YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11637
KARAR NO : 2023/2902
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Düşme
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2012/1568 Esas, 2015/504 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2012/1568 Esas, 2015/504 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 08.10.2020 tarihli ve 2020/6523 Esas, 2020/9672 Karar sayılı kararı ile “…sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2020/389 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un155 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hapisten çevrilin uyarınca 3.000,00 TL ve doğrudan 80,00 TL adli para cezasına mahkumiyetine karar verilmiştir.
4. İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2020/389 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 26.05.2022 tarihli ve 2021/40457 Esas, 2022/10330 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulünün değerlendirilmesi gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir.
5. İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/432 Esas, 2022/545 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşmesine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; yargılamanın ağır işleyişi ve hukuk devletlerinde olmaması gereken temel kanunların sık sık değişmesi nedeni ile hak arama hürriyetinin sınırlandığına, işlenen suçun cezasız kaldığından mağdur olduğuna, şahsi haklarının ihlal edildiğine, ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle mahkemece dosyanın uzlaştırmacıya tevdi edildiği 18.12.2020 tarihinden uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporunun uzlaştırma bürosuna verildiği 12.02.2021 tarihine kadar Ceza Muhakemesi Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğu belirlenmiştir.
2. Sanığın yargılama konusu güveni kötüye kullanma eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. Dosya kapsamına göre, suç tarihi olan 26.07.2010 tarihinden hüküm tarihine kadar, durma süresi de eklendiğinde 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu, bu nedenle mahkemenin zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/432 Esas, 2022/545 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.