Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/42586 E. 2023/2645 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/42586
KARAR NO : 2023/2645
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulundukları, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2014/571 Esas , 2015/415 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 ncı maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ1.
Katılanın temyizi; sanığın 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine, mahkemenin görevine ve eksik incelemeye, ilişkindir.
2. Sanık müdafiisinin temyizi; suçun sübutuna ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in, katılan …’ya ait kimlik bilgileri bulunan, üzerinde kendi fotoğrafı yapıştırılmış aslı ele geçirilemeyen kimlik belgesi ile katılan adına aynı tarihte iki ayrı iş yerinden, iki ayrı telefon abonelik sözleşmesi düzenlemek suretiyle zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçundan hakkında kamu davası açıldığı tespit edilmiştir.
2. Sanık …’in, aşamalarda suçlamaları kabul etmeyerek, hiç bir şekilde katılana ait kimlik bilgilerini içerir kimlik belgesi veya fotokopisi ile bu belgeye kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle iki ayrı hat açtırmadığını, söz konusu … ve … numaralı hatlar ile bir ilgisinin olmadığı şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır.
3. Katılan, aşamalarda kimliğini hiçbir şekilde kaybetmediğini, adına açılan telefon numaralarını aradığında telefonun çaldığı ancak açan olmadığını, sanıktan şikayetçi olduğu şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
4. Soruşturma aşamasında Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 14.08.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre; suça konu bireysel abonelik sözleşmelerin altındaki imzaların sanığın elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterli kaliğrafik bulgu tespit edilemediği rapor edilmiştir.
5. Soruşturma aşamasında alınan suça konu … ve … numaralı hatlara ilişkin TİB raporu uyarınca arayan ve aranan numaralarda sanık ile yakınlığı bulunan kişilerin olup olmadığı ile ilgili Emniyete yazılan müzekkere cevabına göre; … numaralı hat ile … numaralı hattı kullanan … arasında karşılıklı çağrıların olduğu, …’ın sanık …’in kızkardeşi olduğu; sanık …’i kullanmış olduğu 0542 601 0354 numaralı telefon hattı ile … numaralı hat arasında da karşılıklı çağrıların olduğu tespit edilmiştir.
6. Tanık …’ın, kovuşturma aşamasında, sanık ile kardeş olduklarını, … numaralı hattı kullanan kişinin oğlu … olduğu, şeklinde anlatımda bulunduğu anlaşılmıştır.
7. Tanık …’ın, kovuşturma aşamasında sanık ile dayı-yeğen olduklarını, suça konu telefon numaraları ile bir ilgisinin bulunmadığı, şeklinde anlatımda bulunduğu anlaşılmıştır.
8. Mahkemece sanık savunmaları, katılan beyanları, TİB’den gelen görüşme kayıtlarına dair cevabi yazı içeriği, suça konu abonelik sözleşmesi, alınan ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak sanığın zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin sabit olması gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemleri gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1. Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri ile 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, “özel belgede sahtecilik” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun‘a eklenen “Dava ve cezaların ertelenmesi“ başlıklı geçici 7 nci madde ile “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,

3. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2014/571 Esas , 2015/415 Karar sayılı kararına yönelik katılan ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.