Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/41605 E. 2022/5191 K. 28.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/41605
KARAR NO : 2022/5191
KARAR TARİHİ : 28.03.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet

1) TCK’nin 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
TCK’nin 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, TCK’nin 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, olay günü karayolu üzerinde meyve sebze satışı yapan şikayetçinin kendisinden sahte para verilmek suretiyle alışveriş yapıldığını, kendisine sahte para veren şahsın…. plakalı araçtan indiğini beyan etmesi üzerine, sanık …’nun da içinde bulunduğu araç içinde yapılan aramada torpido gözünde 1 adet 100.00 TL değerinde sahte para ele geçirildiği, sanık …’nun kendisini … olarak tanıtması üzerine …’ın da arasında bulunduğu toplam 4 kişi hakkında “parada sahtecilik” suçundan dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda … hakkında ” atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı” gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmakla; sanığın polis memurlarına isminin … olduğunu söylemesi nedeniyle … hakkında iddianame düzenlenip dava açılmasına neden olmak şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nin 268/1. maddesinde tanımlanan ”başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma” suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı,
2) Kabule göre de; sanık hakkında üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan dolayı kurulan hükümden sonra 16.03.2021 tarihi ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 28.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.