YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/40742
KARAR NO : 2023/5477
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/1716 E., 2017/1856 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 19.04.2017 tarihli ve 2017/1716 Esas, 2017/1856 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10 uncu maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesine eklenen 5 … fıkra ile avukatların görevlerinden … veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 15 … maddesi ile 1136 sayılı Kanun’a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24 üncü madde ile de anılan Kanun’un 59 uncu maddesinin 5 … fıkrasının, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden … veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanığın Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik incelemeye konu temyiz isteminin 1136 sayılı Kanun’un geçici 24 üncü maddesindeki 15 günlük süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa’nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiğinden, esasın incelenmesine karar verilmiş ve temyiz isteminin reddedilmesi gerektiğine dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.07.2015 tarihli ve 2015/102171 Soruşturma, 2015/32998 Esas, 2015/1847 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
2. İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.09.2015 tarihli ve 2015/320 Esas, 2015/307 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılanmak üzere son soruşturmanın açılmasına karar verilmiştir.
3. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2016 tarihli ve 2015/430 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 51 … maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2016 tarihli ve 2015/430 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararının, sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 19.04.2017 tarihli ve 2017/1716 Esas, 2017/1856 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtat Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.11.2021 tarihli ve 2021/746 nolu süreden ret isteyen görüşlü tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; duruşma talepli olarak, kararın hukuka aykırı olmasına, imza ve yazı incelemesi yapılmamış olmasına ve Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/409 Esas ve Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/1352 Esas sayılı dava dosyalarının sonuçları beklenilmeden karar verildiğinden eksik incelemeye ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’ın, suç tarihi itibari ile İstanbul Barosuna kayıtlı … avukat olarak görev yaptığı, katılanlar ile dava dışı … … ve … … aralarında düzenledikleri 10.04.2012 tarihli “Borçlanma ile ilgili protokol” adlı belgeye katılanlar aleyhine olacak şekilde sonradan eklemeler yaparak, dava dışı borçlular tarafından katılanlar aleyhine başlatılan Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü’nün 2012/9027 Esas sayılı dosyasına karşı icra takibinin iptali talebiyle açmış oldukları Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 25.12.2013 tarihli ve 2013/1352 Esas, 2013/1459 Karar sayılı kararının verilmesine neden olduğu, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık … aşamalarda alınan savunmalarında özetle, katılanlar tarafından …(…) … ve … … hakkında, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü’nün 2012/9027 Esas sayılı dosyasında alacaklı vekili olarak değil, borçlu vekili olarak görev yaptığını, alacaklı olan …’nın da başka dosyalarında ayrıca vekilliğini yaptığını, … … ile … arasında gerçeğe uygun iradeleri doğrultusunda 04.04.2012 tarihinde …, oğlu …, … … … olduğu halde … … daha önce senetleri imzalayıp gönderdiği için bilgi vererek o tarihte icra dosyasının vezne kapanmazdan önce hazırlanmak zorunda olduğunu, bizzat icra harcını ödeyerek takip dosyasının açılmasını sağladığını, daha sonradan taraflar arasında anlaşmazlık çıktığını, … …’un vazgeçtiğini, ancak senedin iade edilmediğini, vazgeçme harcının ödenmesi gerektiğini, bu duruma kızan … … da bununla ilgili işlem yapınca, tarafların iradesine ve güvene dayalı olarak boşluk bırakılmış bölümleri tarafların iradesine ve anlaştıkları hususlarda iradelerine uygun şekilde doldurduğunu, senedin teminat senedi olduğu belirtilerek Yargıtay tarafından karar bozulunca katılanlar ile arasında husumet oluştuğunu savunmuştur.
3. Katılan … aşamalarda alınan beyanında özetle, avukat olan sanık …’ı 18 yıldır tanıdığını aynı zamanda da avukatlığını yaptığını, diğer katılan … ile … …’nın İstanbul Florya’da bulunan gayrimenkulünü ortaklaşa almak istediklerini, yapılan anlaşmaya göre 600 bin euronun …, 400 bin euronun da kendisi tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, tapuda bir takım sorunlar yaşandığını, teminat olarak verilen borç karşılığında senet ve makbuz verildiğini, anlaşılan bedellerin … …’ya ödendiğini, ancak tapunun devredilmediğini, alınan 1.200 euro luk senedin icra takibine konulduğunu, icra kanalı ile 400.000 TL para tahsil edildiğini, ancak icra takibi iptal edilince tahsil edilen paranın da geri alındığını, dostluk ve sanığın mesleği gereği güvendiğini, ancak yapılan protokole aleyhlerine olacak şekilde eklemeler yaptığını, sonradan yapılan eklemelerden ne kendisinin ne de diğer katılan …’ın haberinin olmadığını, sanığın borçlu … … ile ortak hareket ettiğini beyan etmiştir.
4. Katılan … aşamalarda alınan beyanında özetle, katılan …’nın yakın arkadaşı olduğunu, birlikte … …’un sahibi olduğu binayı almaya karar verdiklerini, 1 milyon 200 bin euro ya anlaştıklarını, buna ilişkin aralarında protokol yaptıklarını, sanığa 600 bin Euro nakit elden teslim ettiğini, sanık ile … … ve …’nın tapuya gittiklerini, binanın üzerinde haciz olduğundan devir işlemi yapılamadığını, protokolün bir örneğinin katılan …’da bir örneğinin de sanıkta kaldığını, mahkeme aşamasında sanığın söz konusu protokolü mahkemeye sunduğunda bazı ibarelerin eklenmiş olduğunu tespit ettiklerini beyan etmiştir.
5. Dosya mevcudu ile UYAP kayıtlarının tetkikinde, katılanlar tarafından dava dışı borçlular … … ile … … aleyhine 04.04.2012 düzenlenme, 09.04.2012 ödeme tarihli, 1.200.000 Euro bedelli senede istinaden 10.04.2012 tarihinde Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü’nün 2012/9027 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattıkları, 16.04.2012 tarihinde sanık …’ın icra dosyasına borçlu vekili olarak, borca itirazlarının olmadığını, lehe olan sürelerden feragat ettiklerini, icra takibine hiçbir itirazlarının olmadıklarını, alacaklıların talebi var ise, Bakırköy Şenlik Mahallesi 82 pafta 291 ada 7 parselde kayıtlı bağımsız bölüm üzerine haciz konulmasını içerir talep açtığı, icra müdürü tarafından 20.06.2012 tarihinde talebin, dosya görüldüsü olmaksızın eklenmesi ve vekalet suret harcı kesilmediğinden talebin reddine karar verildiği, takibin kesinleşmesi üzerine icra takip işlemlerinin devam ettiği; icra takibine karşı dava dışı borçlular … … ile … … tarafından icra takibinin iptali talebiyle Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1352 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıkları, mahkemenin 25.12.2012 tarihli ve 2012/1176 Esas, 2012/1664 Karar sayılı kararı ile borçlu … … yönünden; mahkemenin 25.12.2013 tarihli ve 2013/1352 Esas, 2013/1459 Karar sayılı kararı ile borçlu … … yönünden takibin iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 25.03.2014 tarihli onama kararı ile 06.05.2014 tarihinde kesinleştiği; katılanlar tarafından ise, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/409 Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlular aleyhine alacak; Bakırköy 10.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/94 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıkları, her iki davanın da reddedildiği ve Yargıtay 13.Hukuk Dairesi’nin 14.06.2017 tarihli ve 2017/2293 Esas, 2017/7453 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddi kararı ile 14.06.2017 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
6. Mahkemesince sanık … tarafından hukuken geçerli bir yetki ve talimat almaksızın suça konu 10.04.2012 tarihli protokole eklemeler yaptığı, katılanlara ve icra dairelerine ibraz edilen suretlerde daha sonra eklenen kısımların bulunmadığı, bu işlem nedeniyle katılanlar aleyhine doğrudan sonuç doğuracağı ve kabul edilebilir şekli şartlara sahip muvafakatlerin de olmadığı nazara alınmakla, sanığın bu haliyle görevini kötüye kullandığı ve aynı zamanda özel belge niteliğindeki bu evrakta sahtecilik suçunun unsurlarının oluştuğu, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi kapsamında değerlendirildiğinde aynı kanunun 207 nci maddesinin birinci fıkrasının daha ağır hüküm içerdiği, bu hususun kovuşturmaya izin kararına aykırılık teşkil etmediği, var olan eylemin hukuki değerlendirmesinin yargılama mercii olan mahkemeye ait olduğu da nazara alınarak sanığın sübut bulan özel belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık …’ın, suç tarihi itibari ile İstanbul Barosuna kayıtlı … avukat olarak görev yaptığı, katılanlar ile dava dışı … … ve … … aralarında düzenledikleri 10.04.2012 tarihli “Borçlanma ile ilgili protokol” adlı belgeye katılanlar aleyhine olacak şekilde sonradan eklemeler yaparak, dava dışı borçlular tarafından katılanlar aleyhine başlatılan Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü’nün 2012/9027 Esas sayılı dosyasına karşı icra takibinin iptali talebiyle açmış oldukları Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 25.12.2013 tarihli ve 2013/1352 Esas, 2013/1459 Karar sayılı kararının verilmesine neden olduğu, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediği iddia edilen olayda; sanığın aşamalarda alınan savunmasında tarafların iradesine ve güvene dayalı olarak boşluk bırakılmış bölümleri tarafların iradesine ve anlaştıkları hususlarda iradelerine uygun şekilde doldurduğunu beyan etmiş olması, protokole konu alacak ile ilgili olarak katılanlar tarafından açılan alacak ve menfi tespit davalarının reddedilmiş olması karşısında, sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediği hususu karar yerinde tartışılarak, eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun’un 211 … maddesinde öngörülen “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla özel belgede sahtecilik” suçunun uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 19.04.2017 tarihli ve 2017/1716 Esas, 2017/1856 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.