Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/38519 E. 2023/1332 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/38519
KARAR NO : 2023/1332
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/233 E., 2021/317 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 06.02.2020 tarihli ve 2017/15449 Esas, 2020/1001 Karar sayılı bozma kararı üzerine yapılan yargılamada, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/233 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerürr hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2021 tarihli ve 11-2021/48559 sayılı bozma görüşünü içerir tebliğnamesiyle dosya, temyiz incelemesi için Dairemize tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hakkında lehe hükümlerin uygulanarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, kardeşi S.T.’nin kimliğini kullanarak, onun adına Ankara 40. Noterliğinde 12.04.2011 tarihli ve 13090 yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesi”ni düzenlettirmek sureti ile resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık aşamalarda özetle, yüklenen suçu işlemediğini savunmuştur.
3. Tanık S. T.; “Sanık … benim abim olur. Kendisi benim kimlik bilgilerimi kullanarak araç satın almıştır. Bu olaydan benim çok sonra vergi dairesinden bandrol borcu olduğunu dair evrak geldiğinde haberim oldu.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 25.12.2020 tarihli uzmanlık raporunda, suça konu araç satış sözleşmesinde “ALICI” bölümünde yer alan “S. T., 0532 (…) (..) (..), okudum” yazıları ile S. T. adına atılı imzanın sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
5. Mahkemece sanığın yüklenen suçu işlediği kabul edilerek resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Suça konu belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezanın artırılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliği, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin Mahkemece “12.04.2011” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, (eleştiri dışında) eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda gösterilen hususlar dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
a. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151 Esas, 2013/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği; sanığın sabıka kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Çorum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/366 Esas ve 2007/369 Karar sayılı ilamı yerine daha az cezaya hükmolunan Kadıköy (Kapatılan) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/362 Esas ve 2007/701 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması,
b. 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun’un 58 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c. Suça konu sahte araç satış sözleşmesinin dosyada delil olarak saklanması yerine noterliğe gönderilmesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/233 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm ve “noterliğe GÖNDERİLMESİNE” ibaresi çıkartılarak yerlerine sırasıyla “Çorum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/366 Esas ve 2007/369 Karar mahkûmiyet hükmü tekerrür oluşturduğundan, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ve “dosyada delil olarak saklanmasına” ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.