Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/4016 E. 2023/2373 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4016
KARAR NO : 2023/2373
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
KARAR : Mahkûmiyet

İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2018 tarihli ve 2018/371 Esas, 2018/1093 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi suretiyle usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.04.2022 tarihli ve 2021/28569 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/57321 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/57321 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın, … Ödül adına düzenlenmiş iğfal kabiliyeti bulunan … belgesini kullanmak suretiyle resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, sanık tarafından polis memurlarına ibraz edilen … belge aslının orijinal belge aslı olduğu, üzerindeki fotoğrafın sanığa ait olmadığı, bu nedenle ilk bakışta kimliğin sanığa ait olmadığının anlaşılabilir olduğu, nitekim … belgesinin sanığa ait olmadığının polis memurlarınca tespit edildiği, bu hali ile kullanılan belgenin sahte olmadığı ve sahte resmi belgeyi kullanmak suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı cihetle, suçun maddî unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Hükmü yer almaktadır.
3. Resmi belgede sahtecilik suçunda birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise sahte olarak düzenlenen ya da değiştirilen bu resmi belgeyi kullanmaktır.
4. İncelenen dosya içeriğine göre; “…suç tarihinde kolluk tarafından durdurulan sanığın üzerinde, sahte olarak imal edilmiş … Ödül adına düzenlenen 356570 belge numaralı aldatma yeteneği olan … belgesi olduğu…” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de; soruşturma aşamasında alınan 08.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile kovuşturma aşamasında alınan … Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 25.04.2018 tarihli uzmanlık raporlarında, mahkûmiyet hükmüne esas alınan … belgesinin orjinal olduğu ve üzerinde tahrifat yapıldığını gösteren herhangi bir bulguya rastlanılmadığının belirtilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmıştır.
5. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2018 tarihli ve 2018/371 Esas, 2018/1093 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2023 tarihinde karar verildi.