YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4011
KARAR NO : 2023/4493
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan
itirazın reddi
Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2021 tarihli ve 2020/14084 Soruşturma, 2021/2320 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Aksaray 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.05.2021 tarihli ve 2021/1351 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 04.05.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.03.2022 tarihli ve 2021/16043 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49361 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49361 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüphelinin, müştekinin boşanma aşamasında olduğu eşinin babası olduğu ve dosya kapsamına göre müşteki ile şüpheli arasında düzenlenen 22/03/2002 tarihli çeyiz senedine ilişkin olarak, şüphelinin senet üzerinde sonradan değişiklik ve tahrifat yaptığının iddia edildiği olayda, dosyada mevcut Jandarma Kriminal Labaratuvar Amirliğinin 09/03/2021 tarihli ve MRK-DOK-2021-467 sayılı raporu ile “belge üzerinde bulunan tüm el yazılarının aynı kaligrafide olduğu, tüm el yazılarında aynı cins mavi mürekkepli kalem kullanıldığı, satır hizası ve kalem baskı izi yönünden benzerlikler olduğu ve tahrifat yapıldığını gösteren herhangi bir bulguya rastlanılmadığı” şeklinde tespit yapıldığının bildirildiği; Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 14/10/2020 tarihli ve 2020-76220 sayılı raporunda ise bahse konu belgede ise, “1. maddede yer alan “580 gr” ve 13. maddede yer alan “306 gr” yazıları ile …’ın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların …’ın eli ürünü olduğu, belge içeriğindeki diğer yazılar şahıslara huzurda yazdırılmadığından değerlendirme yapılamadığı, söz konusu “580 gr” ve “306 gr” ibarelerinin bulundukları konumlara sonradan ilave edilmiş olduğu, ancak yazı yaşı tayininde halen kullanıla gelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından söz konusu ibarelerin “… …” adına atılı imzadan önce mi sonra mı yazıldığı hususunda değerlendirme yapılamadığı” hususlarının bildirildiği, dolayısıyla her iki rapor arasında çelişkili bir durum bulunduğu anlaşılmakla, senette yer alan şikâyete konu yazıların belgeye sonradan eklenip eklenmediğinin tespitini içeren her iki rapor arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette yeni bir rapor aldırılarak, sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar
verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Aksaray 3. Aile Mahkemesinin 2019/64 Esas sayılı dosyası kapsamında kullanılan Çeyiz Senedi başlıklı belgede, şüpheli … tarafından sonradan ilave yapıldığı iddiasına ilişkin olarak, hukuk davasında alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 14.10.2020 tarihli raporunda; “…inceleme konusu belgede 1. maddede yer alan “580 gr” ve 13. maddede yer alan “306 gr” yazıları ile …’ın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların …’ın eli ürünü olduğu… söz konusu “580 gr” ve “306 gr” ibarelerinin mürekkep renk tonu, konum, ebat, satır hizası, baskı derecesi bakımından bulundukları satırlardaki diğer yazılardan farklılıklar gösterdikleri saptandığından “580 gr”, “306 gr” ibarelerinin bulundukları konumlara sonradan ilave edilmiş olduğu…” nun belirtilmesine rağmen, soruşturma aşamasında alınan Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 09.03.2021 tarihli raporunda; “…inceleme konusu belge üzerinde mürekkep yönünden yapılan incelemede; a. … … adına atfen atılı bulunan imzada siyah renk mürekkepli kalem, b. Diğer tüm ibareler ve … adına atfen atılı bulunan imzada ise aynı cins mavi mürekkepli kalem kullanıldığı tespit edilmiştir. 2. İnceleme konusu belge üzerinde tahrifat yönünden yapılan incelemede; belge üzerinde bulunan tüm el yazılarının aynı kaligrafide olduğu, tüm el yazılarında aynı cins mavi mürekkepli kalem kullanıldığı, satır hizası ve kalem baskı izi yönünden benzerlikler olduğu görülmüş olup tahrifat yapıldığını gösteren (silinti, kazıntı. ekleme, karalama vb.) herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır…” şeklinde görüş bildirilmesi karşısında, raporlar arasında farklılık bulunduğu gözetilerek, çelişkiyi giderecek şekilde yeniden uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğine göre Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş İhtisas Dairesinden rapor alınması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Aksaray 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.05.2021 tarihli ve 2021/1351 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.