka hesapları ve şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak zararın ne şekilde oluştuğu ve miktarının tespit edilmesi gerektiği belirtilmesine karşın, sanık … tarafından gönderildiği iddia edilen havalelere ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmayıp sadece suça konu çekler yönünden inceleme yapan ve şirkete ait defter tasdik bilgilerinin kapanış onaylarının süresinde yapılmadığından kanuna uygun olarak delil oluşturmayacağı yönünde 5271 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı şekilde hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapan 06.08.2019 tarihli yetersiz bilirkişi raporu esas alınamayacağı gözetilmeden, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden eksik araştırma ile karar verilmesi
Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2020 tarihli ve 2018/513 Esas, 2020/194 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.