Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/4006 E. 2023/4800 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4006
KARAR NO : 2023/4800
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
KARAR : Mahkûmiyet

Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2018 tarihli ve 2017/37 Esas, 2018/195 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezanın ertelenmesine ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 03.11.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.03.2022 tarihli ve 2021/19831 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49351 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49351 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, Datça Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2018 tarihli kararı ile adı geçen sanık ile birlikte aynı suçtan beraatine karar verilen diğer sanık … hakkındaki hükmün istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 22/04/2021 tarihli ve 2020/437 esas, 2021/690 karar sayılı ilâmı ile “… sanık …’ın katılanın söylemesiyle katılan adına kira sözleşmesi yapıp, kendisinin de katılan adına olan yeri imzaladığını savunduğu, istinaf dışı sanık …’nin de benzer savunmayı yaptığı, katılan adına dosyaya ibraz edilen 15.01.2018 tarihli dilekçeyle de savunmaları teyit edici tarzda açıklamada bulunup, kendisinin istinaf dışı sanık … ile sözleşme yaptıktan sonra sanık …’ın yaptığı kira sözleşmesini almayı unuttuğunu beyan ettiği, … A.Ş.’den ve Datça Mal Müdürlüğü’nden temin edilerek üzerinde inceleme yaptırılan sahteliği iddia edilen her iki kira sözleşmesindeki imzanın da sanık … eli ürünü olduğunun tespiti karşısında; katılanın baştan rızasının bulunduğunun ve bu … doğrultusunda sanık …’ın katılan adına istinaf dışı sanık … ile yazılı kira sözleşmesi yapıp, katılan adına imzaladığının kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesinin de sanık … yönünden bu kabul doğrultusunda beraat kararı verdiği anlaşılmış ise de, bu kabul uyarınca, iş yeri kiracısı olan istinaf dışı sanık … hakkında da suçun yasal koşullarının oluşmaması dikkate alınarak Beraat kararı verilmesi gerekmesine rağmen, mahkumiyet kararı verilmesi yönünden hukuka aykırılık tespit edilmiş ise de; bu aykırılık konusunda mahallinde kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği …” şeklindeki gerekçelerle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/03/1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen … üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği ve özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının yerine imza atan kimsede sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı göz önünde bulundurularak yapılan incelemede;
Katılan …’nın yurt dışında yaşadığı, birleşen davada sanık … ile telefonla görüşerek mülkiyetindeki iş yerini kiraya verebileceği yönünde yetki ve izin verdiği, her ne kadar duruşmada kiralaması konusunda sanığa yetki verdiğini ancak yazılı sözleşme yapılması konusunda yetki vermediğini belirtmiş ise de, sanık …’ın katılanın söylemesiyle katılan adına kira sözleşmesi yapıp, kendisinin de katılan adına olan yeri imzaladığını savunduğu, katılan adına dosyaya ibraz edilen 15/01/2018 tarihli dilekçeyle de savunmaları teyit edici tarzda açıklamada bulunup, kendisinin sanık ile sözleşme yaptıktan sonra sanık …’ın yaptığı kira sözleşmesini almayı unuttuğunu beyan ettiği, … A.Ş.’den ve Datça Mal Müdürlüğü’nden temin edilerek üzerinde inceleme yaptırılan sahteliği iddia edilen her iki kira sözleşmesindeki imzanın da sanık … eli ürünü olduğunun tespiti karşısında; katılanın baştan rızasının bulunduğunun ve bu … doğrultusunda sanık …’ın katılan adına sanık ile yazılı kira sözleşmesi yapıp, katılan adına imzaladığının kabulü gerektiği anlaşılmakla, üzerine atılı suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraati yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2013 tarihli ve 2013/32 Esas, 2013/246 Karar sayılı kararı ile “… sanığın, katılan ile arasında yapılan 01/02/2011 tarihinde düzenlenen 1 yıl süreli kira sözleşmesine aykırı olarak iki farklı sözleşme tanzim edilerek Datça Mal Müdürlüğü’ne ve … A.Ş’ye sözleşme asıllarını ibraz ettiği, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin sabit görüldüğü…” gerekçesiyle sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
2. Mahkeme kararının sanık … tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 08.12.2016 tarihli ve 2015/4052 Esas, 2016/8509 Karar sayılı kararı ile “…sanığın duruşmada, suça konu kira sözleşmesini katılanın bilgisi dahilinde arkadaşı tarafından katılan adına imzalandığını, kendisinin de bu sözleşmeyi kuruma verdiğini savunması, tanık …’nin duruşmada, katılan ile samimi olduklarını, katılan yurtdışında olduğu için onun bilgisi dahilinde kiralayan kısmına imza attığını belirtmesi, gerçek kira sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunan tanık …’un duruşmada, kendisine iki adet sözleşme geldiğini, ilkinde kefilliğinin bulunmadığını, ikinci sözleşmede ise kefil olarak imzasının bulunduğunu belirtmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından, suça konu sözleşmeler üzerindeki katılana ait imzaların … ve … eli ürünü olup olmadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğundan” bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yapılan yargılamada; … Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 11.10.2017 tarihli uzmanlık raporuna göre, (1) ve (2) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde ”…” adına atfen atılı bulunan imzaların … eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bildirilmesi üzerine, … hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bu sanık hakkında da özel belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, dava dosyalarının birleştirildiği ve Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2018 tarihli ve 2017/37 Esas, 2018/195 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan yeniden mahkûmiyet hükmü kurulduğu; inceleme dışı sanık … hakkında ise, “…sanığın aşamalarda değişmeyen biçimde… müştekinin bilgisi ve önceden verdiği rızası dâhilinde kendisinin düzenleyip imzaladığını savunması, tanıkların yeminli beyanının savunmayı doğrulaması ve mahkemenin oluşa ilişkin kabulünün de bu yönde olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın zarar verme bilinciyle hareket ettiği yönünde mahkûmiyetine … delil bulunmadığından suçun manevi unsurunun oluşmadığı…” gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

4. … hakkında verilen beraat kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 14.01.2019 tarihli ve 2019/73 Esas, 2019/351 Karar sayılı kararı ile; “… sanık … hakkında incelemeye konu dosyadaki hükmün daha önce Yargıtay incelemesinden geçmemiş, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20/07/2016 tarihinden sonra ilk kez verilmiş hüküm olması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, istinaf talebinin merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE…” karar verilmesi sonrası, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 2020/437 Esas, 2021/690 Karar sayılı kararı ile; “… katılanın baştan rızasının bulunduğunun ve bu … doğrultusunda sanık …’ın katılan adına istinaf dışı sanık … ile yazılı kira sözleşmesi yapıp, katılan adına imzaladığının kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesinin de sanık … yönünden bu kabul doğrultusunda beraat kararı verdiği anlaşılmış ise de, bu kabul uyarınca, iş yeri kiracısı olan istinaf dışı sanık … hakkında da suçun yasal koşullarının oluşmaması dikkate alınarak beraat kararı verilmesi gerekmesine rağmen, mahkumiyet kararı verilmesi yönünden hukuka aykırılık tespit edilmiş ise de; bu aykırılık konusunda mahallinde kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği…” denilmek suretiyle, sanık … hakkındaki beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.

6. 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır” hükümleri yer almaktadır.
7. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarihli ve 80/98 sayılı kararında; belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen … üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, verilen bu rızanın açık veya zımni olabileceği belirtilmiştir.
8. Bu kapsamda incelenen dava dosyası içeriğine göre, yurt dışında yaşayan katılan … adına düzenlenen iki adet sahte kira sözleşmesinin, sanık … tarafından … A.Ş. ve Datça Mal Müdürlüğüne sunulmak suretiyle kullanıldığı iddiasına yönelik açılan kamu davası sonucu yapılan yargılamada, sanığın savunmasında, suça konu kira sözleşmesinin katılanın bilgisi dahilinde arkadaşı tarafından katılan adına imzalandığını, kendisinin de bu sözleşmeyi kurumlara verdiğini beyan etmesi, birleşen dosyada yargılanan inceleme dışı sanık …’nin sorgusunda, katılanın rızası doğrultusunda onun adına imza attığını söylemesi, … Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 11.10.2017 tarihli uzmanlık raporuna göre, ”…” adına atfen atılı bulunan imzaların … eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bildirilmesi, katılan adına dosyaya ibraz edilen 15.01.2018 tarihli dilekçede, …’nin katılanın bilgisi dahilinde imza attığının belirtilmesi, Mahkemece sanık … hakkında zarar verme bilinci ve suç kastıyla hareket etmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında; sanık … yönünden de 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun manevi unsurunun oluşmadığı anlaşılmıştır.
9. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2018 tarihli ve 2017/37 Esas, 2018/195 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığı anlaşıldığından; sanık …’nin 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca BERAATİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2023 tarihinde karar verildi.