YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6990
KARAR NO : 2023/5092
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sahtecilik suçlarında suçtan zarar görenin, suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olması gerektiği gözetilerek, sanığın mahkumiyetine neden olan suça konu belgelerinin şikayetçi kuruma karşı kullanılmaması nedeniyle sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi kurumun kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafiinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/180 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık hakkında kurulan hükümlerin onanması, katılan vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle hükümlerin düzeltilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği, süre tutum ve hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
2. Şikayetçi kurum vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında eksik ve hatalı değerlendirme ile takdiri indirim uygulandığına, lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık … hakkında, heyet raporu verilmesi için Adana Devlet Hastanesine müracaat eden hastaların raporlarında para karşılığı hasta lehine değişiklik yaptığı yolunda alınan ihbar üzerine yapılan soruşturma kapsamında, sanığın Adana Devlet Hastanesinde hizmet alım ihalesini kazanan … Sağlık Bilgi Sistemleri Ltd. Şti. bünyesinde veri kayıt personeli idari bina sorumlusu olarak satın alma biriminde görevli bulunduğu, katılan …’ın 02.11.2010 tarihinde özürlü sağlık raporu çıkartmak için Adana Devlet Hastanesine müracaat etmesi sonrasında tahlil ve muayenelerine müteakip hakkında, 11.11.2010 tarihli %84 vücut fonksiyon kaybı ve ağır özürlülük sonuç kısmında “HAYIR” yazılı şekilde heyet raporu düzenlenmesi üzerine, sanık tarafından katılan …’a telefonla ulaşılarak raporun ağır özürlülük sonuç kısmında para karşılığı “EVET” şeklinde değişiklik yapılabileceğinin söylendiği, katılan tarafından sanıkla yapılan görüşmeler neticesinde sanığın talebi üzerine fotoğraf verilmesini takiben katılanın ve …’nün ihbarı üzerine sanığın 28.12.2010 tarihinde suç üstü yakalanarak suça konu … adına düzenlenmiş Adana Devlet Hastanesi tarafından verilen 02.11.2010 müracaat tarihli ve 12995 sayılı sahte özürlü sağlık kurulu raporunun ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2. Suça konu … hakkındaki rapora ilişkin bilgi talebine cevaben Adana Devlet Hastanesi Baştabipliğinin 28/12/2010 tarihli yazısında ”… …’ın hastane kayıtlarında, kimlik bilgisi, rapor tarih ve numaralarının doğru olduğu ancak anılan rapor ile hastane kayıtlarındaki rapor bilgilerinin değişik olduğu özellikle imzaların ve ağır özürlü durumunun değiştirildiğinin…” belirtildiği ve rapor üzerinde yapılan kriminal inceleme neticesinde düzenlenen 18.01.2011 tarihli ekspertiz raporunda, rapor üzerinde isim ve imzası bulunan doktorların mevcut mukayese imzalarına atfen sahte olarak atıldıklarının, sahte olarak atılan imzaların kimin eli ürünü olduğunun tespit edilemediği, raporda yer alan mührün ise hastanede bulunan orjinal mühür olduğu bildirilmiştir.
3. Geçmişe yönelik Adana Devlet Hastanesi idaresince yapılan araştırmada; … isimli hasta hakkında, 20.07.2010 tarihinde Adana Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu’na sakatlık derecesini bildirir rapor için müracaat etmesi sonrasında, Ç.Ü Tıp Fakültesü Nöroloji Kliniğine sevk edilerek buradan %80 vücut fonksiyonu şeklinde rapor düzenlenmiş olduğu ve hastane kayıtlarında …’a ait verilmiş bir rapor bulunmadığı halde, hasta yakını … tarafından Adana Devlet Hastanesi’nden alındığı belirtilerek aslı dosyaya ibraz edilen suça konu Adana Devlet Hastanesi tarafından verilen 20.07.2010 müracaat ve 05.10.2010 tarihli ve 11306 sayılı sahte özürlü sağlık kurulu raporunun da benzer şekilde sahte olarak düzenlendiği tespit edilmiştir.
4. Suça konu Sultan Varlık hakkında düzenlenmiş olan 05.10.2010 tarihli ve 11306 no’lu rapor aslı üzerinde yapılan incelemeye ilişkin 11.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda; rapor üzerinde isim ve imzası bulunan doktorların mevcut mukayese imzalarına atfen sahte olarak atıldıkları, raporda yer alan mührün ise hastanede bulunan orjinal mühür olduğu yönünde tespit bildirilmiştir.
5. 14.03.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda; … adına düzenlenmiş rapor ile … adına düzenlenmiş raporların mukayesesi yapılmış, “her iki raporun aynı mühür ile oluşturulduğu, …’a ait raporda … … adına atılı bulunan imza ile …’a ait raporda … … adına atılı bulunan imzanın aynı şahıs eli ürünü olduğu, yine her iki raporda … … adına atılı bulunan imzaların başka bir şahıs eli ürünü olduğu, …” şeklinde her iki rapordaki sahte olarak atılı olan imzaların çoğunun aynı kişilerin eli oldukları belirtilmiştir.
6. Sanığın alınan savunmasında, katılan …’ın sağlık raporunda özür durumunu değiştirdiğini, bunun için bilgisayarda raporun aynısını yapıp rapor üzerindeki doktor imzalarını taklit ederek, çalıştığı büronun mührü ile raporu mühürlediğini, ancak …’a ait raporda değişiklik yapmadığını, bilgisi olmadığını beyan etmiştir.
7. Mahkemece alınan bilirkişi raporları ile her iki rapor üzerinde bulunan birden çok imzanın aynı kişilerin eli ürünü olduklarının tespit edilmesi, sanığın veri kayıt elemanı olarak çalışması nedeniyle tüm raporlara ilişkin bilgisayar kayıtlarına ulaşabilecek ve değiştirebilecek konumda bulunması dikkate alınarak Sultan Karlık adına düzenlenen rapora yönelik savunmasına itibar edilmediği değerlendirilerek, sanık hakkında; yapılan yargılama, iddia, savunma ve toplanan deliller, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, … ve … adına düzenlenen Özürlü Sağlık Kurulu Raporları üzerinde bulunan “HAYIR” yazısını bilgisayar giriş kayıtları ile değiştirip “EVET” yaptığı ve bu şekilde düzenlenmiş raporların bilgisayar çıktısını alıp sahte doktor imzalarını ve mühürlerini tamamlamak suretiyle ilgililerine verdiği, sanığın değişik tarihlerde ayrı suç işleme kastı ile hareket ederek iki kez sahte resmi belge düzenlemek suçunu işlediği sabit görülerek resmi belgede sahtecilik suçundan iki kez cezalandırılmasına ilişkin temyize konu hükümler kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 16.05.2012 tarihinden, deneme süresi içinde ikinci suçun işlendiği 17.05.2013 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek inceleme yapılmıştır.
A. Şikayetçi … Vekilinin Temyizi Yönünden
Sahtecilik suçlarında suçtan zarar görenin, suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olması gerektiği gözetilerek, sanığın mahkumiyetine neden olan suça konu belgelerinin şikayetçi kuruma karşı kullanılmaması nedeniyle sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi kurumun kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği belirlenmiştir.
B.Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
1. İddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin ve unsurları itibariyle oluştuğunun anlaşılması ile mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmemiş olması nedenleriyle kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Şikayetçi … Vekilinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/180 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararına yönelik şikayetçi kurum vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/180 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.