Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/5 E. 2021/8976 K. 21.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5
KARAR NO : 2021/8976
KARAR TARİHİ : 21.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura kullanma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2014 tarih ve 2014/1767 sayılı iddianamesi ile 2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarından kamu davası açıldığı halde, yalnızca sahte fatura kullanma suçundan hüküm kurulduğu anlaşılmakla, Mahkemece sahte fatura düzenleme suçundan ayrıca hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık …’ın yokluğunda verilen hükmün, öncelikle sorgusunda bildirdiği adresine tebliğe çıkartılması gerekirken, doğrudan MERNİS adresine yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, öğrenme üzerine verilen 12.02.2016 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu; katılan vekilinin temyizinin, sanık … hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Sanıklar … ve … hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura kullanma” suçundan açılan kamu davasında; sanıkların yüklenen suçu kabul etmemeleri, sanık …’nın temyiz dilekçesinde, resmi kayıtlarda ortağı ve temsilcisi olarak göründüğü şirketin işlemleri ile sanık …’in ilgilendiğini belirtmesi, sanık …’in vergi müfettişi tarafından alınan ifadesinde, kuruluşundan itibaren şirketin işleri ile kendisinin ilgilendiğini, yapılan tüm işlemlerin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, muhasebeci olan temyiz dışı sanık …’ın 22.04.2015 tarihli 8. celsede, işlemlerin sanık …’in talimatı ile yürütüldüğünü beyan etmeleri karşısında; cezanın şahsiliği ilkesi gereği, şekli sorumlu olan yasal temsilcilerin değil suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumunda rolü olan kişilerin cezalandırılması gerekeceği dikkate alınarak, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1) Suça konu faturayı düzenleyen şirket yetkilisi hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise dosyasının getirtilerek incelenmesi ve ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
2) Suça konu faturayı düzenleyen şirket yetkilisi tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturayı hangi hukuki ilişkiye dayanarak kime verdiği, sanıkları tanıyıp tanımadığı ve faturanın düzenlenmesi konusunda sanıkların iştiraklerinin bulunup bulunmadığının sorulması,
3) Sanıkların şirketin faaliyeti ile ilgili belge düzenleyip düzenlemediklerinin araştırılması, 2010 takvim yılı ve öncesinde vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları ile şirketin faaliyetine ilişkin düzenlenen yoklama fişleri, tebliğ alındı belgeleri, şirket adına basılan faturaların teslimine ilişkin bilgi formları ve düzenlenen faturaların asılları getirtilip, sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını söylemeleri hâlinde; belgelerdeki imza ve yazıların sanıklara ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması
4) Kabule göre de;
a) Aynı takvim yılında farklı vergi türleri ve/veya beyanname dönemlerinde sahte fatura kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, sahte fatura kullanma suçunda suç tarihinin, sahte faturalar hangi vergi türünde kullanılmışsa bu vergiye göre sunulması gereken son beyanname tarihi olduğu dikkate alınarak; suça konu 05.07.2010 tarihli faturanın hangi vergi türü/türlerinde kullanıldığının katılan idareden sorulması, faturanın kullanılması nedeniyle düzenlenen vergi inceleme raporlarının getirtilip incelenmesi, buna göre suç tarihi belirlenip zincirleme suç hükümlerinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 21.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi