YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6923
KARAR NO : 2023/2237
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/491 E., 2022/410 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Onama, Kısmi iade
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2012 tarihli ve 2011/632 Esas, 2012/631 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, her katılana yönelik eyleminden ayrı ayrı 4 kez mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 09.11.2016 tarihli ve 2014/4933 Esas, 2016/8479 Karar sayılı kararı ile adli para cezası yönünden düzeltilerek onama kararı verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının farklı tarihlerde tekerrür ve vasfa yönelik yaptığı itirazlar sonrasında Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/7917 Esas, 2021/1034 Karar sayılı karar ile “… UYAP üzerinden yapılan sorgulamada, sanık hakkında benzer şekilde, emeklilik işlemlerini halledeceğini söyleyerek farklı kişilerden para alıp, işlemleri halletmediği ve paraları da iade etmediği iddiasıyla açılan ve hakkında mahkumiyet hükümleri verilen bir çok davanın bulunduğu, sanığın para aldığı hiç bir mağdurun emeklilik işlemleriyle ilgili bir girişiminin olmadığı ve çeşitli bahanelerle aldığı paraları iade etmekten kaçındığı anlaşılmakla; sanığın, benzer yöntemler kullanmak suretiyle baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğinin kabulü ile eylemlerinin 6763 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254 maddeleri gereğince uzlaşma kapsamındaki TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hükümler kurulması,
Kabule göre de; 1-…, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması, 2-…sanık hakkında, suç tarihinden sonra kesinleşen Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/132 Esas, 2010/572 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınamayacağı…” gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi hükmününü bozulmasına karar verilmiştir.
4. Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/491 Esas, 2022/410 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 4 kez 10 ay hapis ve 1660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebebi, atılı suçun oluşmadığına, suç kastının bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Emekli Bağkur çalışanı olan sanığın, katılanlarla emeklilik işlemlerinin takip etmesi konusunda anlaşıp bu amaçla para alması, ancak işlemleri takip etmemesi, paraları da geri vermemesi biçimindeki eylemi nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık katılanlardan para aldığını, ayağının kırılması nedeniyle Ankara’ya gitmesi gerektiğini, işyerinin bu nedenle kapalı kaldığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılanların oluşu bu şekilde anlattıkları, kendilerinden para alan sanığın emeklilik işlemlerini gerçekleştirmediğini, hatta hiç başvuru yapmadığını beyan ettikleri görülmüştür.
4. Bozma öncesi yapılan uzlaştırma işleminde sanığın edimli olarak uzlaşmayı kabul ettiği ancak yerine getirmediği, bozma sonrası dosyanın yeniden uzlaştırma bürosuna gönderildiği, ancak katılanların daha önce verdiği sözleri tutmayan sanık ile uzlaşmak istemediklerinin bildirildiği, yine katılanların beyanlarından sanığın katılanların zararlarını karşılamadığı anlaşılmıştır.
5. Mahkeme katılanlar ile suçtan zarar görenlerin istikrarlı beyanları, sanığın kısmi ikrarı ile tüm dosya kapsamına göre temyize konu mahkumiyet kararları vermiştir.
IV. GEREKÇE
A.Katılanlar Vekilinin Temyizi Yönünden
Katılanlar vekilinin kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, 10.05.2021 tarihli dilekçe ile kararın kesinleştirilmesini istemek suretiyle temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin verdiği kararlar ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine verilen yeni kararlar arasında zamanaşımı süresinin durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesine aykırı davranılarak ve kazanılmış hakları gözetilmeyerek fazla ceza tayini hukuka aykırı görülmüştür.
2. Mahkumiyetin kanuni sonucu olduğu halde uygulanmayan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
A. Katılanlar Vekilinin Temyizi Yönünden
Katılanlar vekilinin kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, 10.05.2021 tarihli dilekçe ile kararın kesinleştirilmesini istemek suretiyle temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/491 Esas, 2022/410 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkralarından adli para cezalarına ilişkin kısımlardan sırasıyla “100 gün”, “83 gün” ve “1660 TL” terimlerinin çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2023 tarihinde karar verildi.