Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/1374 E. 2023/20 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1374
KARAR NO : 2023/20
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Dolandırıcılık

BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Merzifon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2019/12 Esas, 2020/208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 10 … 15 gün hapis ve 740,00 … lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 01.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 17.11.2021 tarihli ve 2021/11189 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.12.2021 tarihli ve KYB-2021/142405 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.12.2021 tarihli ve KYB-2021/142405 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 18/…/2019 tarihli ve 2019/1209 esas, 2019/10902 karar sayılı ilamıyla,”…Katılanın uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi halinde, zararın faillerden hangisi tarafından giderildiğine bakılmaksızın, tazmin edilmesi gereken herhangi bir zarar kalmadığından, tazmine karşı çıkmayan faillerin tümü hakkında … pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinden somut olayda sanık T……..’in duruşma sırasında katılanın beyan ettiği zararı tamamen ödeyerek giderdiği ve katılanın da şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında sanığa tazmine karşı çıkıp çıkmadığı sorulup karşı çıkmaması halinde hakkında TCK’nın 168/2. maddesi gereğince … pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,..Bozmayı gerektirmiş,…Bozulmasına…” şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 168. maddesinde yer alan, “(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) … pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde … pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda, müştekinin 09/09/2020 tarihli duruşmadaki beyanında, zararının diğer sanık … tarafından karşılandığını ve sanık Buraktan şikayetçi olmadığını, sanık …’ten ise şikayetçi olduğunu beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, tazmin edilmesi gereken bir zarar kalmadığından ve sanık … tarafından zararın tazminine karşı çıkılmadığından, sanık … hakkında hükmolunan yukarıda belirtilen cezadan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir”, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; “… pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.” denilmektedir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise bu suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, “Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur
veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır…”, aynı Kanun’un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir…” ve aynı Kanun’un 255 inci maddesinde ise; “Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.” hükümleri yer almaktadır.
4. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, “Uzlaştırmacı; şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görenin reşit olmaması ya da kısıtlı olması hâli ile mağdur veya suçtan zarar görenin ayırt etme gücü bulunmaması durumunda, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır.
” şeklinde düzenlenmiştir.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığa isnat olunan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu, aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin suçun nitelikli hali olmayıp artırım sebebi olduğu ve bu artırım maddesinin uygulanmasının, atılı suçu uzlaşma kapsamından çıkarmayacağı, uzlaşma hükümlerinin … pişmanlık hükümlerine nazaran öncelikle uygulanmasının gerekeceği; kaldı ki inceleme dışı sanık … tarafından, katılanın zararının tamamına yönelik değil, uzlaştırma raporunda belirlendiği şekilde, kendi payına düşen kısma yönelik ödemede bulunulduğu anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine, ancak; sanık …’ın başka suçtan hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğu ve UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık için vasi atandığının belirlenmesi karşısında; vasi aracılığıyla uzlaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerektiği gözetilmeden uzlaştırma görüşmelerinin doğrudan sanık ile yapılması Kanun’a aykırı olup inceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

2. Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.01.2023 tarihinde karar verildi.