Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/5662 E. 2023/4963 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5662
KARAR NO : 2023/4963
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/353 E., 2021/468 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.06.2014 tarihli ve 2014/77 Esas, 2014/366 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Kararın katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03.10.2019 tarihli ve 2017/11228 Esas, 2019/6996 Karar sayılı ilamı ile “sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve taksirle yaralamaya sebebiyet vermek iddiasıyla Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.12.2011 tarih ve 2011/8856 karar numaralı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara katılan … tarafından itiraz edilmesi üzerine Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 03.02.2012 tarih ve 2012/73 değişik iş numaralı kararıyla” itirazın reddine karar verildiği, daha sonra SGK’nın idari denetimi sırasında tanıklar (sanıklar) … … ve … …‘nin anılan kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara esas tanıklıklarının gerçeğe aykırı olduğunu beyan ettikleri, bu beyanları sonrası sanık hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2014 tarih ve 2014/665 esas numaralı iddianamesiyle kamu davası açıldığı anlaşılmakta ise de; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun’un 71 … maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 173 üncü maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğinin bu hususta karar vermesine bağlıdır” ve yine hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeye göre “(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.) itirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır” ile 172 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.) kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklindeki düzenlemeler bulunması, ceza yargılamasında usul hükümleri bakımından “derhal uygulama ilkesinin” geçerli olması ve somut olayda 5271 sayılı Kanun’un 173 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince alınmış herhangi bir karar bulunmaması karşısında; öncelikle aynı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durma kararı verilerek Edirne Sulh Ceza Hakimliği‘nden yeni delil nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılıp açılmayacağına yönelik karar alınıp bunun sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken anılan usul hükümlerine aykırı olarak açılan kamu davasında yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de, suça konu 15.06.2011 tarihli “iş kazası tutanağı” belgesinin özel belge niteliğinde olması nedeniyle sanığın özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyeti yerine suçun nitelendirilmesinde hataya düşülmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, kendilerini vekille temsil ettiren katılanlar lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretlerine hükmedilmemesi, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2020/353 Esas, 2021/468 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207, 62 ve 51 … maddeleri uyarınca ertelemeli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan … Kurumu Başkanlığı vekili, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna dair süre tutum dilekçesi sunmuş, gerekçeli kararın tebliğinden sonra başkaca dilekçe sunmamıştır.
2. Katılan … vekilinin temyiz isteği, ceza miktarının az verilerek ertelenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
3. Sanık müdafiinin temyiz isteği; suç vasfının oluşmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, delil takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, sorumlusu olduğu … Yapı Tekstil Firmasında kursiyer olarak çalışan ve iş yerinde geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralanan katılan … hakkında 15.06.2011 tarihli iş kazası tutanağını sahte olarak düzenlediği iddiasıyla hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Katılanın şikâyeti sonrası başlatılan soruşturmada, iş kazası tutanağında imzası bulunan temyiz dışı sanıklar … … ile … … tanık olarak alınan ifadelerinde imzaların kendilerine ait olduğunu beyan ettiklerinden, sanık ve temyiz dışı sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 19.12.2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, katılanın itirazı sonrası Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2012 tarih ve 2012/73 değişik iş kararı ile itirazın reddi ile kararın kesinleştiği, daha sonra SGK Edirne Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün idari denetimi sırasında tanıklar (sanıklar) … … ve … …‘nin anılan kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara esas tanıklıklarının gerçeğe aykırı olduğunu beyan ettiklerinden suç duyurusunda bulunulduğu ve sanık hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2014 tarih ve 2014/665 esas numaralı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, bozma kararı sonrası Edirne 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.10.2020 tarihli ve 2020/4239 Değişik İş sayılı kararı ile sanık hakkında soruşturma işlemlerinin yapılmasına ve kamu davası açılmasına ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır.

3. Sanık; tutanağı kendisinin düzenlediğini, firma kaşesi üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu, güvenlik görevlisi Neslihan’a tutanağı vererek ilgili şahıslara imzalatması için verdiğini, onun da imzalı olarak getirdiğini, kimseye ifadesi için baskıda bulunmadığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
4. … … ve … …; çalıştıkları iş yerinde meydana gelen kazayı ve düzenlenen suça konu tutanağı görmediklerini, işlerini kaybetme korkusu ile Fabrika İnsan Kaynakları Müdürü olan sanığın baskısı ile onun istediği şekilde ifade vermek zorunda kaldıklarını beyan etmişlerdir.
5. … (Akıncı); kazayı görmediğini, sanık kendisini işten atmakla tehdit ettiğinden tutanağı imzaladığını beyan etmiştir.
6. Uzmanlık raporuna göre; suça konu tutanaktaki … … ve … … adlarına atılı bulunan imzaların sanık …, … …, … ve … …’ye ait olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
7. Mahkemece; sanığın savunmasına ve sanığın getirdiği savunma tanıklarına itibar edilmeyerek, özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mâhkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılanlar vekilleri ile sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun ile değişik 231 … maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında, sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşmuş somut bir zarardan söz edilemeyeceği, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve suç tarihinden sonra kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, 6545 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişikliğin suç tarihinden sonra olması ve aleyhine olan bu düzenlemenin uygulanma imkânının bulunmaması nedeniyle sanığın suç tarihi itibari ile engel sabıkasının olmadığı, dosyaya yansıyan olumsuz kişiliği bulunmayan ve hakkında takdirimi indirim nedeni uygulanarak tayin olunan cezanın ertelemesine karar verildiği anlaşıldığından, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2020/353 Esas, 2021/468 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.06.2023 tarihinde karar verildi.