Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/2335 E. 2022/20548 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2335
KARAR NO : 2022/20548
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

KARAR

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 25.01.2022 tarih ve 2021/13374 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.03.2022 tarih ve KYB-2022/16256 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/10/2019 tarihli ve 2019/162817 esas, 2019/87625 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/01/2020 tarihli ve 2019/5139 değişik iş sayılı kararını müteakip, adı geçen şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/12/2020 tarihli ve 2020/7064 soruşturma, 2020/94116 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/02/2021 tarihli ve 2021/492 değişik iş sayılı kararının “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin sahibi olduğu firmanın 1996 yılından beri muhasebecisi olan şüphelinin, şirketten aldığı 25.000 dolar borcu, 04/01/2010 tarihinde yevmiye defterine ödenmiş gibi kayıt düşmesine rağmen herhangi bir ödeme yapmayarak resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 08/10/2019 tarihli kararı ile sahtecilik eylem tarihinin 04/01/2010 olduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204/1. maddesinde düzenlenen suçun anılan Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve 04/01/2018 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmuş olacağı, dolandırıcılık iddiaları bakımından ise, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunup, şüphelinin işten ayrılmasından sonra müşteki taraf aleyhine açtığı İstanbul 7. İş Mahkemesinde görülmekte olan bir iş davasının bulunduğu, müşteki tarafça şüpheliye atfedilen, şüphelinin müştekiden almış olduğu 25.000 dolar borcunu ödemediği halde, sahtecilik yaptığı iddia edilen kayıtları delil göstererek mahkemede ödediği şeklinde beyanda bulunduğu şeklindeki iddiaların, görülmekte olan İş Mahkemesi tarafından yargılama kapsamında değerlendirilecek hususlardan olduğu, kaldı ki değerlendirilecek bu hususlarda mahkemece suç unsuruna rastlanması halinde mahkemece re’sen suç duyurusunda bulunulacağı, aksi durumun kabulünün hukuk mahkemesinde görülen hukuk davaları sırasında tarafların borcun varlığına ya da ödenmesine dair mahkemeye yönelttikleri beyanların mahkemece bir değerlendirme yapılmadan, karar verilmeden ya da mahkemece suç duyurusunda bulunmadan hukuk yargılaması devam ederken ceza soruşturmasının konusu yapacağı, bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir bütün halinde İş Mahkemesinde yargılaması yapılan İş Hukukunu ilgilendiren İş Davası olduğu ve hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müşteki vekilince yapılan itiraz sonucunda, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğince, İstanbul 7. İş Mahkemesinde şüphelinin sahte olduğu iddia edilen belgeyi sunmuş olduğu iddiasının araştırılarak doğru olması durumunda zamanaşımı süresi başlangıcının zincirleme suç hükümlerine göre değerlendirilip buna göre soruşturma yapılması gerekirken eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verilmesi sonrasında, yapılan soruşturma neticesinde, her ne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2020 tarihli kararı ile İstanbul 7. İş Mahkemesinin 2017/575 esas sayılı dosyanın incelenmesinde, olaya konu sahteliği iddia olunan belgenin mahkeme dosyasına sunulmadığının dosyanın fiziken incelenmesinden ve İstanbul 7. İş Mahkemesinin 2017/575 esas sayılı dosyasının 6. celsesindeki tarafların beyanlarından anlaşıldığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ilk kararındaki gerekçelerinin yerinde olduğu ve atılı sahtecilik suçu açısından 04/01/2018 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Esasen şüphelinin şirket muhasebecisi olması nedeniyle şirkete olan 25.000 dolar borcunu ödememesine rağmen ödemiş gibi şirket kayıtlarına geçirmesine ilişkin iddia olunun eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu bağlamda anılan Kanun’un 66/1-d maddesi uyarınca 15 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, böylelikle eylem tarihi olan 14/01/2010 tarihinden şikayet tarihi olan 02/10/2019 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetildiğinde, şüphelinin borcu olan 25.000 dolar tutarındaki meblağı şirkete ödeyip ödemediğinin tespiti için şirket defter ve kayıtlarının getirtilerek bilirkişiye tevdii edilmesi ile rapor alınması ve müşteki ile şüphelinin beyanlarının alınması sonucu şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,

Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
… End. Mutfak San.ve Tic. Ltd.Şti.nin muhasebecisi olan şüphelinin, şirketten aldığı 25.000 dolar borca ilişkin herhangi bir ödeme yapmamasına rağmen, 04.01.2010 tarihinde yevmiye defterine ödenmiş gibi kayıt düştüğü iddiasına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddini müteakip, şüphelinin eyleminin TCK‘nin 155/2. maddesinde düzenlenen “hizmet nedeniyle güveni kötüye“ kullanma suçunu oluşturacağı, şüphelinin borcu olan 25.000 dolar tutarındaki meblağı şirkete ödeyip ödemediğinin tespiti için şirket defter ve kayıtlarının getirtilerek bilirkişiye tevdii edilmesi ile rapor alınması ve müşteki ile şüphelinin beyanlarının alınması sonucu şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden bahisle merci kararının kanun yararına bozulması talep olunmuş ise de;
TCK‘nin 155/1. maddesinde düzenlenen “güveni kötüye kullanma“ suçunun oluşabilmesi için; başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkar edilmesinin, aynı Kanun’un 155/2. maddesinde ise bu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesinin gerekeceği, somut olayda; şirketten alınan borcun ödenmemesi eyleminde “güveni kötüye kullanma“ suçunun unsurlarının bulunmadığı anlaşılmakla; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2020 tarihli, 2020/7064 Soruşturma ve 2020/94116 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.02.2021 tarih ve 2021/492 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE, mahalline gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.12.2022 tarihinde Yargıtay Üyesi …’un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 25.01.2022 tarih ve 2021/13374 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.03.2022 tarih ve KYB-2022/16256 sayılı ihbarname ile “… End. Mutfak San. ve Tic. Ltd.Şti.nin muhasebecisi olan şüphelinin, şirketten aldığı 25.000 dolar borca ilişkin herhangi bir ödeme yapmamasına rağmen, 04.01.2010 tarihinde yevmiye defterine ödenmiş gibi kayıt düştüğü iddiasına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddini müteakip, şüphelinin eyleminin TCK‘nin 155/2. maddesinde düzenlenen “hizmet nedeniyle güveni kötüye“ kullanma suçunu oluşturacağı, şüphelinin borcu olan 25.000 dolar tutarındaki meblağı şirkete ödeyip ödemediğinin tespiti için şirket defter ve kayıtlarının getirtilerek bilirkişiye tevdii edilmesi ile rapor alınması ve müşteki ile şüphelinin beyanlarının alınması sonucu şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden” bahisle merci kararının kanun yararına bozulması talep olunmuş, sayın çoğunluk;
Somut olayda; şirketten alınan borcun ödenmemesi eyleminde “güveni kötüye kullanma“ suçunun unsurlarının bulunmadığı gerekçesiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14.12.2020 tarihli 2020/7064 Soruşturma ve 2020/94116 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.02.2021 tarih ve 2021/492 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görmemiş ve RED kararı vermiştir.
Sayın çoğunluğun, “somut olayda, şirketten alınan borcun ödenmemesi eyleminde “güveni kötüye kullanma“ suçunun unsurlarının bulunmadığı yönündeki görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.
Şüpheli müşteki şirkette muhasebeci olarak çalışmakta olup zarar gören ile fail arasında hizmet ilişkisi bulunmaktadır. Şüpheli şirketten aldığı borcun ödenmiş olduğuna dair sahte bir kayıt oluşturmakta ve böylece şirket tüzel kişiliği temsilcisinin tahsil etme iradesini ortadan kaldırmak suretiyle şirketin zararına kendi yararına bir menfaat temin etmektedir. Bu eylemi kendisine yaptığı muhasebe işi nedeniyle tevdi edilen şirkete ait defter üzerinde işlem yapmak suretiyle gerçekleştirmektedir. Burada suçun konusu borç alınan 25.000 dolar değil, bu paranın tahsil edilebilirliğini kayden ortadan kaldırmak suretiyle şirket bilançosunda zarar meydana getirmektir. Kayıtlarda değişiklik bozma olmadığından içeriği itibariyle sahte kayıt oluştuğundan sahtecilik suçu oluşmayacak, ancak soruşturma sonucunda eylemin bu şekilde gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde TCK‘nin 155/2. maddesinde düzenlenen “hizmet nedeniyle güveni kötüye“ kullanma suçu oluşacaktır.
Şüphelinin eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında soruşturulması gerekmesi nedeniyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.02.2021 tarih ve 2021/492 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASI gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun KYB talebinin reddine dair görüşüne katılmıyorum.


11.Ceza Dairesi Üyesi