YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8172
KARAR NO : 2023/3382
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2011/80 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararı ile;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci, 50 nci ve 52 maddeleri uyarınca 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;dosyanın kapsamlı incelenip lehine sonuçlanmasına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, 26.03.2011 tarihinde şikayetçi … … …’e karşı suç ortakları olan … … ve … ile birlikte işlediği hırsızlık suçundan dolayı yakalandığında, kimliğini … olarak beyan ettiği, yapılan soruşturma sonucunda katılan hakkında 01.04.2011 tarihinde Tuzla 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/189 Esas sayılı dosyası ile hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı, 02.05.2011 tarihinde yapılan duruşmada ikrarı ile olayın ortaya çıktığı, bu surette sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
2. Sanık, suçunu ikrar etmiştir.
3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nden alınan 17.5.2011 tarihli ekspertiz raporuna göre; belgenin tamamen sahte olarak oluşturulmuş olduğu, sahteliğinin ilk nazarda kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu, bu itibarla aldatma niteliğinin bulunduğu rapor edilmiştir.
4. UYAP kayıtlarından yapılan incelemede, katılan … hakkında hırsızlık suçundan Tuzla 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/189 Esas sayılı dosyasından açılan kamu davasının, Mahkemenin 02.06.2011 tarihli ve 2011/189 Esas, 2011/386 Karar sayılı kararı ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, 2011/282 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme sonrasında İstanbul Anadolu 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2016 tarihli ve 2011/282 Esas, 2016/458 Karar sayılı kararı ile katılan hakkında beraat, sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği, katılan hakkında verilen beraat hükmünün istinaf edilmeden 14.12.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğu tespit edilmiştir.
5. Mahkemece, sanığın hırsızlık suçundan yakalandığında kendisini katılanın kimliği ile tanıttığı ve adına düzenlediği sahte … belgesini kullandığı, katılan aleyhinde açılan davada suçunu ikrar ettiğinin anlaşıldığı, bu surette sanığın resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarının gerçekleştiğinin sabit olduğu gerekçesiyle temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Başkasına ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası, “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır”
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı cümlesi uyarınca başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar arasında sayılmıştır.
3. Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun sübut bulduğu, bu suçtan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun’un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle eklenen ”Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.” şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibariyle başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2011/80 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Başkaca yönleri incelenmeyen gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2011/80 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.