Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/1723 E. 2023/1334 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1723
KARAR NO : 2023/1334
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/408 E., 2019/33 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14.03.2017 tarihli ve 2017/766 Esas, 2017/7517 Karar sayılı bozma kararı üzerine yapılan yargılamada; Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/408 Esas, 2019/33 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 66.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; suç işleme kastının bulunmadığına, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm kurulduğuna, sosyal ve ekonomik durumuna göre adli para cezasının alt sınırdan belirlenmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, suç tarihinde kendisini emniyet personeli olarak tanıtan bir kişi tarafından aranarak adına sahte kimlik düzenlenip sahte hatlar çıkartılarak terör örgütü tarafından kullanıldığını, şahısların yakalanması için bildirmiş olduğu banka hesabına para yatırması gerektiğini söylediğini, arayan kişinin bildirmiş olduğu hesap numarasına 80.000,00 TL para gönderdiğini belirtip şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Katılan tarafından 23.12.2011 tarihinde Mehmet Ergin isimli kişinin hesabına havale edilen 80.000,00 TL’nin aynı gün Mehmet Ergin tarafından bankadan çekildiği anlaşılmıştır.
3. Mehmet Ergin’in soruşturma aşamasında özetle, 10 yıldır tanıdığı sanığın ricası üzerine hesabına yatan parayı bankadan çekip sanığa verdiğini beyan etmiştir.
4. Sanık savunmasında; “Mehmet Ergin bu parayı çekti, bana verdi. Matar Zanbur isimli şahıs parayı aldıktan sonra beni aradı “bu parayı Halil Aslan ismine gönder, paranın bir kısmı da sende kalsın” dedi ve ben de bu parayı başka bir bankaya havale ettim, bende de 10.000 TL para kaldı, aradan 3 gün geçti gelmedi, Halil Aslan beni aradı, bu para senin hakkındır, bu dolandırıcı parasıdır dedi, benim de o günlerde ihtiyacım vardı, o nedenle ben de parayı kullandım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yüklenen suçu işlediği kabul edilen sanığın, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Dosya kapsamına göre, duruşmadan edindiği kanaate göre deliller değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdanı kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Meydana gelen zararın ağırlığına göre hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı, 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/408 Esas, 2019/33 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden eleştirilen husus dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.