Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/2101 E. 2023/1122 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2101
KARAR NO : 2023/1122
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/11 E., 2021/345 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık …, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, aynı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz süresinin bir hafta olduğu gözetilmeden kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifade kullanılmış olması nedeniyle; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.10.2015 tarihli ve 2015/11-120 Esas, 2015/313 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, avukatlar da dahil olmak üzere başvurucuların kanun yolunda yanılmalarına sebep olunduğu gibi Anayasa Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli kararına göre de bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde bulunması karşısında, sanıkların temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Birecik Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2014 tarihli ve 2013/473 Esas, 2014/73 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Birecik Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2014 tarihli ve 2013/473 Esas, 2014/73 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 28.11.2017 tarihli ve 2017/23612 Esas, 2017/24869 Karar sayılı ilamıyla; “…sanıkların, katılanı arayarak, kendilerini emniyet mensubu olarak tanıtıp, dolandırdıklarının iddia edilmesi karşısında; eylemin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 158/1.maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu..” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2019/11 Esas, 2021/345 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların temyiz isteği; atılı suçu işlemediklerine, re’sen nazara alınacak hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’in 22.03.2011 tarihinde telefon ile arandığı, arayan şahsın kendisini emniyet mensubu olarak tanıtıp kimliğinin kullanıldığını, bu şahsı yakalayacaklarını söyleyerek hileli hareketlerle 1.500,00 TL ve 2.500,00 TL’yi sanık …’e ait Birecik Tugay Şubesinde bulunan 41569 nolu hesaba havale edilmesini sağladığı, sanık …’in hesabındaki paranın 2.000,00 TL’sinin aynı gün sanık …’in abisi olan sanık …’in Şanlıurfa Akbank Şubesinde bulunan hesabına havale edildiği, paranın aynı gün sanık … tarafından bizzat çekildiği, bu hususun sanık ikrarı ile de sabit olduğu, 1.000,00 TL’nin Gaziantep … Şubesinden çekildiği, geri kalan 1.000,00 TL ‘nin yine aynı gün Seç Büfe isimli iş yerinde harcamada kullanıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık …, kardeşi olan diğer sanık …’in askerde olduğu bir dönemde kendisini telefonla arayarak hesabına para gönderdiğini söylediğini, bunun üzerine Akbank Şanlıurfa Şubesine giderek kardeşinin gönderdiği 2.000,00 TL’yi şubeden çektiğini, askerde parayı nasıl ve nerden bulduğunu bilmediğini beyan etmiş, yargılama aşamasında ise bankadaki gişe görevlisinin hesabında para olduğunu söylemesi üzerine bankadan parayı çektiğini savunmuş, çelişkili savunması sorulduğunda diğer sanığın kendisine para gönderdiğini söylemediğini beyan etmiş; sanık … : Bilecik’te acemi birliği yaparken adına hesap açıldığını, ancak bu banka kartını Şanlıurfa’da kaybettiğini, bankamatik kartının üzerinde şifresinin yazdığını, bankamatik kartını kaybettiğine dair bankaya müracaat etmediğini savunmuştur.
3. Sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendine temas ettiği ancak suç tarihi itibariyle bu maddenin yürürlükte olmadığı ve sanıkların fiillerinin aynı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suça uyduğu, bu suçun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
4. Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hile kullanmak suretiyle katılanın iradesine etki ederek kendilerine yarar sağladıkları, bu itibarla üzerilerine atılı dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanık …’in soruşturma aşamasında kardeşi olan sanık …’in kendisine 2.000,00 TL gönderdiğini belirtmesi üzerine parayı çektiğini beyan ettiği, yargılama aşamasında gişe görevlisinin hesabında para olduğunu söylemesi üzerine parayı çektiğini, paranın kimden geldiğini bilmediğini savunduğu, sanık …’in ise üzerinde şifresi yazılı bankamatik kartını kaybettiğini gerekçe göstererek üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği; sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik ve çelişkili olduğu, sanıkların iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işledikleri oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2019/11 Esas, 2021/345 Karar sayılı kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.