Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/4870 E. 2023/667 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4870
KARAR NO : 2023/667
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/462 E., 2016/272 K.
SUÇLAR :Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme, alış belgelerinde tahrifat yapma, sahte fatura düzenleme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hüküm kurulmasına yer olmadığına
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kaunun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2014/462 Esas, 2016/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. 2009, 2011 ve 2012 takvim yıllarında muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca üçer kez 18 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine ve hak yoksunluklarına,
2. 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan; 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. 2012 takvim yılında alış belgelerinde tahrifat yapma suçundan; hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık hakkında 2011 takvim yılında muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme ve 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçları yönünden, eylemin 2011 takvim yılında muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge suçunu oluşturduğu, bu nedenle eylemlerin 2011 takvim yılında işlenen tek suç olarak kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulaması ile ceza tayin edilmesi gerekirken, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme ve sahte fatura düzenleme suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması nedeniyle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın suç işlemediği sabit olmasına rağmen cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın sattığı mallar karşılığında faturaları kullandığı, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, 2012 takvim yılından olumlu mütalaa yazısı olmasına rağmen Mahkemece mahkumiyet kararı verilmediği, diğer suçlardan verilen mahkumiyet kararlarının ertelenmesine karar verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Adana Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 10.06.2014 tarihli vergi tekniği raporunda; sanığın kimyasal madde imalatı faaliyetinde bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 2009, 2011 ve 2012 takvim yıllarında ÖTV Kanununda yer alan istisnai düzenlemelerden faydalanmak suretiyle belli bir şekilde kullanılma taahhüdü ile alınan ürünlerin, taahhütlere uygun üretimlerde kullanılmamasına rağmen, taahhütlerine uygun üretimler yapılmış gibi yasal defterlerine muhasebe kayıtlarının yapıldığı, üretim sonucunda elde edilen ürünlerin gerçekte verilen taahhütlere uygun ürünler olmamasına rağmen taahhütlere uygun üretim yapılmış görüntüsü verecek satış belgelerinin düzenlendiği, mükellefin ilgili yıllarda sentetik tiner üretiminde % 90 oranında white spirit, % 10 oranında da toluen denilen ham maddeleri kullandığı, ancak mükellefin temin ettiği white spirit ürünü dışında taahhüdüne uygun üretim yapacak miktarda toluen ham maddesinin olmadığı, bu durumda mükellefin white spirit alımlarındaki taahhütlerine uygun üretim yapmadığı, mükellefin üretim reçetesinde YMM Üretim Tasdik Raporunda belirtildiği üzere, white spirit ve toluen ham maddelerini kullanarak sentetik tiner üretmesinin fiziken mümkün olmadığı, çünkü mükellefin üretimde kullanması gereken toluen miktarı ile toluen alışlarının uyumlu olmadığı, dolayısıyla mükellefin 2009 ve 2011 takvim yıllarında temin etmiş olduğu white spirit ürününün büyük bir kısmını taahhüt ettiği üretimde kullanmayarak doğrudan satışını gerçekleştirdiği, 2012 takvim yılında ise temin ettiği white spirit ürününün tamamını taahhüt ettiği üretimde kullanmayarak doğrudan satışını gerçekleştirdiği halde taahhüt ettiği şekilde üretim yapmış gibi faturalar düzenlediği ve bu şekilde mükellefin ilgili yıllarda ÖTV ödememek ya da daha az ödemek amacıyla düzenlediği bu belgelerin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler olduğu, 2009 ve 2012 takvim yıllarında, sentetik tiner üretme taahhüdü ile aldığı white spirit ürününü üretime sevk görüntüsü vermek için, beyan ettiği YMM Tasdik Raporlarında da kullanılan üretim reçetelerine uygun üretim yaptığını göstermek amacıyla alış faturalarının üst nüshalarında değişiklik yaptığı ve 2011 takvim yılında hakkında sahte fatura düzenleyicisi olduğu yönünde vergi tekniği raporu bulunan Mustafa Bulut isimli mükellefe 82.086 TL tutarında 5 adet sahte fatura düzenlediği belirtilmiştir.
2. Sanık savunmasında; muhteviyatı itibariyle sahte fatura düzenlemediğini, vergi kaçırmadığını atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Sanığın ilgili yıllara ilişkin üretim kapasitesine, ham madde alımlarına ilişkin belge ve raporlar, üretim reçeteleri ve YMM Üretim Tasdik Raporları ile adlarına muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği belirtilen mükellefler hakkında yapılan karşıt inceleme raporları ve Mustafa Bulut isimli mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu getirtilerek dosyaya konulmuştur.

IV. GEREKÇE
A.Tebliğname Yönünden;
213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendinde düzenlenen muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçunun oluşabilmesi için, taraflar arasında gerçek bir mal veya hizmet alışverişinin bulunması, ancak alışveriş miktar veya mahiyetinin gerçekte olduğundan farklı gösterilmesinin gerektiği; somut olayda ise, mükellef şirketin sentetik tiner imalatında kullanmak üzere ithal ettiği ham maddeleri sentetik tiner imalatında kullanmadan başka mükelleflere belgesiz olarak teslim edip, tiner üretip satıyormuş gibi sahte fatura düzenleyicisi oldukları yönünde raporlar bulunan mükelleflere sentetik tiner satışına ilişkin fatura düzenlediğinin iddia olunması sebebiyle, sanığın eylemlerinin 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin b fıkrasında düzenlenen zincirleme şekilde sahte belge düzenleme suçunu oluşturacağı anlaşılmakla, eylemlerin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçunu oluşturduğu yönündeki Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Vergi Denetim Kurulu, Adana Grup Başkanlığının 02.07.2014 tarihli ve 57 sayılı Rapor Değerlendirme Komisyon Mütalaasına uygun olarak sanık hakkında 2009 takvim yılında alış belgelerinde tahrifat yapma suçundan da kamu davası açıldığı halde Mahkemece hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.

B. Katılan Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Katılan vekilinin, 2012 takvim yılında alış belgelerinde tahrifat yapma suçundan verilen karara yönelik temyizinin incelenmesinde;
2012 takvim yılında alış belgelerinde tahrifat yapma suçundan mahkemece, atılı suça ilişkin olumlu mütalaa bulunmadığından, verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığı ve temyizi mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Sanık müdafii ve katılan vekilinin 2009 takvim yılında muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçundan kurulan hükme yönelik temyizlerinin incelenmesinde;
Eylemin (A) paragrafında açıklanan nedenle sahte fatura düzenleme suçunu oluşturacağı gözetilmeden muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı ise de, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğunun anlaşılmıştır.
a. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

b. 5237 sayılı Kanun’un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
3. Sanık müdafii ve katılan vekilinin 2011 ve 2012 takvim yıllarında muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme ve sanık müdafiinin 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyizlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafi ve katılan vekilinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
a. Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçunun, 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinde; “Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” şeklinde tanımlanmış olduğu, gerçek bir muamelenin miktar itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde belgeye yansıtılması ya da belge konusunun adet, miktar, fiyat veya tutar yönlerinden eksik veya fazla gösterilmesi halinde “muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgenin” söz konusu olacağı, 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinde tanımı yapılan sahte belgenin ise “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen” belgeler olduğu, satın alınmayan mal veya hizmet için alınmış gibi fatura düzenlenmesi halinde belgelerin sahte olarak kabul edilmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, mükellef şirketin sentetik tiner imalatında kullanmak üzere ithal ettiği ham maddeleri sentetik tiner imalatında kullanmadan, başka mükelleflere belgesiz olarak teslim edip, tiner üretip satıyormuş gibi sahte fatura düzenleyicisi oldukları yönünde raporlar bulunan mükelleflere sentetik tiner satışına ilişkin fatura düzenlediklerinin iddia olunması sebebiyle, sanığın eylemlerinin 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında düzenlenen zincirleme şekilde sahte belge düzenleme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, 2011 takvim yılı için sahte fatura düzenleme ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması, 2012 takvim yılı için de muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle temyize konu kararlar hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle temyize konu kararlar hukuka aykırı bulunmuştur.

c. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle temyize konu kararlar hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
Vergi Denetim Kurulu, Adana Grup Başkanlığının 02.07.2014 tarihli ve 57 sayılı Rapor Değerlendirme Komisyon Mütalaasına uygun olarak sanık hakkında 2009 takvim yılında alış belgelerinde tahrifat yapma suçundan dava açıldığı halde Mahkemece hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, atılı suçtan Mahkemesince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1. Sanık Hakkında 2012 Takvim Yılında Alış Faturalarında Tahrifat Yapma Suçundan Verilen Karar Yönünden
2012 takvim yılında alış belgelerinde tahrifat yapma suçundan mahkemece, atılı suça ilişkin olumlu mütalaa bulunmadığından verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığı ve temyizi mümkün bulunmadığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2. Sanık hakkında 2009 Takvim Yılında Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2014/462 Esas, 2016/272 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

3. Sanık Hakkında 2011 ve 2012 Takvim Yıllarında Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleme ve 2011 Takvim Yılında Sahte Fatura Düzenleme Suçlarına Yönelik Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2014/462 Esas, 2016/272 Karar sayılı kararlarına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun, kısmen aykırı olarak, oy çokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dairemizin, Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarih, 2014/462 Esas, 2016/272 Karar sayılı Kararında, sanığın 2011 yılındaki eyleminin sahte fatura düzenleme suçunu oluşturduğu yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum;
Tartışma konusu olan husus, sanığın 2011 yılında Mustafa Bulut’a, white sprit sattığı halde, tiner satmış gibi fatura düzenlemek şeklinde gerçekleşen eyleminin “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek” suçunu mu yoksa “sahte fatura düzenlemek” suçunu mu olduğu hususudur.
213 sayılı Vergi Usul Kanunun 359 ncu maddesinde hem sahte belge hem de yanıltıcı belge tarif edilmiştir. Buna göre;
Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2 nci maddesinde düzenlenmiş olup, “Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Dairemiz kararlarında da muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, “Gerçek bir muamelenin mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde belgeye yansıtılması belge konusunun mahiyet, adet, miktar, fiyat veya tutar yönlerinden eksik veya fazla gösterilmesidir.” şeklinde kabul edilmiştir.
Sahte belge ise; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b-2 nci maddesinde sahte belge şu şekilde tanımlanmıştır; “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge sahte belgedir.”

Dava konusu olayda, sanık ile Mustafa Bulut arasında 2011 yılında gerçek bir hukuki muamelenin bulunduğu, ancak sanık white sprit satmasına rağmen tiner satmış gibi fatura tanzim ettiği anlaşılmıştır. Bu husus hem vergi suçu raporunda hem de alınan bilirkişi raporu ile sabittir. Başka bir anlatımla taraflar arasında gerçek hukuki bir muamele bulunmakla birlikte satılan ürünün mahiyeti faturaya farklı yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, gerçek hukuki bir muamelenin bulunmadığını söylemek ve tanzim edilen belgenin de tamamen sahte fatura olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Ortada gerçek bir hukuki muamele ve ürün satışı olmasına rağmen, satılan ürünün mahiyetinin faturaya farklı yansıtıldığı ve bu suretle sanığının eyleminin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2 nci maddesinde belirtilen mahiyeti itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
Dairemizin içtihatların da aynı yönde olduğu müşahede edilmiştir. Örnek vermek gerekirse, benzer bir olayda Dairemiz aşağıdaki şekilde karar vermiştir;
“…213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359 ncu maddesinde; “Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” şeklinde tanımlanmış olduğu, gerçek bir muamelenin miktar itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde belgeye yansıtılması ya da belge konusunun adet, miktar, fiyat veya tutar yönlerinden eksik veya fazla gösterilmesi halinde “muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgenin” söz konusu olacağı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359 ncu maddesinde tanımı yapılan sahte belgenin “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen” belgeler olduğu, satın alınmayan mal veya hizmet için alınmış gibi fatura düzenlenmesi halinde belgelerin sahte olarak kabul edilmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, 2010 ve 2011 takvim yıllarında temin edilen white spirit ve toluen maddesini sentetik tiner imalatında kullanılmadığı halde tiner üretip satıyormuş gibi görünmek için 2010 yılında KDV hariç 51.044,59 TL tutarında muhteviyatı itibariyle 11 adet yanıltıcı belge, 2011 yılında KDV hariç 8.419,34 TL tutarında muhteviyatı itibariyle 2 adet yanıltıcı belgeyi gerçek bir ticari ilişkiye dayanarak düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde, sanıkların eylemlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2 nci maddesi uyarınca “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme” suçunu oluşturabileceğinin gözetilmemesi..” (17.05.2022 T., 2017/16213 E., 2022/8667 K.)
Yukarda açıklanan nedenlerden dolayı, Sanığın 2011 yılında Mustafa Bulut’a, white sprit sattığı halde, tiner satmış gibi fatura düzenlemek şeklinde gerçekleşen eyleminin “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek suçunu oluşturduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun sanığın eyleminin sahte belge düzenlemek suçunu oluşturduğu şeklindeki görüşüne katılmıyorum. 14.02.2023