YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7505
KARAR NO : 2023/3204
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2015/79 Esas, 2015/334 Karar sayılı kararı ile
1.Sanık … hakkında, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık … hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2015/79 Esas, 2015/334 Karar sayılı kararının sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve 2019/10657 Esas, 2020/1085 Karar sayılı kararı ile
Sanıklar hakkında eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2020/111 Esas, 2022/288 Karar sayılı kararı ile
1. Sanık … hakkında, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık … hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar hakkında,
Kurulan hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz isteği, sanığın suç işleme kastı olmadığına, samimi beyanlarda bulunduğuna, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, ilgili kişilerin davaya dahil edilip dinlenmediğine, sabıkasız olan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme hükümlerinin uygulanmama gerekçelerinin yetersiz olduğuna, belirtilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
2. Sanık … müdafiinin temyiz isteği, verilen kararın esas ve usul yönünden hukuka aykırı olduğuna, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporundaki eksiklere yönelik dosyaya sunulan bilimsel mütalaanın mahkeme tarafından değerlendirilmediğine, Adli Tıp Kurumu raporu ile bilimsel mütalaa arasındaki çelişkinin giderilmediğine, sanık …’nin yanıltması nedeniyle olayın meydana gelmiş olduğunu destekler mahiyetteki delillerin değerlendirilmediğine, sanığın kastının bulunmaması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığına, eksikliklerin giderilmesi ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’nin, 04.07.2013 tarihinde yaptığı trafik kazası sonucu eşi ve kızının ölümü nedeniyle bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/339 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılaması sırasında alınan savunmasında, bir buçuk çay bardağı viski içtikten sonra akşam araç kullandığını, 2,08 promil alkollü çıktığını, hızının normal olduğunu, sol gözünün %70 problemli olduğunu, ehliyetini gözü %70 görmediği halde … … Kursundan aldığını, yasal yollardan özürlü … belgesi alma imkanı olmasına rağmen … kursundaki kişilerin normal … belgesi alabileceğini söylediklerini, herhangi bir muayeneye gitmediğini, raporu görmediğini, raporda ne yazdığını bilmediğini beyan etmesi üzerine sanık …’nin raporunu düzenleyen hekimler ve … kursu yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
2. Suça konu 13.10.2008 tarihli sanığın muayenesinin ilgili yönetmeliğe uygun olarak yapıldığı ve ehliyet alabileceğine ilişkin raporun suç tarihinde Pınarbaşı Merkez 1 Sağlık Ocağında doktor olarak görev yapan sanık … tarafından düzenlendiği ve yetkili doktor … tarafından onaylandığı tespit edilmiştir. İlgili sağlık ocağı kayıtlarından sanık …’nin muayeneye şahsen başvurmadığı yönünde bir bulguya rastlanmadığı, ancak suça konu raporun kişinin sağlık durumu ile çelişmesi nedeniyle sanığı muayene eden ve raporu düzenleyen doktor … hakkında 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni verilmiştir.
3. Yapılan soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan suç tarihindeki … kursu yetkililerinin özetle; …’yi tanımadıklarını, … kursuna ehliyet için başvuran adayların, gerekli belgeleri topladıktan sonra kursa kaydedildiklerini, bu belgeleri toplama konusunda hiçbir adaya yardımcı olunmadığını, adayların kurstan aldıkları matbu evrakla ilgili sağlık kuruluşlarına bizzat müracaat ederek ilgili sağlık raporunu kendilerinin aldıklarını, doktorlar … ve …’ı tanımadıklarını beyan ettikleri ve 19.09.2014 tarihli tutanağa göre sanık …’nin kendisine rapor sağladığını beyan ettiği … kursu yetkililerine ilişkin herhangi bir teşhis yapamadığı anlaşılmıştır. Yine sanık doktor … ve … kursu yetkilileri arasında suç tarihlerinde görüşme olup olmadığına yönelik alınan iletişim tespit kayıtlarında aralarında irtibat tespit edilemediği belirlenmiştir. Anılan nedenlerle … kursu yetkilileri hakkında raporun düzenlenmesinde iştiraklerinin olduğuna dair delil bulunmaması nedeniyle 07.11.2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararının verildiği anlaşılmıştır.
4. Eksik araştırma ve inceleme ile sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu yönündeki Yargıtay bozma ilamına uyularak, mahkemece sanık …’nin suç tarihinden önce ve sonrasında yapılmış olan göz muayenesi kayıtlarının getirtilerek, suç tarihinde doktor …’ın yaptığı muayene ile sanığın rahatsızlığının anlaşılmasının mümkün olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’ndan rapor alındığı, anılan 07.09.2021 tarihli raporda, ”kişiye ait tüm adli tahkikat dosyasının/tıbbi belgelerin yapılan incelemesine göre sol gözde görme kaybının tanımlandığı, kişinin 16/12/2020 tarihinde kurulumuzda yapılan göz hekimi muayenesinde sağ görmesinin tam olduğu, solda ise görme kaybının olduğu mahkemesince sorulduğu üzere kişinin 26/09/2006 tarih 26301 sayılı resmi gazetede yayımlanan yönetmelik çerçevesinde kişinin MONOOKÜLER ehliyet alabileceği,… yapılan sağ ve sol göz mukayeseli muayenesinde sol gözün sağa göre küçük çapta olduğu, sol gözün sağa göre açık ve … renkli, pupilinin fiks dilate görünümde olması nedeniyle sorulduğu üzere bu durumda yapılabilecek muayenelerinde kişinin sol gözünde tespit edilen görme kaybı ile sol göz görünümünde hekim tarafından yapılan muayene ile farklılığının anlaşılabileceği” yönünde mütalaa bildirildiği anlaşılmıştır.
5. Sanık müdafii tarafından dosyaya ibraz edilen 22.03.2022 havale tarihli Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.A.Coşkun Yorulmaz’ın bilimsel mütalaasında, özetle, sanık …’nin 16.12.2020 tarihli muayenesi sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunun “yeni muayene” bulguları göz önüne alınarak düzenlendiği, …’nin geçmişe dönük tıbbi kayıtlarında 2014 yılına kadar yapılan muayenelerinde, dışarıdan çıplak göz ile yapılan muayene ile tespit edilebilecek bir bulgu belirtilmediği, görme keskinliği muayenelerinde de özellikle tecrübesiz hekimlerin olmak üzere tecrübeli göz hekimlerinin dahi sekonder kazancı bulunan hastalar tarafından yanıltılmasının mümkün olduğu, kişinin 13.10.2008 tarihindeki durumunun, biomikroskopi ile yapılabilecek bir muayene sonucunda ancak bir göz hastalıkları uzmanı hekim tarafından anlaşılabileceği, bunun sağlık ocağı şartlarında bir pratisyen hekimden beklenmeyeceği, bu kapsamda 2008 yılında yapılan muayenede görme keskinliği için kullanılan yöntem dikkate alındığında hekim tarafından görme kaybının “saptanamama” olasılığı bulunup bulunmadığı sorusunun yanıtının, açık bir şekilde saptanamayabileceği olduğu belirtilmiştir.
6. Sanık …’nin aşamalarda sağlık ocağına gitmediğini ve muayene olmadığını beyan ettiği, sanık …’ın ise aşamalarda özetle, sanık …’yi tanımadığını ancak genel olarak göz muayenelerinde klasik belli mesafeden çeşitli ebatlardaki harfleri okutarak değerlendirme yapıldığını, hiç kimseye muayene etmeden rapor vermediğini, sanık …’deki rahatsızlığın suç tarihinde dışarıdan anlaşılamayacak mahiyette olabileceğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
7. Mahkemece, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 07.09.2021 tarihli raporu, sanık … savunmaları ve tüm dosya kapsamından, sanık …’ın görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belgeyi gerçeğe aykırı olarak düzenlediği, sanık …’nin sahte olduğunu bildiği resmi belgeyi kullandığı sabit görülerek, eylemlerine uyan hukuki süreç başlığı altında belirtilen Kanun maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Gerekçeli karar başlığında 12.12.2013 olarak yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu belgeye göre 13.10.2008 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Dosya kapsamındaki bilgi, belge, beyan ve raporların incelenmesi neticesinde, sanığın … kursu yetkilileri ile iletişim ve irtibatının tespit edilmemiş olması, aşamalardaki sanık savunmalarına göre sanıkların birbirlerini tanımamaları, sanık …’nin muayeneye bizzat başvurmadığına ilişkin bir bulguya da rastlanmamış olması karşısında sanık …’ın, gerçeğe aykırı belge düzenleme kastı ile hareket ettiğine ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı ancak sanık tarafından düzenlenen suça konu rapor ile kişinin sağlık durumunun açıkça çelişmesi nedeniyle sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme gösterdiğinin sabit olduğu anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.02.2014 tarihli 2012/11-1347 Esas ve 2014/30 Karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık … ile> aralarında maddi bir ilişki bulunduğu her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamayan sanık …’ın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle, hukuka aykırılık bulunmuştur.
3. Ancak, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu gözetilerek, sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
4. Dosya kapsamına göre suç tarihinin 13.10.2008 olduğu ve bu tarihten hüküm tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1.Gerekçeli karar başlığında 12.12.2013 olarak yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu belgeye göre 13.10.2008 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. Dosya kapsamına göre suç tarihinin 13.10.2008 olduğu ve bu tarihten hüküm tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde A ve B bendinde açıklanan nedenlerle Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2020/111 Esas, 2022/288 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.