Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/2917 E. 2023/243 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2917
KARAR NO : 2023/243
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SUÇ : Dolandırıcılık

KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

… Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2021 tarihli ve 2021/11911 Soruşturma, 2021/12496 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 14…..2021 tarihli ve 2021/3301 Değişik … sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14…..2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/19668 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27746 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27746 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müştekiye ait … parça hâlindeki tarla tapusunun, kadastro çalışmaları neticesinde iki parçaya ayrılarak müşteki üzerine tescil edildiği, ancak tapusunu hâlâ … parça zanneden müştekinin, komşusu şüpheli Yeter’in evine gelerek, üzerinde bulunan iki farklı tapudan birinin kendi babasına ait olduğunu, sehven müştekinin üzerine tescil edildiğini söylemesi üzerine, müştekinin anılan muhitte kadastro çalışmalarından dolayı parsellerde kayma olduğunu ve köylülerin kendi aralarında anlaşarak bu sorunları çözdüğünü bildiğinden dolayı tapuda bahsi geçen parseli şüpheli Yeter’in kardeşi Hatice adına tescil ettirdiği olayda, şüpheli Yeter’in, müştekinin yaşlılığından faydalanarak hileli hareketlerle müştekiye ait tapuyu kardeşinin adına tescil ettirdiğinden bahisle yapılan şikâyet üzerine Cumhuriyet savcılığınca, “…şüphelilerin hileli davranışlarının olmadığı…” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müştekinin şüphelilere yönelik iddiaları hakkında şüphelilerin ikrarda bulundukları iddia edilerek şikâyet dilekçesine eklenen ses kaydının çözümünün yaptırılarak dosya içine alınması ve müşteki ile iletişime geçerek hileli hareketlerle iradesini etkilediği iddia edilen şüpheli …’ın beyanının alınması sonrasında, sonucuna göre hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken, şüpheli …’ın ifadesi alınmadan ve şüphelilerin ikrarlarını içerdiği iddia edilen ses kaydının çözümü yaptırılmaksızın, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…” şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…”
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden …’ın, komşusu olan şikâyetçi … … ile irtibata geçerek, … kasabasında bulunan tarlanın aslında babasına ait olduğunu ve tarlayı devretmesini istediği, daha önce de başka parsellere yönelik hatalı kadastro işlemleri olması ve köylülerin bu yanlışlıkları kendi aralarında iyi niyetle çözmeleri nedeniyle şikâyetçinin söylenen sözlere inanarak devri kabul ettiği ve kadastro çalışmaları sırasında fiilen ikiye bölünen ancak şikâyetçi tarafından … parça gibi kullanılan tarlanın, …’ın kardeşi olan diğer şüpheli …’e devrinin yapıldığı, devir işleminden bir müddet sonra, şikâyetçinin devrettiği yerin esasen kendi arazisi olduğunu, şüphelilerin talebine konu yerin ise hazine adına yazıldığını öğrendiği, yapılan tüm görüşmelere karşın şüphelilerin bu tarlayı yeniden şikâyetçiye devre yanaşmadıkları, bu şekilde şüphelilerin dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında; şüpheli …’ın da ifadesine başvurulması, dosyaya sunulan ses kaydının çözümünün yaptırılarak incelenmesi ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilip edilmediğinin tespiti ile sonucunda somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 14…..2021 tarihli ve 2021/3301 Değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2023 tarihinde karar verildi.