YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5817
KARAR NO : 2022/20454
KARAR TARİHİ : 15.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme ve kullanma
HÜKÜMLER : Beraat, Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık …, sanık …, sanıklar …, … ve müdafileri, sanık … müdafii, sanık … müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Onama, bozma
I-Sanık … hakkında “2009 takvim yılı sahte fatura düzenleme ve kullanma” suçlarından verilen mahkûmiyet ve beraat hükümlerine yönelik sanık … müdafii ile katılan vekilinin, sanık … hakkında “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … ve müdafiin temyiz nedenlerinin incelenmesine gelince:
Sanıklara yüklenen “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma” suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, sanıkların mükellef şirketin yetkilisi oldukları dönemler dikkate alındığında suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekili, sanık … müdafii ile sanık … ve müdafiin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
II-Sanıklar … ve … hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında, sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında, sanık … hakkında 2009 takvim yılında, sanık … hakkında ise 2011 takvim yılında “sahte fatura düzenleme ve kullanma” suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde:
5271 sayılı CMK’nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı nazara alındığında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2012 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında vergi incelemesi ve mütalaaya uygun olarak, sanıkların şirketin yetkilisi oldukları dönemler dikkate alınmak suretiyle, sanık … hakkında 2009 takvim yılında, sanıklar … ve … hakkında 2011 takvim yılında, sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında, sanık … hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında “sahte fatura düzenleme ve kullanma” suçlarından kamu davası açıldığı, sanıklar … ve … hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında, sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında, sanık … hakkında 2009 takvim yılında, sanık … hakkında ise 2011 takvim yılında “sahte fatura düzenleme ve kullanma” suçlarından açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden beraat hükümleri kurulması, yasaya aykırı,
III-Sanıklar … ve … hakkında 2011 takvim yıllarında, sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında, sanık … hakkında 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında “sahte fatura düzenleme ve kullanma” suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık …, sanık …, sanık … ve müdafii ile sanık … müdafinin temyizlerinin incelenmesine gelince;
Hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık …, sanık …, sanık … ve müdafii ile sanık … müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.12.2022 tarihinde sanıklar …, … ve … haklarında 2009 takvim yılında sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarından açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nazara alınarak düşmesi gerektiğine dair Başkanvekili …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla, diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 15/12/2022 tarihli, ilamın III. bendindeki hükümlerin tamamının bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerle kısmen katılmıyorum.
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan aykırılığın konusu her biri bağımsızlığını koruyan ancak zincirleme şekilde işlenen suçlar yönünden zaman aşımının ayrı ayrı mı yoksa son işlenen suç tarihinden geriye doğru (zincirdeki suçların tamamını kapsayacak şekilde) bir bütün olarak mı hesaplanacağına ilişkindir.
İnceleme konusu yerel mahkeme kararında sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemleri ile ilgili olarak sanık hakkında birden fazla takvim yılına (2009, 2010, 2011 takvim yılları) ilişkin ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmaktadır.
Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nin 43/1 maddesine göre; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.”
Zamanaşımının hesaplama yöntemini düzenleyen TCK’nin 66/6 maddesine göre; “… zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden… işlemeye başlar.”
Yerel mahkemece sanığın birden fazla takvim yılına ilişkin sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş olup, inceleme tarihi itibariyle bazı takvim yılına ilişkin suçlardan açılan kamu davalarının yasada öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle TCK’nin 66/1-e ve 67/4 maddeleri uyarınca düşürülmesi zorunludur.
Sanığa atılı sahte fatura düzenleme ve kullanma suçuna öngörülen olağan zamanaşımı süresi TCK’nin 66/1-e maddesine göre 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise TCK’nin 67/4 maddesine göre 12 yıldır.
TCK’nin 43/1 maddesindeki düzenlemeye göre zincirleme suçlar aynı suç işleme kararı ile işlenmiş olmasına rağmen her biri bağımsızlığını korumaktadır. Buna karşılık bağımsızlığı koruyan suçlara tek bir ceza verilmesi, ancak bu cezanın artırılarak uygulanması benimsenmiştir. Dolayısıyla zincirleme suç kurumu sanık lehine bir düzenlemedir. Zincirleme olarak işlenen her bir suç bağımsızlığını koruduğu içinde birbirinden bağımsız olarak zamanaşımına uğraması gerekir. Diğer bir değişle zincirleme olarak işlenen suçlardan bazılarının zamanaşımına uğraması halinde bu suçların zincirden çıkarılması ve yalnızca zamanaşımına uğramayan suçların cezalandırılması gerekir. ( TANER, Fahri Gökçen, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s.165; KUNTER, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, s.69; ayrıca TAŞDEMİR Kubilay, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, 2. Bası, Ocak 2015, s.134)
TCK’nin 66/6. Maddesindeki düzenleme zaman aşımının başlangıcının tespit açısından mahkemelere ışık tutan bir düzenlemedir. Diğer bir deyişle, yasa koyucu zincirleme şekilde işlenen suçlarda zamanaşımının zincirin hangi halkasından başlatılacağına ilişkin bir belirleme yapmaktadır. Esasen böyle bir düzenleme olmasaydı dahi suç teorisi gereği zamanaşımının zincirin en son halkasından başlatılması gereklidir.
Dolayısıyla kural olarak dava zamanaşımı süresi zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren başlarsa da bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bu suçlar arasındaki zaman aralıkları net ve ayrı ayrı belirlenebilecek durumda ise zincirin halkasını teşkil eden suçlardan bir kısmının diğer suçlardan bağımsız olarak dava zamanaşımına uğraması mümkündür. TCK’nın 43/1. maddesinde fiillerin çokluğu korunurken cezanın birliği ilkesi benimsendiğine göre inceleme tarihi itibariyle zincirleme suçun halkalarına oluşturan suçlardan biri ve birkaçının zamanaşımına uğraması halinde bu suçlar bakımından düşme kararı verilmesi zorunludur. Çünkü TCK’nin 66/6. maddesi fiillerin çokluğunu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir.
Bu açıklamalar ışığında inceleme tarihi itibariyle olağanüstü zamanaşımı gerçekleşen (sanıklar …,…,… hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura kullanma ve düzenleme suçlarından açılan) kamu davalarının düşürülmesi gerekir. Bu sebeplerle sayın çoğunluğun hükümlerin tamamının bozulması yönündeki düşüncesine katılmıyorum. 15.12.2022
…
11. Ceza Dairesi Üyesi