Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/2585 E. 2023/1203 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2585
KARAR NO : 2023/1203
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2020/5591 Değişik iş
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan
itirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2020 tarihli ve 2019/218062 Soruşturma, 2020/76315 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.02.2021 tarihli ve 2020/5591 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 19.02.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.07.2021 tarihli ve 2021/13622 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2021 tarihli ve KYB-2021/95565 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2021 tarihli ve KYB-2021/95565 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde, Singapur merkezli olan müvekkil şirketin Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet yürüten JPMorgan nezdinde bulunan 1.250.000,00 Amerikan dolarının müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında toplam beş elektronik işlem şeklinde üçüncü kişilerin hesabına transfer edildiğini, paranın bir kısmına bloke konulduğunu ancak 500.000,00 Amerikan dolarının henüz iade edilmediğini, söz konusu toplam miktarın her bir şüphelinin hesabına 250.000,00 Amerikan doları olmak üzere transfer edildiğini, transfer işlemlerini şirketin finans ve muhasebe müdürünün sahte tedarikçi kayıtları açmak suretiyle şirketin bilgisi ve onayı dışında gerçekleştirdiğini, bahsi geçen finans müdürünün olayı ikrar ettiğini, şüphelilerin şirket çalışanı ile fikir ve eylem birlikteliği içerisinde anılan suçu işlediklerinden bahisle şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, Cumhuriyet savcılığınca, iddiaların soyut kaldığı, şüphelilerin savunmalarının aksine haklarında dava açmaya yarar herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre, yapılan soruşturma sırasında şüpheli olarak beyanı alınan …’ın hesap bilgilerini okuldan arkadaşı olan Nijerya uyruklu Kelvin Orıjı Ukoh’a verdiğini, hesabına bilgisi dışında 250.000,00 Amerikan dolarının yatırıldığını, bu paranın bir kısmını Kelvin’in başka hesaba transfer ettiğini, bir kısmını ise kendisi tarafından bankadan çekilerek Kelvin’e teslim ettiğini beyan etmesi ve bu şekliyle müşteki tarafın iddialarını doğrulaması karşısında kamu davası açılmasına elverişli yeterli delilin elde edildiği delillerin takdirinin mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; merkezi yurt dışında (Singapur/Bangkok) olan … Manufacturing (Thailand) Co. Ltd. isimli şirketin, Amerika Birleşik Devletlerinde faaliyet yürüten JP Morgan Bank nezdinde bulunan hesabından 1.250.000,00 Amerikan Dolarının, şirketin bilgisi ve rızası dışında toplam beş elektronik işlem şeklinde üçüncü kişilerin (şüpheliler Arif Odunkıran, …, Mehmet … Genç, Kalbe Tekstil Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi yetkilisi ve RML Mobilya İthalat İhracat Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi yetkilisi) hesabına transfer edildiğinin, paranın bir kısmına bloke konulduğunun, ancak 500.000,00 Amerikan Dolarının henüz iade edilmediğinin, belirtilen miktarın her bir şüphelinin hesabına 250.000,00 Amerikan Doları olmak üzere transfer edildiğinin, transfer işlemlerini şirketin finans ve muhasebe müdürü olan Chamanun Phetporee isimli kişinin sahte tedarikçi kayıtları açmak ve şirketin insan kaynakları müdürünün de şifresini kullanmak suretiyle şirketin bilgisi ve onayı dışında gerçekleştirdiğinin ve bu eylemleri kabul ve ikrar ettiğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma sonucunda; “…müşteki yabancı şirket vekillerinin bugüne kadar paranın transfer edildiği ülke ve şirket merkezinin bulunduğu ülkede yapılan savcılık soruşturmalarıyla ilgili herhangi bir bilgi veya belge sunmadığı gibi şirket yetkililerinin de ifade için hazır bulundurulmadıkları, bu şekilde soruşturmaya konu iddiaların sadece avukatlar tarafından dile getirilen duyumlardan öteye gitmediği, şüphelilerin savunmalarının aksine haklarında dava açmaya yarar herhangi bir somut delil elde edilemediği…” gerekçesiyle bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Kalbe Tekstil Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi ve RML Mobilya İthalat İhracat Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi yetkililerinin ifadelerine başvurulmaması; ifadesi alınan şüphelilerden Mehmet … Genç’in beyanında, şikâyetçi firmayı tanımadığını, tekstil ve ayakkabı talep eden bir müşterinin, ürünlerin numunelerini aldığını ancak paranın tamamını hesaba yatırdığını belirtmesine karşın, herhangi bir fatura ya da irsaliye olmadığını ve bu kişinin açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediğini söylemesi; şüpheli …’ın ifadesinde, İstanbul Aydın Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünde öğrenim gördüğü sırada, aynı sınıfta bulunan Nijeryalı Kelvin Oriji Ukoh ile tanıştığını, bu kişinin banka hesabı açamadığını, kendisine yurtdışından para geleceğini ve bir banka hesabına ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine, bu kişinin isteği ile QNB Finansbank’tan hesap açtığını söylemesine rağmen, ifadesinde bahsi geçen şüphelinin araştırılmaması; QNB Finansbank’ın 08.01.2020 tarihli cevabi yazısında, MASAK’a şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğu belirtildiği halde, bu yönde bir araştırma yapılmaması ile Tayland’daki soruşturmaya ilişkin bir kısım belgeler ile iddianamenin bir suretinin dosyaya ibraz edilmesi karşısında; gerekirse usulüne uygun yazışma yapılmak suretiyle şikâyetçinin beyanına başvurulması, Kalbe Tekstil Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi ve RML Mobilya İthalat İhracat Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi yetkililerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile ifadelerine başvurulması, bu doğrultuda Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş ve Kuveyt … Bankası A.Ş’ye müzekkere yazılarak para transferine ilişkin bilgi ve belge olup olmadığının yeniden araştırılması, Kelvin Oriji Ukoh’un açık kimlik bilgilerinin tespiti ile temin edilmesi durumunda ifadesinin alınması, tüm şüphelilerin ekonomik durumunun tespiti için Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığından (MASAK) rapor aldırılması, şüpheliler arasında irtibat olup olmadığı, benzer suçlardan haklarında ihbar, soruşturma ya da kovuşturma bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.02.2021 tarihli ve 2020/5591 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2023 tarihinde karar verildi.