Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/3267 E. 2023/1994 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3267
KARAR NO : 2023/1994
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

… (…) Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02.06.2021 tarihli ve 2021/1487 Soruşturma, 2021/493 Esas sayılı seri muhakeme usulüne tabi talepnamenin kabulü ile sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına ilişkin … (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli ve 2021/278 Esas, 2021/171 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair mercii … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2021 tarihli ve 2021/489 Değişik … sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.08.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
… Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.03.2022 tarihli ve 2021/28980 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve KYB-2022/42599 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve KYB-2022/42599 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14/06/2016 tarihli ve 2015/2401 esas, 2016/5531 ve karar sayılı ilamında ‘…Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır…’ şeklinde, aynı Dairenin 28/06/2018 tarihli ve 2016/1023 esas, 2018/5983 karar sayılı ilâmında ‘…sanığın beyan ettiği kişi olup olmadığını denetleme görevinin kolluk memurlarına ait olup, bu hususun basit bir incelemeyle tespit edilebileceği…’ şeklinde belirtildiği üzere, sanığın hakkında 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 282. maddesi uyarınca idari para cezası tesis edileceği sırada kimliği ile ilgili sorulan soruya kimlik numarasının bir rakamını ve farklı bir soyadı beyan etmesi, yapılan araştırma neticesinde sanığın kimlik bilgilerinin farklı olduğunun anlaşılması karşısında, basit bir araştırma neticesinde sanığın beyan edilen kimlik bilgisinin doğruluğun teyidinin mümkün olduğu, bu haliyle sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesi kapsamında idarî para cezası yaptırımını gerektiren kabahat olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yedinci cümlesi uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun, seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar arasında sayıldığı, 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin on dördüncü fıkrasının; (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.” şeklinde ve aynı maddenin dokuzuncu fıkrasının ise; “Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.”
Şeklinde düzenlemeler içerdiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen ve doktrinde fikri sahtecilik olarak adlandırılan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olmasının gerektiği, yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün olmadığı, bu beyana rağmen görevlinin beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı, yalan beyan üzerine doğru olmayan şekilde resmi bir belge düzenlemesi halinde ise suçun unsurlarının oluşacağı kabul edilmelidir.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; yapılan ihbar üzerine kolluk güçlerince olay yerine gidildiğinde suç unsuruna rastlanmamakla birlikte, sanığın bu durumu tespit eden tutanak ile 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun’un 282 nci maddesi uyarınca düzenlenen idari para cezası tutanağını, T.C Kimlik numarasının son rakamını 8 yerine 7 olarak beyan etmesi ve … olan soy ismini … şeklinde söylemesi nedeniyle, belirtilen şekilde imzaladığı ve bu nedenle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.