Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/4318 E. 2022/18098 K. 31.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4318
KARAR NO : 2022/18098
KARAR TARİHİ : 31.10.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Sanık … müdafisinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü;
I) Sanıklar hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/12 maddesi uyarınca temyizi mümkün olmayıp itiraz yoluna tabi olduğu ve sanıklar hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçu yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazların mercisince incelenerek karara bağlanmış olduğu anlaşılmakla; dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
II) Sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
III) Sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31/03/2009 tarihli, 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği; sanık … kredi kullanan firmayı temsil ve ilzama yetkili kılınmış olmasına rağmen, kredi sözleşmesinde ve suça konu çeklerde şirket kaşesi üzerinde diğer sanık …’ın imzasının bulunduğu hususu da gözetildiğinde, tüm dosya kapsamı itibarıyla; sanık …’ın inkara yönelik savunmalarının aksine, mahkumiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 31.10.2022 tarihinde, (I) sayılı iade kararı yönünden Başkan Vekili …’ın karşı oyuyla, oy çokluğuyla; diğer yönlerden oy birliğiyle karar verildi.

(K.O)

KARŞI OY GEREKÇESİ

Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 31/10/2022 tarihli, ilamındaki sayın çoğunluğun (1) nolu iade düşüncesine katılmıyorum.
Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarına verilen ve CMK’nin 231/5 ve devamı maddeleri uyarınca geri bırakılan kararla ilgili olarak yapılan itirazın mahallinde Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/07/2016 tarih, 2016/600 D. İş sayılı kararı ile değerlendirildiği ve REDDİNE karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yasa yolu olarak itiraz yoluna tabi olan ve itirazın da merciince değerlendirildiği hükümlerle ilgili olarak sanık müdafiilerinin ısrarla temyiz isteğininde de bulunmuş olmaları karşısında, ortada temyiz edilebilir bir hüküm olmadığı için temyiz isteminin REDDİNE karar verilmesi gerekirken, İADESİNE karar verilmesi yerinde değildir.
Çünkü İADE kararı itirazın merciince incelenmediği hallerde uygulama alanı bulabilecektir. Oysa itiraz merciince değerlendirilerek sonuçlandırılmıştır. Bu sebeple İADE kararı konusuz kalmış olmaktadır.
Bu sebeple sayın çoğunluğun İADE görüşüne katılmıyorum. 31.10.2022


11. Ceza Dairesi Üyesi