Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/39322 E. 2021/13016 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/39322
KARAR NO : 2021/13016
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 13.06.2012 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 19.08.2013 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında suça konu abonelik sözleşmesinin sahte düzenlendiği iddiasıyla daha önce 26.10.2010 tarihli iddianameyle 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Şanlıurfa (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesince, hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu gözetilmeden suç vasfı bölünmek suretiyle 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan beraat kararı verilerek özel belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir.” hükmü gereğince sanık hakkında mükerrer dava niteliği taşıyan işbu davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1) Hüküm tarihinden önce 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz.” hükümleri karşısında, sanığın eyleminin özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki suçu oluşturduğu ve kendisine yapılan ön ödeme önerisine uymadığı da gözetilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “Özel belgede sahtecilik” suçundan hüküm kurulması,
2) 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi durumunda önceki hükmün aynen açıklanmasıyla yetinilmesi gerekirken, bu kez kurulan hükümde sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle farklı uygulamalara, yer verilmesi,
3) Suça konu abonelik sözleşmesinin akıbeti hakkında bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
4) Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.