YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/40744
KARAR NO : 2021/13623
KARAR TARİHİ : 27.12.2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.09.2021 tarih ve 2021/15679 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15.10.2021 tarih ve KYB-2021/121328 sayılı ihbarname ile;
Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.01.2021 tarihli ve 2020/105884 soruşturma, 2021/2057 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/738 değişik iş sayılı kararının “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müşteki vekillerinin şikayet dilekçesinde özetle; borçlusu müşteki …, lehtarı şüpheli …, düzenleme tarihi 27.02.2019, vade tarihi 05.09.2019 olan 2.500.000,00 Türk lirası bedelli senedin şüpheli tarafından … 16. İcra Dairesinin 2020/5018 esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, müştekinin şüpheliden hiçbir borç almadığı gibi takip konusu yapılan bononun müşteki tarafından imzalanmadığını ve şüpheliye verilmediğini, bonodaki imzanın müşteki …’a ait olmadığını, imzasının müştekinin imzasının taklit edilmek istenildiğinin ancak tutturulamadığını, ayrıca imza gerçek olsa dahi imzalı bir belgenin senet haline getirilmiş olabileceğini, suça konu senedin gündelik ve ticari hayatta kullanılan matbu bir bono olmadığını, müştekinin hukuki, fiili bağlantı ve ilişkisi bulunmayan şüpheliden borç para almasının söz konusu olmadığını, yüksek miktardaki bu paranın elden verilmesinin mümkün olmadığını, mutlaka banka şubesi aracı kılınarak havale yapılması gerektiğini, müştekinin üçüncü bir kişiden borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlendiğinin iddia edildiği somut olayda, … Cumhuriyet Başsavcılğınca resmi belgede sahtecilik suçu açısından; bu suçun oluşabilmesi için şüphelinin bir resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmesi veya sahte resmi belgeyi kullanması gerektiği, fakat olayda şüphelinin herhangi bir sahtecilik eyleminin bulunmadığı, dolandırıcılık suçu açısından; müşteki ile şüpheli arasındaki ilişkinin alacak verecek borç ilişkisine dayalı hukuki ilişki olduğu, buradan kaynaklanan ihtilafların borçlar hukuku hükümleri dikkate alınarak hukuk mahkemelerinde çözümleneceği, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için bir kimsenin başka bir kimseyi hileli hareketlerle aldatarak kendisi ya da başkasının yararına, onun ya da başka bir kimsenin zararına menfaat temin etmesinin gerektiği, ancak somut olayda şüphelinin hileli hareketinin bulunmadığı, sadece müştekiye borç para verdiği ve borcun müşteki tarafından ödenmemesi nedeniyle müşteki hakkında icra takibi başlattığı, bu nedenle şüphelinin üzerine atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, şüpheli hakkında üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlemediği ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Somut olayda, 30.12.2020 tarihli uzmanlık raporunda, senetteki imzanın müşteki elinden çıktığı kanaatine varıldığını, bahse konu belgenin piyasadan (özellikle de böyle büyük bir meblağlı bir senet için) kolaylıkla temin edilebilecek şekilde matbu bir senet olmayıp, A4 ebadında çizgisiz beyaz sayfa üzerine yazıcı yardımıyla oluşturulmuş bir senet olduğu, belge üzerinde tek bir borçlu imzasının mevcut olduğu, belgenin metin paragrafının sonunda, hayatın olağan akışı içerisinde senetlerin tanzimi esnasında kullanılan ibarelerden farklı olarak “OKUDUM” yazısının bulunduğu, belgenin borçlu kısmını gösteren bölümünün, üst bölümündeki yazılara kıyasen oldukça fazla bir mesafe bırakılarak yazılmış oldukları, belgenin metin paragrafının satır aralıklarının “Düzenleme Tarihi…”, “Düzenleme Yeri” ve “BORÇLU: ……” ile altındaki satırların aralıklarından daha dar olduğu, belge üzerinde birden fazla katlama izinin mevcut olduğu, belgenin arka yüzünün sağ üst köşesinde kağıt liflerinde deformasyonların mevcut olduğu ve bu bölüm arka yüz itibariyle belge üzerindeki ilk katlama izi (metin bölümünü üstte bırakan) ile katlandığında, iz düşümünün bulunduğu bölümlerde de kağıt liflerinde kısmi bir deformasyonun görüldüğü (kağıt liflerinde belirtilen deformasyon, kağıdın katlanan kısımlarını bir arada tutmak için kullanılan bant ve benzeri materyalden ayrılması esnasında meydana gelebilmektedir), belge üzerinde tam olarak teşhise imkan sağlamayan birtakım yazılara ilişkin fulaj izlerinin mevcut olduğu, belge üzerinde atılı bulunan imzanın belge üzerindeki konumu ile müştekinin mukayese imzalarını içeren bilhassa ödemelere ilişkin talimat yazılarında atılı bulunan imzalarının konumları itibariyle benzerlik gösterdiğinin tespit edildiği, belirtilen bulgular doğrultusunda tetkike konu senedin müştekinin imzasından faydalanılmak suretiyle oluşturulmuş olmasının (boş imzalı bilahare üzerinin doldurulması veya mevcut yazılı şekilde çeşitli ödemelere ilişkin talimat vb. belgelerle birlikte imzalattırılmış olması gibi) ihtimal dahilinde değerlendirilmiş ise de; başkaca kat’i bulgu,/bulguların tespit edilememesi sebebiyle daha ileri derecede kesin bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olmadığı şeklinde görüş bildirilmesi karşısında, şikayete konu bononun 2.500.000,00 Türk lirası gibi yüksek bedelli olmasına rağmen senette bedelin nakden ahzolunduğunun belirtilmesi, müştekinin 11/12/2014-25/06/2019 tarihleri arasında avukatlığını yaptığı belirtilen Avukat …’ın şüphelinin kardeşi olması ve herhangi bir yasal işleme başvurulmadan senedin yaklaşık 10 ay elde tutulup icraya konulması hususları da nazara alındığında; her ne kadar senet üzerindeki imzanın müştekiye ait olduğu tespit edilmiş ise de, senet aslı üzerinde herhangi bir tahrifat yapılıp yapılmadığının tespiti, başka bir belgeden üretilip üretilmediği veya orjinal olarak bu şekilde hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda daha ileri bir tespit yapacak bilirkişiye verilip, olayı aydınlatmaya yarayacak gerekli araştırma yapıp, belge üzerinde yapılan değişikliğin sonradan olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınması ile sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Müşteki vekilinin dilekçesinde; müşteki aleyhine borçlu olmadığı halde A4 kağıdı üzerine düzenlenmiş 2.500.000 TL’lik bono ile icra takibi başlatıldığını ancak müştekinin alacaklıyı tanımadığı gibi böyle bir para da almadığını, imzanın taklit edilmesi suretiyle ya da boş kağıda alınmış imzanın üstü bilgisayar yardımıyla düzenlenmiş yazı ile doldurularak bu bononun oluşturulmuş olabileceğini, şüphelinin kardeşi …’un bir dönem müştekinin hukuk davalarıyla ilgilendiğini ve …’a pek çok belge imzalattığını belirterek şikayetçi olduğu olayda; alınan ekspertiz raporuna göre imzanın müştekiye ait çıkması ve ihtilafın hukuki mahiyette olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre 87 yaşında ve ekonomik durumu iyi olan müştekinin borç almaya ihtiyacının bulunmadığı gibi müşteki ve şüpheli arasında hukuki ve fiili bir irtibat ve ilişkinin de olmadığı, gündelik ve ticari hayatta kullanılan matbu bir bono olmaksızın A4 kağıdına bilgisayarda yazılmak suretiyle müştekiyi borçlu gösteren 2.500.000 TL’lik senet düzenlendiği, klasik senetlerde yer verilmeyen ”OKUDUM” ibaresinin eklendiği ve bu ifadenin de bilgisayarda yazıldığı, bilirkişi incelemesine göre; senetteki imzanın borçluya ait imza ile benzerlik arz etmesine rağmen senet üzerinde fulaj izlerinin mevcut olduğu , senet katı üzerindeki iz düşümünün bulunduğu bölümlerde kağıt liflerinde kısmi bir deformasyon görüldüğü, ayrıca şüphelinin avukat olan kardeşi …’un yaklaşık 5 yıl şirkette bir takım hukuk davalarını yürüttüğü, müşteki adına dava açıp birçok hukuki işlem gerçekleştirdiği, müştekinin belge üzerinde atılı bulunan imzasının konumu ile mukayese imzalarını içeren ödeme talimatlarına ilişkin imzaların konumuna göre benzerlik arz ettiği gözetildiğinde soruşturmanın genişletilerek;
1)Şüphelinin detaylı beyanına başvurulması , tarafların gösterdiği tanıkların da ayrıntılı şekilde dinlenmesi,
2)Müşteki ve şüpheli arasında fiili ve hukuki bir ilişkinin bulunup bulunmadığı ile bankalarda nakit yüklü parası bulunan müştekinin ne sebeple borç aldığı, şüphelinin borç parayı elden verdiğini belirtmesine rağmen bu tarihlerde bu miktarda malvarlığından eksilme olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması,
3)Müştekinin ve şüphelinin malvarlıklarının bu borç ilişkisini teyit eder mahiyette olup olmadığı hususunda araştırma yapılması,
4)Senedin bir bütün olarak incelenerek ilk bilirkişinin tespit ettiği liflerde deformasyon ve fulaj izlerinin olup olmadığı , senedin başka bir belgeden üretilip üretilmediği ve senette herhangi bir tahrifat olup olmadığı hususlarında gerekiyorsa tekrar bilirkişi raporu aldırılması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/02/2021 tarihli ve 2021/738 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE 27.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.