YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3249
KARAR NO : 2023/3882
KARAR TARİHİ : 11.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/244 E., 2016/28 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi onama, kısmi düzeltilerek onama, kısmi bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2011/244 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararı ile sanıklar …, …, … hakkında Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan; sanıklar …, ayrıca özel belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının b bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık … müdafinin temyiz isteği, sanık hakkında beraat hükmü verilmesine rağmen vekaletine hükmedilmemesine ilişkin olarak kararın bozulmasına ilişkindir.
2.Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların suçları işlediğinin kesin delillerle ispatlandığının, beraat kararlarının hakkaniyetle bağdaşmadığı, katılan kurumun dolandırıldığı, dosya kapsamına aykırı hukuken hatalı kararın bozulmasına ilişkindir.
3.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, kurum zararı oluşmamış olsa bile sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçuna teşebbüs olarak değerlendirilmesi, sanıkların mahkumiyeti yerine beraatlerine karar verilmesinde isabetsizlik olduğu, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklar …, …, …, …’ın … Ticaret Ltd.Şti. Şirketini kurdukları ve şirketin muhasebecilerinin sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … …, … ve … … olduğu; yine … Ticaret Ltd.Şti., Işıkev Ticaret Ltd.Şti. sanıklar …, …, … …, … ve …’nun kurduğu, şirketin muhasebecilerinin sanıklar … ve … ile sanıklar …, … ve … olduğu, … Ticaret Ltd. Şti.de sanıklar … ve … …’nün kurduğu, muhasebecisinin …, …, … olduğu Işıkevler Ticaret Limited Şirketinin …, … ve … … …’in tarafından kurulduğu, muhasebecilerinin …, …, … olduğu, diğer sanıkların çalışmadıkları halde şirket muhasebecileri aracılığıyla sanıklardan elde edilen belgeler doğrultusunda işe giriş işlemlerinin yapılarak düzenli olarak sigorta primlerinin SGK’ya yatırıldığı, sanıkların ilgili şirketlerde işçi olarak çalışıyor gibi gösterildiği, bir kısım sanıkların sağlık harcamalarından yararlandığı, bir kısım sanıkların ise sigortalı kaldıkları sürelerin dolmasından dolayı emekliliği hak ettiklerinden, emekli oldukları,; sanık …’un yanında çaycılık ve temizlik işi yapan müşteki …’i sigortalı yapma bahanesiyle kandırdığı, … adına kayıtlı Denizli … Mahallesi … Bulvarı No:112 Yıldız Apartmanı Kat:4 adresinde faaliyet gösteriyormuşçasına Doğaltaş Mermer İnşaat Malzemeleri Ticareti isimli işyerini açtırdığı, akabinde muhasebecilik yapmış … ve mali müşavir … ile birlikte hareket etmek suretiyle sanıklar …, ve …’ı hiç zaman faaliyette bulunmayan bu işyerinde çalışıyormuşçasına sigortalı gösterdikleri, sanık …’ın ise …’nin sigortalı gösterilmesinde adı geçeni …’e yönlendirdiği anlaşılmıştır.
2.Mahkemesince, iş yerlerinin idari ve vergi mevzuatına uygun olarak kurulan gerçek bir iş yeri olması, SGK Başkanlığına verilmiş bulunan işe giriş bildirgelerinin sahte olmaması, sanıklar tarafından sigorta primlerinin muntazaman ödenmiş olması göz önünde bulundurulunca, katılan SGK’nın kurum zararından bahsedilemeyeceği, bu şekilde yapılan bildirimlerin katılan SGK görevlilerinin denetim olanağını ortadan kaldırmayacağı, katılan kurumun yapılan beyanla değil, basit bir incelemeden sonra söz konusu şirketin faaliyette olup olmadığını tespit edebilmesinin mümkün olduğu hususu nazara alınınca, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve bir kısım sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri düşüncesiyle açılan kamu davasında suçların unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık … hakkında 02.02.2016 günlü karar oturumunun kısa kararına ilişkin hüküm fıkrasında (II-A1 bendinde) atılı “nitelik dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik” suçlarından beraat kararı verildiği halde gerekçeli karara ilişkin hüküm fıkrasının aynı bölümünde adı geçen sanığın adına yer verilmediği anlaşılmış ise de bu hususun maddi hata niteliğinde olduğu; yine hüküm fıkrasının “II” numaralı bendinde Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin birleşen dosyasının esas ve karar numarası (2014/151 Esas, 2014/232 Karar yerine 2014/220 ESAS, 2014/239 KARAR olarak) yanlış yazılmış ise de maddi yazım hatası olduğu belirlenerek; ve sanık … hakkında mahkemenin incelemeye konu (iş bu 2011/244 esas sayılı) dosyası ile birleşen Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2014 gün ve 2014/151, 2014/232 E/K sayılı dosyasındaki “nitelik dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik” suçlarından beraat kararı (hükmün II-A1 bendinde) verildiği ve fakat ana dosyadaki “nitelikli dolandırıcılık” suçlamasına ilişkin sorgusu yapılamadığından bahisle tefrik kararı (hükmün III humaralı bendinde) verildiği gözetilerek adı geçen sanık ilgili beraat kararına hasren (hükmün II-A1 bendi uyarınca) yapılan incelemede;
A. 1.Sanıklar …, .hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık … müdafi, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … Müdafinin Temyiz Sebepleri Ve Tebliğname Yönünden
1. Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978-2/324-350 sayılı kararında belirtilen “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas almış ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş olması karşısında; ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdirinin mümkün bulunmadığı” hususu nazara alınarak, kendilerini aynı vekille temsil ettiren ve haklarında beraat kararı verilen sanıklar … ve … lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Sanık … hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2014 tarihli ve 2014/3651 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında sevk maddesi olarak “TCK 158/1-e” maddesi gösterilmiş olup, yine iddianamenin anlatımında da sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçunun anlatıldığı ve yalnızca o suçtan dava açıldığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan zamanaşımı hükümleri çerçevesinde mahallinde hüküm kurulması yönündeki düşünceye iştirak olunmamıştır.
3.Sanık … hakkında Anayasa Mahkemesinin 8/9/2022 tarihli ve 2021/118 Esas, 2022/98 Karar sayılı iptal kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan yeni düzenlemeye göre “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” hükmü gözetildiğinde savunma hakkının kısıtlanmadığı anlaşıldığından bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak olunmamıştır.
B. Sanıklar …, hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 … maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşım süresinin öngörüldüğü, sanıklar için işe giriş bildirgesi tarihinin suç tarihi olduğu nazara alındığında, sanık … suç tarihi olan 05.08.2010, sanık … … … için suç tarihi 01.02.2011; sanık … için suç tarihi olan 01.08.2010; sanık … için suç tarihi olan 24.03.2011;sanık … için suç tarihi olan 01.06.2010; sanık … için suç tarihi olan 06.05.2010; sanık … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … için suç tarihi olan 01.12.2010; sanık … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … için suç tarihi olan 01.06.2010; sanık … için suç tarihi olan 01.02.2011; sanık … için suç tarihi olan 24.03.2011; sanık … için suç tarihi olan 06.05.2010; sanık … iin suç tarihi olan 06.05.2010; sanık … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … … için suç tarihi olan 24.03.2011; sanık … için suç tarihi olan 05.08.2010; sanık … için suç tarihi olan 01.02.2011 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
C.Sanıklar …, …, …, …, …, …,… Hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık; sanıklar … ve … Hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Ve Özel Belgede Sahteclik Sularından Kurulan Hükümler Yönünden
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanık …’ın 11.06.2012, sanık …’in 05.11.2020, sanık …’nin 14.04.2014, sanık …’ın 26.03.2016, sanık …’in 02.09.2021, sanık …’in 24.08.2016, sanık …’nın 15.12.2021, sanık …’in 07.02.2022, sanık …’un 18.06.2017 tarihinde vefat ettiklerinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin 1 … fıkrası uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Sanıklar …, , … hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Denizli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2011/244 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararında sanık … müdafi, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … müdafi, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar …, hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Denizli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2011/244 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz isteği bu nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C.Sanıklar …, …, …, …, …, …,… Hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık; sanıklar … ve … Hakkında Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Ve Özel Belgede Sahteclik Sularından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Denizli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2011/244 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.05.2023 tarihinde karar verildi.