YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4857
KARAR NO : 2023/1828
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/35 E., 2014/64 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … ve müdafii, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/35 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten ayrı ayrı 6.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’in temyiz isteği, suçun işlendiği yer Aydın/Nazilli olmasına rağmen Aydın/Merkez olarak gösterildiğine, suç tarihinin tam olarak gösterilmesi gerekirken “2011” olarak gösterildiğine, suça konu belge asılların mahkemece incelenmesi aşamasında 21.05.2011 havale tarihli belgedeki tarihin 20.05.2011 olarak yazıldığına, 21.05.2011 tarihinin cumartesi olup özel belgede sahtecilik suçunun mahkemeye ibraz yolu ile işlenmesi için hukuki ve fiili imkansız tarih olduğu, ancak 20.05.2011 tarihi cuma olup bu suç için fiil ve hukuki imkanlı tarih olduğu, heyetçe özellikle suçun oluşturulduğuna, suç vasfının resmi belgede sahtecilik olduğuna, aleyhe temyiz olmamasına rağmen res’en bu hususun Yargıtay’ca değerlendirilerek kararın bu sebeple de bozulması ve yeniden yargılama için geri gönderilmesi gerektiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.
B. Sanık … ve müdafiinin temyiz istekleri; suçun işlendiği yer Aydın/Nazilli olmasına rağmen Aydın/Merkez olarak gösterildiğine, suç tarihinin tam olarak gösterilmesi gerekirken “2011” olarak gösterildiğine, kendisine ait olduğu iddia edilen belgenin mahkemece yapılan incelemesinde heyetçe kasıtlı olarak belgede olmayan bir tarihin zapta havale tarihi olarak geçirildğine, suça konu belgedeki havale tarihi 21.05.2011 olmasına rağmen yapılan incelemede havale tarihinin 20.05.2011 olarak yazıldığına, 21.05.2011 tarihinin cumartesi olup özel belgede sahtecilik suçunun mahkemeye ibraz yolu ile işlenmesi için hukuki ve fiili imkansız tarih olduğuna, ancak 20.05.2011 tarihi cuma olup bu suç için fiil ve hukuki imkan bulunan bir tarih olduğuna, heyetçe özellikle suçun oluşturulduğuna, iğfal kabiliyeti konusunda heyetçe yapılan incelemenin hukuka aykırı olduğuna, suç vasfının tayininde yanılgıya düşüldüğüne, aleyhe temyiz olmamasına rağmen res’en bu hususun Yargıtay’ca değerlendirilerek kararın bu sebeple de bozulması ve yeniden yargılama için geri gönderilmesi gerektiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan sanıklar … ve … hakkında, davacı vekilleri sıfatıyla takip ettikleri Nazilli Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2010/167 esasına kayden görülen tasarrufun iptali davasının 30.03.2011 ve 18.05.2011 tarihli oturumlarında delil listesi ve masrafları sunmaları için kendilerine verilen kesin süreyi kaçırmaları üzerine, bahse konu delil listesi ve masraflara ilişkin hazırladıkları dilekçeleri İzmir Asliye 7. Hukuk Mahkemesi Hâkimi ve Yazı İşleri Müdürü tarafından 06.04.2011 ve 21.05.2011 tarihlerinde havale edilmiş gibi imzalarını taklit ederek veya ettirerek söz konusu dilekçelerin davanın görüldüğü mahkemeye sunulması suretiyle belirtilen ara kararların süresi içerisinde yerine getirildiği izlenimini vererek yargılamanın seyrini müvekkilleri lehine değiştirmeye çalıştıkları iddiası üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26.07.2013 tarih ve 68215580-101-05-09-5138-2013/25539 sayılı oluru ile inceleme izni verilmiş, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2014 tarih ve 2014/76 Esas sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiş, Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.02.2014 tarihli ve 2014/20 Esas, 2014/17 Karar sayılı son soruşturmanın açılması kararı üzerine kamu davası açılmıştır.
2.Sanık …, suça konu belgelerin kendileri tarafından düzenlenmediğini, daha sonra fotokopi yoluyla düzenlendiğini, delil ve tanık listesini mahkeme kalemine bizzat verdiğini, 18.05.2011 tarihli celsede İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla delil ve tanık listesini sunduğuna ilişkin açıklamanın Mahkemenin 2010/209 Esas sayılı Abdullah Günal dosyasına ilişkin beyanı olduğunu, bu hususun sehven zapta geçmediğini, süresinde verdiği delil listesinin dosya içerisinden alınarak bu sahte evrakın konulduğunu savunmuştur.
Sanık …, suça konu belgelerin tamamen renkli fotokopi yoluyla oluşturulmuş sahte belgeler olduğunu, belgelerin kendisi tarafından düzenlenmediğini ve mahkemeye de ibraz edilmediğini savunmuştur.
3. Nazilli Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2010/167 Esas sayılı dosyası ile İzmir Asliye 7. Hukuk Mahkemesi’ne müzekkere yazılarak Mahkemenin 2011/294 Esas ve 2011/586 Muhabere kayıtları ile Nazilli Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2010/167 Esas sayılı dosyasına belge gönderilip gönderilmediği sorulmuş, İzmir Asliye 7. Hukuk Mahkemesinin, 02.12.2011 tarihli cevabı yazısıyla Muhabere kayıtlarının tetkikinde 2011/294 Muhabere numarasının komisyona yetkilendirme yazısının olduğu, 2011/586 Muhabere numarasının ise defter muhabere numarasının 498’de sona ermesi nedeniyle bulunmadığı bildirilmiştir.
4. Mahkemece, suça konu İzmir Asliye 7. Hukuk Mahkemesi hakimi ve yazı işleri müdürü tarafından 06.04.2011 tarihinde havale edilmiş gibi gözüken Av. … imzalı delil ve tanık istesinin sunulmasına ilişkin dilekçe ile 21.05.2011 tarihinde havale edilmiş gibi gözüken Av. … imzalı tanık ücret ve PP. belgelerinin sunulmasına ilişkin belgelerin yapılan incelenmesinde havalelerin aldatıcı niteliğinin olduğu, sahteciliğin ilk bakışta herkes tarafından anlaşılamayacağı gözlemlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanıkların, suça konu belgelerin kendileri tarafından düzenlenmediğini belirtmeleri karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; sanıklardan temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile suça konu belgelerdeki yazı ve imzaların sanıklara ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu mahkumiyet hükümleri kurulması,
2. Kabule göre,
a)Suça konu belgelerin mahkemeye hangi tarihte ibraz edildikleri anlaşılmadığından suç tarihinin, suça konu belge tarihleri olduğu anlaşılmakla, gerekçeli kararda suç tarihinin, sanık … yönünden 06.04.2011, sanık … yönünden 21.05.2011 olarak gösterilmesi yerine “2011” olarak eksik bırakılması,
b)Suça konu İzmir Asliye 7. Hukuk Mahkemesi Hâkimi ve Yazı İşleri Müdürü tarafından havale edilmiş gibi imzalarını taklit ederek veya ettirerek oluşturulan dilekçelerin 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek “özel belgede sahtecilik” suçundan hüküm kurulması
c)Sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtarat yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/35 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararına yönelik sanık … ve müdafii ile sanık …’in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.