Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/2730 E. 2023/985 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2730
KARAR NO : 2023/985
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

… Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2021 tarihli ve 2020/16155 Soruşturma, 2021/731 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.03.2021 tarihli ve 2021/633 Değişik … sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.03.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/15695 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27729 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27729 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre; şüphelinin, müştekiyle sosyal medya vasıtasıyla tanışıp, … ilişkisi yaşamaya başladıkları, şüphelinin kendisini doktor olarak tanıtıp müştekinin güvenini kazandıktan sonra borç adı altında farklı tarihlerde müştekiden toplam 17.000,00 … lirası aldığı iddiasından ibaret somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Şüphelinin sosyal medya vasıtasıyla tanışıp, duygusal ilişki yaşamaya başladığı müştekiye, kendisini kadın doğum uzmanı doktor olarak tanıtıp, kendi adına düzenlenmiş doktor diplomasını müştekiye whatsapp üzerinden göndermek suretiyle müştekinin güvenini kazandıktan sonra, müştekiye banka hesapları üzerine bloke konulduğu için blokenin kalkması gerektiği gerekçesiyle birden fazla kez para aldığı, daha sonra şüphelinin, kendi hesabında bulunan 300.000,00 … lirasını, vergi ödememek için müştekinin hesabına gönderdiğini belirtip, bu yönde sahte olarak oluşturduğu dekontun fotoğrafını da müştekiye göndererek güvenini kazanmaya çalıştığı müştekinin ertesi gün yanına gelerek, acil doğuma girmesi gerektiği ve tüm parasının da müştekide olduğunu belirtip, müştekiyle birlikte bankamatikten çektikleri bir miktar parayı da alarak gittiğinin iddia edildiği nazara alındığında, şüphelinin beyanının alınması, gerçekte doktor olup olmadığının araştırılması, önceki eylemleri tespit edilerek benzer suç kastı araştırılıp, saikinin dolandırıcılık olup olmadığının ortaya konulmasından sonra sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vâki itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…”
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…”
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, sosyal medya vasıtasıyla şüpheli ile tanıştığı, şüphelinin kendisini doktor olarak tanıtarak whatsapp üzerinden diploma fotoğrafı gönderdiği, şikayetçi ile evlenmek istediğini belirterek değişik zamanlarda ısrarla para göndermesini istediği, ayrıca hesabına bloke konulduğu yönünde şikâyetçiyi ikna ederek, 300.000,00 TL havale yaptığını belirten gerçek olmayan dekont fotoğrafını şikâyetçiye gönderdiği ve bu suretle yeniden para alarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia olunması karşısında; şüphelinin ifadesine başvurulması, doktor olarak görev yapıp yapmadığının belirlenmesi, ilgili bankalardan da sorularak, şikâyetçi tarafından şüpheliye gönderilen para miktarı ile şüphelinin şikâyetçiye gönderdiği herhangi bir para olup olmadığı da tespit edilerek, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri gerekirken; “…müşteki ile şüpheli arasındaki ihtilafın alacak borç ilişkisine bağlı hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı…“ şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.03.2021 tarihli ve 2021/633 Değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.