YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/42353
KARAR NO : 2022/41
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Cumhuriyet savcısının, 05.06.2021 tarihli süre tutum dilekçesi üzerine gerekçeli kararın tebliğinden sonra 28.06.2021 havale tarihli dilekçe ile temyizden vazgeçtiği anlaşıldığından, sanık müdafisinin temyizine hasren yapılan incelemede;
1-) Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Bozma üzerine yapılan yargılamada, sanığa yüklenen “Resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 17.04.2012 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
2-) Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Mahkemenin 17.04.2012 tarih, 2011/58 Esas, 2012/59 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 19.583.TL adli para cezasına hükmolunduğu, bu kararın sanık müdafisinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2014/5781 Esas ve 2016/8623 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu ve sanık lehine ceza miktarı yönünden kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan 4 yıl hapis ve 30.400.TL adli para cezasına hükmolunmak suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 1412 sayılı CMUK’nin 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının ilgili kısmına “5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 326/son maddesi uyarınca, kazanılmış hak gözetilerek, nitelikli dolandırıcılık suçundan sonuç itibariyle 2 yıl 6 ay hapis ve 19.583.TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” paragrafının eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.