Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/4009 E. 2023/1989 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4009
KARAR NO : 2023/1989
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/3042 Değişik iş
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan
itirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2021 tarihli ve 2021/50659 Soruşturma, 2021/37721 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 20.06.2021 tarihli ve 2021/3042 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 20.06.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.03.2022 tarihli ve 2021/25029 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49349 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49349 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, somut olayda, müştekiler vekili tarafından sunulan şikayet dilekçesinde özetle, müştekinin borçlu olarak gösterildiği senedin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/72 değişik iş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı verilmesini takiben İstanbul 7. İcra Dairesinin 2021/3943 esas sayılı dosyası ile icra takibine konu olduğu, bahse konu icra işlemine karşı Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesince menfi tespit davası açıldığı, söz konusu senetteki imzaların müştekilere ait olmayıp sahte olduğu iddiaları ile ilgili olarak müştekiler vekilinin verdiği şikayet dilekçesiyle soruşturmaya başlandığı, teknik anlamda şikayetçi iddialarının görevli ve yetkili hukuk mahkemelerince karar verilmesinin gerektiği, yapılan inceleme sonucunda sahte belgenin tespiti halinde zaten suç duyurusuna konu olacağı, bu aşamada hukuk mahkemesinde dava konusu yapılmış bir işlemin ayrıca soruşturmaya konu yapılmasının ceza usulünün farklılığı nedeniyle mahkemeyi etkileyecek tarzda sonuçlar doğurabileceğinden ayrıca inceleme yapılamayacağından ve taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuki anlaşmazlık mahiyetinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; müştekiler aleyhine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/72 değişik iş sayılı ihtiyati haciz konulu dosyası ile İstanbul 7. İcra Dairesinin 2021/3943 esas sayılı ve Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/137 esas sayılı menfi tespit konulu dava dosyalarının celbi ile incelenmesi, suça konu senet dosya arasına alınıp, senet üzerindeki yazı ve imzaların müştekilere ait olup olmadığı hususlarının tespiti hususunda kriminal inceleme yaptırılmasının gerektiği ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelinin icra takibine konu ettiği bonodaki borçlu ve kefil imzalarının sahte olduğunun iddia edilmesi karşısında; şüpheli ve şikâyetçilerin ifadelerine başvurulması, takibe, ihtiyati hacze ve menfi tespit davasına ilişkin İstanbul 7. İcra Dairesinin 2021/3943 Esas sayılı, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/72 Değişik İş sayılı ve Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/137 Esas sayılı dosyalarının getirtilerek incelenmesi, onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, suça konu bono aslının dosyaya celbi ile bono üzerinde bulunan imza ve yazıların şüpheli ya da şikâyetçilere ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre şüpheli ya da şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; “…yapılan tüm işlemlerin hukuk mahkemesi nezdinde hakim kararı ile gerçekleşmiş olduğunun anlaşıldığı, senedin icraya konulmasından sonra imza veya borca itiraz edebileceği veya hukuk mahkemesi nezdinde menfi tespit davası açabileceği, esasen şikayet dilekçesi kapsamında bu yollara başvurulduğunun belirtilmiş olduğu, teknik anlamda şikayetçi iddialarının görevli ve yetkili hukuk mahkemelerince karar verilmesinin gerektiği, yapılan inceleme sonucunda sahte belgenin tespiti halinde zaten suç duyurusuna konu olacağı, bu aşamada hukuk mahkemesinde dava konusu yapılmış bir işlemin ayrıca soruşturmaya konu yapılmasının ceza usulünün farklılığı nedeni ile mahkemeyi etkileyecek tarzda sonuçlar doğurabileceğinden ayrıca inceleme yapılamayacağı ve taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuki anlaşmazlık mahiyetinde olduğu…“ şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 20.06.2021 tarihli ve 2021/3042 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.