YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/39375
KARAR NO : 2023/1560
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/328 E., 2015/325 K.
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgedesahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2014/328 Esas, 2015/325 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca iki kez 2 şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığa atılı her iki suç yönünden de suç unsurlarının oluşmadığına, çek yapraklarının sanığa rıza ile verildiğine ve imzalamasının söylendiğine, çeklerin aldatıcılık nitelikleri konusunda inceleme yapılmadığına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, meyve sebze komisyonculuğu yapan katılana ait iş yerinde çalıştığı, bu dönemde 2013 yılı sonlarında iş yerinde bulunan kasadan katılana ait dört çek yaprağını aldığı, bunlardan suça konu 10.01.2014 keşide tarihli, 25.000,00 bedelli ve 22.11.2013 keşide tarihli, 4.000,00 TL bedelli çekleri doldurup keşideci imzalarını atarak borçları için tanık sıfatıyla beyanları alınan Hidayet Kaşkay ve …’a cirolayarak verdiği, çeklerin günü geldiğinde alacaklılar tarafından bedellerinin talep edilmesi üzerine katılanın ticari itibarını düşünerek alacaklılar tarafından istenen miktarları ödeyerek çeklerini geri aldığı iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalardaki savunmalarında, suça konu çeklerin katılana ait iş yerinde çalıştığı dönemde borçları için ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine katılan tarafından kendisine verildiğini ve katılanın doldurarak kullanmasını söylediğini, kendisinin de çekleri doldurarak katılanın yerine imza atıp ciro ederek kullandığını, işten ayrıldığı için borçlarının bir kısmını ödeyemediğini, bunun üzerine katılanın kalan borçları ödeyip çekleri aldığını, söz konusu çeklerin kendisine rıza ile verildiğini, ancak borçlarını ödeyemediği için katılanın bu şekilde asılsız bir iddiada bulunduğunu beyan etmiştir.
3. Katılan aşamalarda, suça konu çeklerin 2013 yılının sonlarına doğru iş yerinde bulunan kasa içinde tuttuğu çek defterinden koparılıp alındığını tespit ederek suç duyurusunda bulunduğunu, suça konu çekleri sanığa kendi rızası ile vermediğini ve sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
4. Katılan tarafından iş yerinden kaybolan çek yapraklarına ilişkin olarak yapılan şikayet üzerine verilen takipsizlik kararının dosya içinde olduğu görülmüştür.
5. Mahkeme tarafından suça konu çek asıllarının getirtilerek 11.12.2014 tarihli duruşmada unsurlarının tam olduğu ve aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu tespitlerinin yapılmış olduğu anlaşılmıştır.
6. Yapılan yargılama sonunda resmi belgede sahtecilik suçu yönünden sanığın iki adet çeki farklı tarihlerde farklı kişilere farklı borçları için sahte keşideci imzası atarak verdiği, içeriği gerçeğe aykırı iki adet belge düzenlediği kabulü ile sabit görülen iki farklı kambiyo evrakını (çek) sahte imza ile düzenlemek eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 210 uncu maddesi delaletiyle aynı sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre suç konusunun önem ve değeri gözetilerek takdiren alt sınırdan olmak üzere ayrı ayrı iki defa hapis cezası ile cezalandırılmasına; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden suça konu çeklerin katılanın iş yerinden çalındığı öne sürülmüş ise de sanığın suç tarihlerinde katılanın iş yerinde çalıştığının sanığın aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanları ile tanıklar … ve …’ın beyanları göz önüne alınarak katılanın aksi yöndeki beyanına itibar edilmediği kabulü ile katılanın iş yerinde çalışması nedeniyle kendisine teslim edilen çekleri teslim olgusuna aykırı şekilde tasarruf ettiği sonucuna varılarak sanığın hizmet ilişkisi nedeniyle duyulan güveni kötüye kullanması eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre suçun önem ve değeri gözetilerek takdiren alt sınırdan hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin incelemeye konu mahkumiyet hükümleri verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden
1. Sanığın, katılana ait iş yerindeki görevi itibarıyla suça konu çeklerin görevi kapsamında teslim edilmediğinin iddia edilmesi ve katılanın, suça konu çeklerin sanığa rıza ile verilmediğine yönelik beyanları ile müşteki …’a ait iş yerinden kaybolan çeklere ilişkin şikayet üzerine kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından katılan tarafından suça konu çeklerin kaybolmasına ilişkin Anamur Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2014 tarihli ve 2014/97 Soruşturma, 2014/62 Karar numaralı dosyanın da dosya içine alınmasından sonra sanığa atılı suçun 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu ya da suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan aynı sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen kilitlemek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmadığının karar yerinde tartışılarak sanığın hukuki durumunun tayininin de zorunluluk bulunması,
2. Kabule göre de; sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekliliği,
Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm kukuka aykırı bulunmuştur.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu; açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olayda, sanık tarafından aynı suç işleme kararının icrası kapsamında suça konu çeklerin kullanılmasından ibaret eylemin, zincirleme biçimde işlenmiş tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A ve B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2014/328 Esas, 2015/325 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği resmi belgede sahtecilik suçu yönünden Tebliğname’ye uygun; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.