YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5242
KARAR NO : 2023/1254
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/66 E., 2016/79 K.
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik,
HÜKÜM : Mâhkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Katılan sanık müdafii, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Katılan sanık … müdafiinin 18.02.2016 tarihli süre tutum dilekçesinin sanık sıfatlı olup müvekkili hakkında verilen mâhkumiyet hükmünü temyiz ettiği, 04.05.2016 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde ise sanıklar …, …, …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerini de temyiz ettiği, ancak katılan sıfatıyla temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verilmediği anlaşılmıştır.
Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü (1412 sayılı Kanun) Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve katılan sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/66 Esas, 2016/79 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
2. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 63, 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’nin temyiz isteği, suçsuz olduğuna, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
2. Katılan sanık … müdafiinin temyiz istemi, sanığın beraat etmesi, diğer sanıkların cezalandırılması gerektiğine, delillerin takdirinin hatalı yapılarak eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklar, … ve …’nin, yetkilisi şikayetçi … olan, Karkın İnşaat Taahhüt Tic. Ltd. Şirketine ait 13.09.2010 tarihinde iş yerinden çalınan çeklerinden suça konu çeki bir şekilde ele geçirip 28.02.2011 tarihli, 18.500,00 TL bedelli olarak başkasına doldurtup piyasaya sürdükleri, bu çeki bir şekilde ele geçiren ve sahte olduğunu bilen sanık …’nin, önceden doğan borcuna karşılık sanık …’a iletilmek üzere sanık …’e ciro yaparak verdiği, sanık …’in de, alacağı mala karşılık sanık … aracılığıyla sanık …’e gönderdiği, sanık …’in sanık …’a ciro yaptırıp, telefonla bankaya sorduktan sonra sağlam olduğunu anladıktan sonra çeki alıp malı verdiği, sanık …’in çeki cirolayıp meçhul bir firmaya verdiği, bu meçhul kişinin çekin sahte ve karşılıksız olduğunu sanık …’e bildirip iade etmesine rağmen sanığın vekili aracılığıyla 07.04.2011 tarihinde sahte olduğunu öğrendiği çeki icraya koyarak tahsil etmeye çalıştığı, 05/07/2011 tarihinde ise çekin karşılıksız çıktığı iddiası ile savcılığa suç duyurusunda bulunduğu, bu suretle sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik, sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık …, çeki sattığı portakal karşılığı aldığını, daha sonra borcuna karşılık sanık …’e gönderdiğini, sahte olduğunu bilmediğini beyanla suçlamayı kabul etmemiş, aşamalarda çeki kimden aldığı, sonra kime verdiği konusunda çelişkili beyanlarda bulunduğu, çeki sonradan aldığını söylediği İbrahim Aydoğdu’nun kimliği ile ilgili bilgi ve belge sunamadığı, yapılan araştırmada bu isimde birisine ulaşılamadığı görülmüştür.
3. Katılan sanık …, çeki kendisinden mal almak isteyen sanık …’in akrabası olan sanık …’ın getirdiğini, önce telefonla bankaya sordurduğunu, keşideci firmanın sağlam olduğunu söylediklerini, çekte tanımadığı sanık …’e ait cironun olup, sanık …’e ait ciro olmadığını gördüğünden sanık …’i arayıp bu şekilde mal veremeyeceğini söylediğini, onun da çalışanı sanık …’ın ciro yapmasını teklif ettiğini, kabul edip sanık …’a ciro yaptırıp malı verdiğini, keşideci ve ilk cirantayı tanımadığını, çeki daha sonra borçlu olduğu bir firmaya verdiğini, ancak bedeli tahsil edemediklerinden kendisine cirosu karalanmış halde iade ettiklerini, daha sonra keşideci firmaya ve bankaya sorduğunda çekin çalıntı olduğunu öğrendiğini, sanık … ve çalışanı sanık …’ın kendisini dolandırdığını savunmuştur.
4. Sanık …, Türkiye genelinde meyve alım satım işi yaptığını, çeki fiilen elinde bulundurmadığını, o dönem İstanbul’da olduğundan çeki sanık …’in önceden doğan borcuna karşılık getirip sanık …’a teslim ettiğini, aldığı mal karşılığı yine sanık … vasıtasıyla Anamur’da bulunan sanık …’e gönderdiğini, kendisi olmadığından sanık …’ın ciro yaptığını, çalıntı olduğunu sanık …’ten öğrendiğinden borcunu ona ödediğini beyan etmiştir.
5. Sanık …’in, sanıklar … ve … ile benzer beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
6. Suça konu çek üzerinde Mahkemece gözlem yapılarak yasal unsurları taşıdığı ve aldatma kabiliyetinin bulunduğu belirlenmiştir.
7. Ekspertiz raporuna göre, çekin ön yüzündeki keşideci imzasının …, …, …, …, …, … ve …’ın elinden çıkmadığı, ön yüzündeki yazıların, mevcut mukayese yazılarına atfen, …, …, …, … ve …’ın ellerinden çıktığını gösterir nitelikte aralarında uygun ve yeterli kaligrafik bulgular tespit edilemediği, çekin arka yüzündeki “…, 05344853699” içerikli birinci ciranta yazıları ve bu yazılar altında atılı bulunan birinci ciranta imzası, …’nin elinden çıktığı, arka yüzündeki “…, 05313053889” içerikli ikinci ciranta yazıları ve bu yazılar altında atılı bulunan ikinci ciranta imzası, …’in elinden çıkmadığı, arka yüzündeki üçüncü ciranta imzasının, …’in elinden çıktığı, çekin bu haliyle aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir.
8. Banka yazısına göre, çekteki keşideci imzası tutmadığından işlem yapılmadığı, düzeltme hakkının kullanılmadığı, çeki ibraz eden kişinin belirlenemediği, sahtelik tespiti yapılmadığı anlaşılmıştır.
9. Keşideci şirketin, 13.09.2010 tarihinde yaşanan hırsızlık olayına ilişkin belgelerin, 04.10.2010 tarihinde bankaya ödeme yasağı konulmasına ilişkin talebin, çalınan çeklerle ilgili Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı dava bilgilerinin dosya içerisinde olduğu anlaşılmıştır.
10. Sanık …’in, vekili aracılığıyla şirketi adına 07.04.2011 tarihinde suça konu çeke dayalı keşideci şirket, sanıklar Adem ve Bayram aleyhine icra takibi başlattığı, 05.07.2011 tarihinde karşılıksız çek nedeniyle savcılığa şikayette bulunduğu görülmüştür.
11. Mahkemece, sanık …’in, çeki kontrol ederek bankaya karşılığını sordurarak aldığı, daha sonra çeki verdiği başka bir firmanın çeki sahte olduğu için ödenmediğinden bahisle iade etmesi üzerine sanığın çalıntı olduğunu öğrendiği çeki tahsil etmek amacıyla 07.04.2011 tarihinde Anamur İcra Müdürlüğünde takip başlatarak kullandığı ve 05.07.2011 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu kendisinin de kabul etmesi karşısında savunmalarına itibar edilmeyerek atılı resmi belgede sahtecilik suçundan temyize konu mâhkumiyet hükmünün kurulduğu, sanık … hakkında ise kurulan mâhkumiyet hükmüne dair gerekçe olmadığı görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Sanık … Müdafiinin, Sanıklar …, …, …, … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Temyizi Yönünden;
Sanık … müdafiinin 18.02.2016 tarihli süre tutum dilekçesi sanık sıfatlı olup sanık hakkında verilen mâhkumiyet hükmünü temyiz ettiği, 04.05.2016 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde ise sanıklar …, …, …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerini de temyiz ettiği, ancak katılan sıfatıyla temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verilmediği, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mâhkumiyet Hükmü Yönünden;
1. 21.09.2011 tarihli beyanında, çeki aldıktan sonra adını hatırlamadığı firmaya borcundan dolayı kargoyla gönderdiğini, bir hafta sonra bu firmanın çek bedelini tahsil edemedikleri için geri gönderdiğini, önce çekin keşidecisine sonra bankaya sorduğunda çekin çalıntı olduğunu öğrendiğini söylemesine rağmen çeki tahsil amaçlı icra takibine koyduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
C. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mâhkumiyet Hükmü Yönünden;
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekirken; açıklanan ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun hüküm kurulduğu görülmüştür.
2. Sanık …’in beyanına göre, çeki ödeme gününden 1,5-2 ay önce aldığı, sanık …’ın da çeki sanık …’ e 2011 ocak ayında verdiğini beyan ettiği anlaşıldığından, suç tarihinin en aleyhe 28.02.2011 olduğu kabul edildiğinde, sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Katılan Sanık … Müdafiinin, Sanıklar …, …, …, … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerine yönelik temyizi yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/66 Esas, 2016/79 Karar sayılı kararına yönelik katılan sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mâhkumiyet hükmü yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/66 Esas, 2016/79 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C.Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mâhkumiyet Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/66 Esas, 2016/79 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.